Gazze dramı 21. yüzyılın ilk on yılının utanç tablosu olarak hafızalara kazınacak. Gözleri kararmış, vicdanları çıkarlarının gölgesinde kalmış bir güruh, Gazze ile ilgili sorumluluk duyan, uluslararası topluma duyarlılık çağrısı yapan herkese karşı karalama kampanyası yürütüyor. Gazze üzerinden yaşananlar uluslararası sistemin normlarını ve kurumlarını sorgulanır hale getiriyor.
Bütün bu gelişmeler yaşanırken, Gazze halkı, yeryüzünün yeni lanetlileri mücadelelerini sürdürüyorlar. Kameralar önünde birer birer ölürken, kucaklarındaki çocukların fosfor bombasıyla yaralanmış vücutlarını sarmaya çalışırken hepimizi merhamete çağırıyorlar. İfade edilmese de İsrail uluslararası toplum nezdinde pozisyon kaybetti. İngiltere‘de görüldüğü gibi İsrailli yöneticiler tutuklanma tehlikesi ile yüzleşti. İsrail‘in askeri kabiliyeti sorgulanmaya başlandı. Amerika, İsrail‘in frenlenmesi düşüncesiyle yeniden denkleme dâhil oldu. Filistin‘in diğer yarısı, Batı Şeria, Gazze‘nin acısını paylaşıyor ve çatışmalara varan huzursuzluklar var.
Gazze dramında sadece masum Filistinliler değil bütün bir insanlık sınavdan geçiyor. İnsanlığın bu kadar yüzyıllık tarihi tecrübesinin dünyanın gözleri önünde böylesi bir trajedinin yaşanmasına izin verip vermeyeceği hepimizi ilgilendiren bir soru. Sivil toplum kuruluşları uluslararası toplumun vicdanı gibi hareket ederek Gazze‘ye ulaşmaya çalışıyorlar. Yüzyılın ikinci on yılında bölge ülkeleri ve uluslararası toplumun aynı merhamet ve cesareti göstermesini dilemekten başka bir şey maalesef elimizden gelmiyor.