“Yerimiz” Belli, “Yurdumuz” Belli…

Abone Ol

“ Azerbaycan” derse birisi “Karabağ evimiz” deriz.

Doğu Türkistan, en büyük özlemimiz, parçamız.

Filistin, kanayan yaramız.

Tedavi ederiz her daim…

Bu uğurda kan veririz,

Gerekirse can veririz.

Bosna ve Çeçenistan ile sanki

Aynı anadan aynı babadan gibiyizdir.

 

Biz tarafsız olamayız.

“Adaletli oluruz” o ayrı.

Ama hiçbir gazeteci tarafsız olamaz, tıpkı gazeteler gibi.

“Ama”yı pek kullanmayız.

“Fakat” ile işimiz olmaz.

Düzüzdür… Düm düzüz…

Bedeller ödedik, ödemeye de devam ediyoruz…

Kimseye borcumuz yok,

Eyvallahımız da.

Ödediğimiz bedeller

Düz yolda karşımıza çıkan engellerin karşılığı.

Biz yolumuzdayız.

Düm düz gidiyoruz.

 

Ölçü birimimiz bellidir.

Biraz bize has bir birim.

HAMAS’a kim ne kadar yakınsa bize de o kadar yakın.

İsrail’e kim ne kadar yakınsa bize o kadar uzak.

Mesafeleri herkes kendi tayin eder.

Biz hep aynı yerdeyiz.

 

Evlerimize kilit vurdular kaç kez…

El koydular eserlerimize.

Bin bir türlü hilelerle, desiselerle,

Kolumuzu, bacağımızı kestiler.

Yanımızdakileri, yakınımızdakileri elde ettiler.

Onlarla birlikte tüm biriktirdiklerimizi de götürdüler.

Giderken masamızı sandalyemizi dahi yürüttüler.

Ama bizim ayakta kalacak mecalimizi hiç alamadılar elimizden.

Ayakta, dim dik durduk,

Oturanlar, yan gelip yatanlar bize ters baktı.

Bizi baktıkları yerden gördükleri gibi sandılar.

Buradayız!

İlk günkü yerimizde.

Harç kardılar üzerimize beton atmak için bir fiil.

Ama biz hep taze bir filiz gibi her bahar fide verdik, dal verdik…

 

Bizim savaşımız hiç bitmedi.

7 Ekim’de de başlamadı zaten!

Bu savaşı da biz başlatmadık.

Hiçbir savaşı başlatmadığımız gibi.

“Haçlı’nın evlatları” bırakmıyor evlatlarımızın peşini.

Biz, bize ait olanı koruma derdindeyiz.

Malımızı, canımızı, namusumuzu ve bize emanet edilenleri.

O emanetler de canımızdan, malımızdan ve namusumuzdan daha aşağı değil.

Çiğneniriz, çiğnetmeyiz.

“Yerimiz” belli “yurdumuz” belli…

Hak, batıla galebe çalacak elbet!

İnanıyoruz, üstünüz biiznillah.