Ülkemizde yüksek gerilim altında yerel seçim hazırlıkları
yapılıyor. Hem içeride hem dışarıda karşı karşıya kaldığımız gerilimli konular
var. Dış politika meseleleri iç politikaya malzeme yapılıyor. Böyle giderse
olacak olan şudur: Partiler belediye başkan adaylarına oy isterken; Suriye yi
anlatacaklar, Mısır daki darbeyi hatırlatacaklar, dış müdahaleden
bahsedecekler...
CHP, yerel seçim kampanyasını Adana da düzenleyeceği
Savaşa Hayır mitingiyle başlatacağını duyurdu. Genel Başkan Yardımcısı Gürsel
Tekin, seçim hazırlıklarının devam ettiğini, parti olarak temalı mitingler
düzenleyeceklerini söyledi. Öte yandan çözüm süreci ile Cami-Cemevi tartışması
da seçimlere damgasını vurmaya aday konular arasında. Dış politikada hata
üstüne hata yapılırken, iktidar bildiğinden şaşmıyor. Öyle anlaşılıyor ki iç
siyasette, hatta yerel bir konuda, dış politika belirleyici olacak. Dış
politikadan artan vakit olursa o da yerel yönetim politikalarına değil sıradaki
konulara harcanacak. Çözüm süreci, Cemevi-İbadethane konuları, Gezi Parkı nda
ikinci aşama vs. belediye başkan adaylarının ne söylediğine, projelerinin ne
olup olmadığına kimse dönüp bakmayacak bile. Belediye konularının bir kıymeti
harbiyesi de olmayacak gibi görünüyor. İnsan sormadan edemiyor: Beyler ne
oluyor! Seçime mi gidiyoruz, harbe mi gidiyoruz
Tabii bu tablonun oluşmasında en büyük pay, iktidar
partisinin politikaları ve kullandığı ayrıştırıcı dil sebebiyle Sayın Başbakana
aittir. İktidar partisinin bir çıkmaz sokağın eşiğinde bulunduğu, bu duruma
Sayın Başbakanın seçerek yanına aldığı yalaka takımın neden olduğu içeriden de
dillendirilmeye başlandı. Türkiye de hiç kimseye faydası olmayan lüzumsuz bir
gerilim yaşanıyor. Bu ülke, bu gerilimden zararlı çıkar. Bu gerilim, bu ülkeyi
büyük felaketlere sürükleyebilir.
Gerilim siyaseti sanki bir milenyum projesi. Yüksek
gerilimli politikalar bir strateji olarak benimsenmiş ve öyle uygulanıyor gibi
geliyor bize.
Bu düşünceye sahip olmak için çok neden var:
AK Parti 2001 yılında kuruldu. Henüz teşkilatlanmasını
bile tamamlamadan gazete manşetlerinde seçimlerde AK Partinin birinci parti,
CHP nin ikinci parti olacağı duyuruldu. Seçmen bu şekilde yönlendirildi.
Böylece günümüzden tam 12 yıl önce suni bir fay hattı oluşturulmuş oldu. Yerel
ve genel seçimlerin hepsi gerilim politikası üzerinden üretilen ayrıştırıcı
siyasetin gölgesinde yapıldı. Seçmen, gerilim politikalarının tam orta yerinde
kaldı. Seçmene dayatılan yeni şartlar, kendi gerçek düşüncesini bir kenara
bırakmasını, iki partiden birinin
arkasında saf tutmasını adeta zorunlu kıldı. Onun için hem AK Parti hem de CHP
her seçimde oylarını artırdılar. Şimdi yaşananlar ise gerilimin hedef
büyütmesinden ibaret. Planlı olarak tırmandırılan gerilim artık kontrol
edilemiyor. Şimdilerde sınırlarımızı aştı, ülke dışına taştı. Hal böyle olunca
oltanın ucuna özenle yerleştirilen gerilim yemine takılanlar isteseler de
kendilerini kurtaramayacakları bir noktaya sürüklendiler. Çünkü yemin içine
gizlenen olta iğnesi onları çekip götürmektedir. Her balık türünün iğnesinin
farklı olması gibi; bu işlerde de herkesin zaafı farklıdır ve her zaafa uygun
eğilim kendi gerekçesinin içinde gizlidir.
Her seçim dönemi seçmene tercihleri bakımından önemli
fırsatlar sunar. Önümüzdeki yerel seçimler hem seçmene hem de iktidara fırsat
sunuyor. Seçmen, tercihini doğru kullanması halinde iş aslına rücu edecektir.
Bu durumda hem Türkiye nin normalleşmesine katkı sunulmuş olacak hem de
hükumeti kuvvetli bir şekilde ikaz etmiş olacaktır.