Gelişmelere, yenilikçiliğin sefaleti olarak da bakabiliriz. Bazen hayır şer suretinde veya şer hayır suretinde tezahür eder ve görülebilir. Bundan dolayı son günlerde yaşadığımız olaylar inşallah yeni kırılma ve kırılmalara neden olmadan hayra hizmet eder. Şunu söylemeye çalışıyorum. Dindarlar çeşitli akımların ve rüzgarların etkisiyle başkalaştılar ve kendileri olmaktan çıktılar. Ağız tatlarını kaybettiler. Kimyaları değişti. Bu yeni gelişmeler ışığında, yeniden toparlanabilir miyiz Böyle bir umut var mı Üzerimize giydirilen deli gömlekleri ve iğreti kisvelerin veya örtülerin yırtılması veya kalkmasıyla belki orijinal yapımıza geri dönebiliriz. 28 Şubat sürecinden ve sonrasında 11 Eylül rejimlerinin getirdiği tortularla birlikte İslami gerçeklerin yerine üretilmiş gerçekler aldı. Ya da İslam dünyasında kendi zeminini inkar eden yenilikçi hareketler peydahlandı ve bunlar otantik ve orijinal anlayışın yerine geçtiler. Bu çizgi sapması basiretimizi örttü ve algımızı yönetti ve bizi kendi zeminimize ve kendimize yabancılaştırdı. Şimdi ise bu yenilikçi kanat ve yapıların birbirlerini tasfiye etmeye yöneldiklerini görebiliyoruz. Daha önce kader birliği eden ve birbirini besleyen bu yenilikçi yapılar kuralsız büyüme ve diğerini yutma iştahı üzerinden sevk-i kader ile birbirlerine düştüler. Birbirini büyüten bu yenilikçi yapının şimdi birbirini küçültmeye azmettiğini görebiliyoruz. Bu zahiren bizim için bir imtihan vesilesi hatta keder ve üzüntü verici bir gelişmedir. Şamata yapacak halde değiliz. Müslümana da şamata değil, vakar yakışır.
*
Kafa kafaya veren bu yapıların kafa kafaya çarpışmaları neticesinde yeni bir döneme girmiş olduk. Bu yenilikçi yapılar birbirlerini tasfiye edecek olurlarsa orijinal ve kaybolmuş çizgi yeniden ortaya çıkabilir. Amerikancı tabirle söyleyecek olursak; Kurucu ataların ortadan kaybolmasıyla birlikte yerlerine yenileri ve yenilikçileri geldi.
Risale-i Nur ekseni Hizmet grubu üzerinden yenilenmeye sahne oldu. Nurcular bu aşamada Neonurcular haline geldiler. Kendilerine ve çevrelerine yabancılaştılar. Milli Görüş hareketi de Yenilikçi Hareket oldu. Daha önce tanımadığı hizmet yöntemiyle tanıştı. Bu onun veya onların hızlı ve kuralsız büyümesine neden oldu. Zamanla da şikayet edildiği üzere, ister paralel devlet isterse güç merkezi denilsin yoluna çıkan başkalarını yutmaya amade bir yapı zuhur etti. Bu yapı ötekilerle ilişiklerinde ya düşmanlık ya da ayartma ve kullanma yöntemini üzerine kurulu. Ya düşmanca ya riyakarca! Sonuçta, Türkiye’de yaşananlarla birlikte korkunç bir infilaka tanık olduk. Bu da İslami kesimler önündeki arızi yani geçici devrenin sona erdiğini gösteriyor. Gayret edersek orijinal damarı yeniden yakalayabiliriz. Nurcuların yenilikçi kanadını Hizmet ekolü yürütüyordu. Buna mukabil, AKP de Milli Görüş çizgisinin yenilikçi yüzünü temsil etti. Bunlar geçen süre zarfında ittifaklar kurdular. Lakin kuralsız büyüme ve kuralsızlık onları uzlaşmadan çatışma zeminine çekti. Bu sonuçta iki tarafı da zayıflatacak ve altında kaybolmuş damarları ve filizleri yeşertecek bir gelişmedir. İnşallah birlik ve beraberliğe hizmet eder.
*
Yenilikçi yapılar kendini yok eden ve öğüten bir mekanizmaya veya azmana dönüşmüştür. Son sıralarda Başbakan Erdoğan’ın bölge politikaları ABD ile çatallaşmıştır. Bunun sonucu olarak içeride ortak bir operasyon için düğmeye basıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda eski ittifakların yerini yeni ittifaklar almıştır. Öfke nöbetleri kuralları aştığı gibi belirlenen çizgileri de kaldırmaktadır. Adeta Hizmet anlayışı siyasi bir yapı veya ana muhalefet partisi gibi hareket etmektedir. Buna mukabil, AKP’nin doğuşuna ve yükselişine neden olan veya izin veren veya katkıda bulunan amiller şimdi yıkım ekibine dönüşmüş bulunuyorlar. Lakin onu yıkarak belki de kendi yıkımlarının miladına start vermiş olurlar. Allah imhal eder ama ihmal etmez. Kalleşliklerin de bir sınırı olmalıdır. İçeride ve dışarıdaki bazı odakların ‘ehlileştirdik’ diye düşündükleri Başbakan Erdoğan karşısında sabır ve tahammülleri kaybettikleri görülüyor. Ve ilginç bir başka husus da şudur: Kendilerini hoşgörünün şahları olarak tanıtanlar düşmanlıkta sınır tanımıyorlar. İnşaallah bu şerden de bir hayır doğar. İnşaallah toparlanma ve tamirat dönemine gireriz. Eskiler, bir musibet bir nasihatten evladır demişlerdir.
MUSTAFA ÖZCAN