Bir yılı geçkin bir süre önce Milli Gazete Genel Yayın
Yönetmeni Mustafa Kurdaş ın öncülüğü ile yeni formatında yayın yapmaya başlayan
milligazete.com.tr elhamdülillah belli bir seviyeye geldi.
Farkındasınız belki; milligazete.com.tr yeni formatıyla
yayın hayatına başladıktan sonra, aynı kitleye ve camiaya hitap ettiğini ileri
süren çok sayıda internet portalı ya kapısına kilit vurdu ya da pasif konuma
çekildi.
Sadece kurumsal değil haber portalı mantığında yayın
yapan ve eskiye göre yüzde 400 daha fazla okunan ve takip edilen
milligazete.com.tr ye şimdi bir de kardeş geldi; bir zamanların efsane
entelektüel gazetesi Yeni Devir de internet sitesine kavuştu.
yenidevir.com.tr adresinden ulaşabileceğiniz site belli
aşamalardan sonra milligazete.com.tr gibi ve daha çok gençlere hitap edecek
şekilde canlı canlı bir haber sitesi haline gelecek.
Çalışma bizden, destek sizden, tevfik ve inayet Allah tan
(C.C.).
ÇEÇENLERDEN TBMM YE SOYKIRIM ÇAĞRISI
Rusya nın Çeçenlere yönelik kıyım harekâtı, Soçi Kış
Olimpiyatları ile yeniden gündeme geldi. Milli Gazete de geçtiğimiz günlerde bu
hassasiyeti, Soykırım Oyunları manşetiyle duyurdu okurlarına. Çeçenler
tepkili. Çeçenler bu tepkilerini, kamuoyuna dönük bir bildiri ile ortaya koydu.
O bildiri şöyle;
Türkiye Büyük Millet Meclisi ne açık çağrımızdır!
Bundan yetmiş yıl önce, 23 Şubat 1944 te, Sovyet lider
Joseph Stalin in doğrudan emri ile kadın, erkek, çocuk, yaşlı ayrımı
yapılmaksızın, tüm Çeçen-İnguş halkı, 500 bine yakın insan hayvan vagonlarına
doldurularak Orta Asya ve Sibirya ya sürgün edildi.
Nazi ordusunun hiçbir zaman Çeçen-İnguş Cumhuriyeti ne
ulaşamamış ve resmi olarak 40 binden fazla Çeçen-İnguş un Sovyet ordusunda Nazi
Almanya sına karşı mücadele etmiş olduğu gerçeğine rağmen, Sovyet yönetimi
sürgün kararını, Çeçen halkının Wehrmacht (Alman Savunma Gücü) ile işbirliği
yaptığı iddiasıyla resmi olarak açıklamaktaydı.
Sovyet yöneticiler, Çeçen-İnguş halkının vatanlarından
koparılmasının bir aşağılayıcı sembolü olarak, 1949 yılında Grozny e, on
dokuzuncu yüzyılda vahşi uygulamalarıyla Kafkasya yı işgal eden Çarist General
Yermolov un bir heykelini dahi diktiler. Heykelin alt kısmına da generalin şu
sözlerini kazıdılar: Dünya var olduğundan beri, Çeçenler gibi bir serseri
grubu asla görülmedi!
Sürgün edilmiş olmak gerçeği bir yana, sürgün kararının
sonuçları Çeçen-İnguş halkı için feciydi: Çeçen-İnguşların tüm mülkiyetlerine
el konuldu, haritalardan ve ansiklopedilerden Çeçen-İnguşlar hakkındaki
bilgiler silindi ve bu halkın tarihsel toprakları komşu bölgelerde yaşayan
halklara dağıtıldı. Sürgün sırasında 250 binden fazla Çeçen-İnguş hayatını
kaybetti.
Sürgün yolculuğu sırasında hayatta kalabilenler, özel
yerleşimciler olarak tanımlandılar ve vatanlarından binlerce kilometre uzakta
yerleştirildikleri yeni bölgelerden ayrılmaları yasaklandı.
Bu yasak, 1956 yılında Komünist Parti nin 20.
Kongresi nde Nikita Kuruşçev in sürgünü kınaması ve sürgün edilmiş halkların
dönüşüne izin vermesine kadar devam etti. Sürgün edilmiş halklar içerisinde
sayıları en kalabalık olan Çeçen-İnguşlar, 1957 yılına kadar bekletildikten
sonra kendi imkânları ile anavatanlarına dönmeye başladılar.
Sürgünden 60 yıl sonra, Avrupa Parlamentosu, 26 Şubat
2004 tarih ve 2003/2230 (INI) numaralı kararı ile 23 Şubat 1944 te
Çeçen-İnguşların sürgün edilmesini bir SOYKIRIM olarak tanıdı.
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olan etnik Çeçenler,
Kuzey Kafkasyalı halklar ve ezilmiş halkların dostları olarak, bizler, bu
konudaki benzeri bir tanımanın, Türkiye nin de imzacısı olarak yer aldığı 1907
tarihli Lahey Sözleşmesi nin 4. Konvansiyonu ve 1948 tarihli Birleşmiş
Milletler Soykırım Suçu nun Engellenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi, ayrıca
Türk Ceza Kanunu nun 76. maddesi gereğince bir yükümlülük teşkil ettiğini
hatırlatıyor, Türkiye Büyük Millet Meclisi nin 23 Şubat 1944 te Çeçen-İnguş
halkının topluca sürgün edilmesini ve 1994 yılından bugüne halen devam etmekte
olan ve 45 bini çocuk olmak üzere 300 bine yakın sivilin canını almış
Çeçenya daki Rus askeri işgalinin bir SOYKIRIM olarak tanımasını talep
ediyoruz.
KARARNAME MAĞDURU ASKERLER HÂLÂ MAĞDUR!
Birkaç gün önce, bir soruşturma kapsamında bir astsubayın
daha Kararname marifetiyle TSK dan ilişiğinin kesildiği haberini aldım.
Bu şu anlama geliyor; Yüksek Askeri Şura (YAŞ) kararıyla
ordudan atılanlar haklarını mahkemede arayabiliyorken, bu TSK mensubu
Kararname yoluyla atıldığı için yargı yoluna gidemiyor.
Bu şekilde çok sayıda mağdur var; mesela bir örnek daha;
Ali Deniz...
Deniz astsubayı
9 Eylül 1997 tarihine kadar Türk Silahlı Kuvvetleri
mensubu idi...
Antidemokratik 28 Şubat sürecinde, birçok silah arkadaşı
gibi TSK ile ilişkisi kesildi.
Hükümet, son dönemde gerçekleştirdiği düzenleme ile
Yüksek Askeri Şura (YAŞ) Kararları ile ordudan atılanlara bazı haklar tanıdı
Ancak Ali astsubay bu haklardan istifade edemiyor...
Neden mi
Şu cümlelere kulak verin o halde;
1991 mezunu bir deniz astsubayı idim
Donanma Komutanlığı nda görevli iken 1997 Ekim ayında
ordudan ilişiğim kesildi.
Yıllar sonra AKP yasa çıkardı, iade-i itibarımızı
öngören...
Lakin öyle karmaşık işler döndü ki anlamadım
Namaz kılan ve eşi kapalı ve rahmetli Erbakan Hocama
gönül vermiş bir deniz astsubayı iken (balyozdan sanık Suga eylem planını
yazdığını öğrendiğim) bir isim tarafından disiplinsiz ilan edilip görevimden
atıldım
Hiçbir yüz kızartıcı işe bulaşmamış biri olarak MSB
tarafından reddedilen başvurumla çevreme karşı suçlu imajına büründüm...
Çünkü bu af yasasıyla ordudan atılanlar haklarına
kavuşuyordu bense kavuşamadım
Sebebi ise beni ordudan KARARNAME ile atmışlar, Yüksek
Askeri Şura ya çıkarmamışlar dosyamı...
Gerçekte de bu işte gariplikler dizisi gözden kaçmıyor
Bir kere ordudan atılmalarda gerekçeler neredeyse
birbirine paralellik arz ediyorsa bu ayrım neden
Aylar geçti, yıllar geçti ama Kararname mağduru TSK
mensuplarının bu mağduriyeti halen devam ediyor.
Bu sesi duyan var mı acaba
NOT: Bugün 19 Şubat 2014 Çarşamba... 1) İşte geldi 2014 ve ilk ay da bitti Bu
parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011 seçimleri öncesinde yeni ve sivil
anayasa sözünü yerine getiremedi, sınıfta kaldı, çuvalladı. 2) Yoksul-zeki
Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları, 28
Şubat darbesi döneminde kapatıldı. Vakıf olan bu yurtların asıl sahiplerine
iadesi noktasında şu ana kadar tık yok. Dubakalin olacak