Yeniden Kur'an Eğitimi-4

Abone Ol

İslam’ın batıya girişi, güneyden Tarık bin Ziyad’ın İspanya’yı fethetmesi ve Endülüs İslam Devleti’ni kurmasıyla olduğu gibi, doğuda Haçlı seferlerinin saldırıları, İslam’ın Avrupa’ya ulaşmasına yardım etti.

Sanki papalar, krallar ve onların danışmanları el ve gönül birliği yapmışçasına İslam’ı Batı’ya davet için gelmişler ama nezaket kurallarını bilemedikleri için dışları Nasrani, içleri katrani, duyguları hayvani bir şekilde ellerinde kılıçla davete gelmişler.

Son gelişleri de aynı şekilde.

Demokrasi elbisesi altında, İsa kılığında görünüyor. Ona doğru başını uzatanın ise başını patlatıyor.

İslam âleminde Batı’nın rengârenk bar ve pavyonlarına, sokakta kendini satan özgür insanlarına bakarak özenen Doğulu yarı aydınlarımızın da gözlerini açıverdiler bunlar.

Şimdilerde Batı’nın gözü durumundaki insanlar bağırıyorlar:

“İslam geliyooooooor”

“Çok iyimsersin” deyin, ben hep iyimserim.

Son elli yıldır İslam âleminden Batı’ya göçlere bakarak umutsuzluğa düşenler yanılırlar.

İbrahim aleyhisselam, göç sonunda Nemrut’u göçürdü,

Musa aleyhisselam, Mısır’dan çıkınca Firavun’un saltanatı su altında yandı.

Muhammed aleyhisselam, Mekke’den Medine’ye hicretten sonra devletini kurdu ve Mekke’yi fethetti.

“İnsanlığın Kültür Tarihi” adı altında 10 ciltlik kitap yazan Ariel ile Will Durant'ın “Tarih Üzerine” isimli bir kitabı 1968 yılında yayınlanır, 1985 yılında da Hüseyin Zamantılı tarafından terceme edilir.

O kitapta nice saldırgan ülkelerin, saldırılanlar tarafından işgal edildiğini tarihten örnekleriyle verir.

Günümüzde, insanlık gemisi yelkenlerini açmış, bad-ı saba’nın önünde İslam’a doğru yol alıyor.

“İlâhî bir hava esiyor. “Bâd-ı saba” Ruh-u Muhammedi’ye gül kokulu salât-ü selâmlar götürüyor.

 “İnsanlık gemisinin yönü kıbleye döndü de biz, niye hissetmiyoruz?” diyebilirsiniz.

Eğer hissedilirse sarsılırız, başımız döner, kargaşa olur.

Biz, hiçbir insanın teninin sarsılmasını istemediğimiz gibi, gönül telinin bile titremesini istemeyiz.

Bu dünya gemisinde olup da “Ben kıbleye doğru gitmem” deyip diretenler, hatta sırt dönenler de aynı istikamete doğru gidiyorlar.

“Rotasını İslâm’a çeviren bu geminin güvertesinde İslami gruplar arasında kavgalar var.

Olmasa iyi olurdu ama olsun. Gemi rotasında gittiği sürece sorun olmaz.

Bu kavga, dümene geçme kavgasıdır. Niyet iyi.

Ama art niyetli, sahtekârlar, istismarcılar da var!

Sahte peygamberlerin, sahte şeyhlerin, sahte mehdilerin türemesi de, yükselen değerin İslâm olduğunu gösteriyor.

Kalpazanlar, değerli olan paranın sahtesini piyasaya sürerler.

Televizyon ekranlarında, gazete köşelerinde “İslâm’a karşı açıktan tavır alanlar var.

Buna ne diyeceksin?” diye soru sorarak iyi niyetimi bulandırmak isteyenlere cevap olarak, “Onları, sağdan saysan yüz, soldan saysan yine yüz eder. Ayrıca onların olması da bizim için rahmettir.

Vücudumuzdaki zararlı mikroplar olmasa bizim faydalılar yatarlarmış ve biz de hastalanırmışız.

Kıyamete kadar ateş yakmaya, akrep sokmaya devam edecek.

Müslüman da ateşi sobaya alarak faydalanacak, akrebi de kontrol altında tutacak ve böylece tabiatın dengesi sağlanacak.

Altı milyar insanın hepsi Müslüman olsa da bir tanesi Müslüman olmasa bizi üzer ve onun da Müslüman olması için canımızı, malımızı seferber eder, canının cehennemde yanmaması için çalışırken, kendi canımızı da koruyacağımıza inanırız.

Doğulu ve Batılı yazarların çoğunluğu yirmi birinci asrın İslâm asrı olacağında ittifak halindeler.

Bu hareketin önünün alınması için yapılan bütün çalışmalar, harpler, saldırılar, iftira kampanyaları, İslami hareketin güçlenmesine ve hiç duymayan insanların duymasına ve ilgi göstermesine sebep oluyorlar.

Sizler, bugüne kadar yaptığınız, kurs, burs, yurt, dua hizmetlerine hız veriniz. Gerisine karışmayınız.