Yeniçağın silahları-3

Abone Ol

İkinci bölümde asimetrik savaşlardan söz ediyorduk. 11 Eylül 2001 tarihi asimetrik savaşın başlangıç tarihi olarak kabul edebiliriz. Bu tarihin tesadüfî olduğunu düşünmeyiniz. Bu asimetrik savaş bu tarihte ete kemiğe bürünmüştür. O gün televizyonlarda El-Kaide’nin ismi geçmezken, televizyonlarda alt yazılar geçiyordu. İslami terör işte bu tarih itibariyle batı tarafından küreselleştirilmiş ve bu tarih itibariyle İslami terör propagandasına hız verilmiştir.  Kod adı Kılıçbalığı filmini seyredenler hatırlarlar. Filmde; ABD derin devleti; “Halkımız terör eylemlerini hiç yaşamadı, onları terör eylemleriyle tanıştıracağız ve bunu İslam ülkelerinin üzerine atacağız. Böylece o ülkelere işgal etmek için asker gönderdiğimizde, ölümleri sorgulamayacaklar” mealinde bir diyalog geçiyordu. O film daha sonra ABD’de yasaklanmıştı. Türkiye’ye saldıran düşman cephesinde her renkten örgüt var. Etnik ve dini kimliğe sahip örgütlere, mezhep eksenli örgütlerden istihbarat teşkilatlarının pis işlerini yapan örgütlere kadar hepsi tek vücut Türkiye’ye saldırıyorlar. Vampir gibi kanımızı emmek için adeta sıraya girmişler.

Normalde birbiriyle alakası olmayan, yan yana gelmesi mümkün olmayan hatta çoğu zaman birbiriyle çatışan bu zıt yapıdaki hain örgütler; konu Türkiye olunca hepsi aynı mevzide hareket ediyor. Aynı talimatla ortak saldırılara girişiyor. İşin daha da vahimi; Türkiye’yi hedef alan terörün arkasında her cepheden, her kıtadan ülke var. Avrupa’dan, Amerika’dan, Ortadoğu’dan birçok ülke, kirli işlerini yaptırdıkları terör örgütlerinin arkasına sığınıp Türkiye’yi vuruyor. Yanlış da olsa bir gaye amacıyla kurulan bu terör örgütleri, kendi gayelerinin dışına çıkarak artık bazı ülkelere taşeronluk hizmeti veriyorlar. Önceleri örtülü yürütülen bu savaş, özellikle 15 Temmuz’dan sonra açık savaşa dönüşmüştür.Sadece terör örgütleri mi vekâleten savaş yürütmektedirler. Birde taşeron olarak görev yapan şirketler var. 

ÖZEL ASKERİ ŞİRKETLER

2003’te ABD ve İngiltere’nin Irak’ı işgalinde ise bu defa kiralık asker şirketleri devreye girdi. Çok ilginçtir ki, bu askerlerin bir kısmı Irak’ta ABD’nin resmi ordusunun karargâh ve üslerini de korumakla görevlendirilmişlerdi. Nedir bu “ÖZEL ASKERİ ŞİRKETLER” denilen karanlık yapılanmalar? Kökeni, işlevi, misyonu ne; ne işe yararlar; nereden gelip nereye giderler? Emperyalizmin ve tekellerin özel silahlı birlikleri olan Özel Askeri Şirketler yenidünya düzeninin bir parçası mıdır? Özel Askeri Şirketler (ÖAŞ’ler) çarpışma operasyonları, stratejik planlama, istihbarat toplama, operasyonel ve lojistik destek, eğitim, satın alma ve bakım dâhil olmak üzere savaş ve ihtilaf konularıyla ilgili uzmanlaşmış hizmetler veren işletmelerdir.

Özel Askeri Şirketler ayırt edici özellikleri şunlardır.

• Örgütsel yapı: ÖAŞ’ler tüzel yapıya sahip kayıtlı işletmelerdir. (Vergi öderler)

• Motivasyon: ÖAŞ’ler hizmetlerini öncelikle politik nedenlerle değil, kâr amacıyla sunmaktadır. Her ticari şirket gibi kâr amacı gütmektedirler.

ÖAŞ’ler, küçük danışmanlık şirketlerinden dev milletler üstü şirketlere çok çeşitli büyüklüklere sahiptir. Jeopolitik değişimler ve Soğuk Savaş sonrasında pek çok ülkenin silahlı kuvvetlerinde meydana gelen yapı değişiklikleri, özel askeri sektörde hızlı bir büyümeye yol açtı. Bugün 150’nin üstünde şirket 50’den fazla ülkede faaliyet göstermektedir. Devletler, uluslararası örgütler, sivil toplum örgütleri, kalkınma ve insani yardım kurumları, çokuluslu şirketler ve hatta bireyler ÖAŞ’lerden askeri hizmet satın alabilir. Devletler, genelde bu şirketleri ulusal kapasitenin eksik olduğu durumlarda ya da resmi olarak karışmak istemedikleri “kirli operasyonlarda” tıpkı kiralık katil mantığıyla kullanırlar.