Yeni Zamanın İzinde

Abone Ol

İnsanı anlamakta güçlük çektiğimiz bir dönem. Durumları

karmaşıklaştıran da insanın kendisi.

Müslüman toplumların, insanların ya da millet

bütünlüğünün tartı dengesi bozuk. İnancımız putlara ve putlaştırmalara karşı.

Bizde resim ile heykelin karşılık bulmamasının asıl nedeni bu. Sevgili

Efendimizin yol göstericiliği böyle. Putlaştırmalardan kaçınmamız gerekir.

Aşırı süslere, abartılı giysilere, israf ve tapınmalara götürecek her oluşa

karşı.

Kendilerini güçlü göstermek adına başkalarına benzemek

asla bir çözüm değil. Onlara benzerken onların yaşayış ve davranış biçimleri de

kabullenilmiş olur.

Günümüz insanlarının söz ve davranışları eğer İslâm ın

özüne uygun ise alkış tutmadan, kişileri abartmadan dinlemek elbette gerekli.

Dinlenir. Alkış ve abartılı karışlayışlar insanları kibre sürükler. Söylenen

sözler ve davranışlar kabul görür ya da görmez, bu, insanların gönül

terazilerine sunulur. Zamanın terazisi onun hakkını verir zamanı gelince.

Laik bir sistemin ve devletin başkanı olmak Müslümanların

başkanı olma anlamına gelmiyor. O sistemin kuralları için verilen demeçler

ancak o yapıyı ilgilendirir.

Laisizmin savunucusu konumunda olmak veya o sistemi

içinde Müslümanların öncüsü gibi görünmek ne kadar doğru olur Bu tür yapılar

insanları, kendilerine tapınanlarını ister.

Eğer bir Müslüman Hazreti Ebubekir e ya da Hazreti Ömer e

hesap sorabiliyorsa ve onlar bu hesabın karşılığını verebiliyorsa, bu

sorgulamadan çekinilecek bir durum olamaz. Bir kişi, mescitte, bir savaş

sonrası edinilen ve paylaşılan ganimetlerin dağılımında bir adaletsizlik

görüyorsa ve bunun hesabını Hazreti Ömer e soruyorsa bunda gocunulacak

içerlenecek bir durum olamaz. Yönetici bir insan her nesnenin hesabını

verebilmeli.

Laik sistemin bir liderinin demeci ya da nutku tapınılacak

bir biçimde dinleniyorsa bu durumda bir sorun olsa gerek. Bu, Müslümanları bir

sistemin parçası konumuna düşürür. Oysaki Müslümanlar her halükârda sistemi

özünde değiştirmekle yükümlüdürler. Faiz ve benzeri haramları olumlama ya da

kabullenme beklenmemeli. Ama Müslümanlar bir sitemin çarkı içinde öğütülüyorsa

ve buna rıza gösteriyorsa, söylenecek söz kalmamış demek oluyor.

Zor bir zamandayız. İnsan her geçen gün şu dünya

sisteminin bir parçası hâline geliyor. İnsana ışık olabilecek olan edimler etkisiz

kalıyor, giderek de azalıyor.

İnsanın kendisi insanı bataklığa veya uçurumlara

sürüklüyor.

İnsanlığa yeni bir yol ve yeni bir çıkış gerekiyor.

İnsanı tapınmanın ötesinde. İnsanı abartamadan. Çünkü geleneklerimizde bulunan

güzellikleri yeniden hayata geçirmek gerekiyor. Kendilerini yönetenleri

uyarabilmeli, gerektiğinde hesaba çekebilmeli. Gururlanma padişahım senden

büyük Allah var Bunu söyleyebilecek miyiz Ama bu padişah ya da sultan

insanın arasına karışabiliyorsa, insanın özüne uygun ise böyle bir durum

olabilir ancak. Bugünün yöneticileri elbette ne sultan ne de padişah. Bugünün

yöneticileri yönetim hakkını halkın elinden alıyor, halk adına halkı eziyor,

istediği gibi yönetiyor. Halkın bir bölümünü kayırıyor, bir bölümünü yok

sayıyor.

Modern sistemler insanı kendine benzetiyor ve kendisinin

bir parçası hâline getiriyor. Bir Müslüman yöneticiye benzemek yerine, ruhumuza

uymayan emperyal bir sistemin liderine özenmek ve benzemek gibi bir durum

oluşuyor. Hazreti Ömer i Bizans kralından ayıran durum bize gerekli. Altın

zırhlar içinde bir kral değil, üstü başı halkının giysilerinden farklı olmayan

bir lider gerekli.

Kendi kendimizi aldatmayalım. Söz hakkı egemen güçlerde

olan bir yapı ile karşı karşıyayız. Bizi bağlayan güçler, bize hareket alanı

bırakmıyor. Belirlenmiş olan bir çerçeve içinde ancak kendine bir hareket alanı

buluyor. Kendilerine zarar verecek herhangi bir davranış ve eyleme izin

vermiyor.

Yeni zamanda kendimize ait olan bir yol izleği bulmadıkça

çıkışımız olmayacak. Bu da Müslümanların güç ve söz birliğinden geçer ancak.