Yeni zamana yolculuk

Abone Ol

Hayatı durağanlaştıran ya da canlı kılan insanın

kendisidir.

İnsan sorumluluk bilincine erdikten sonra kendisine bir

yol çizer veya bir yol üslubu tutturur. Kişi bulunduğu yolun başlangıcından

itibaren kendini belli eder. Bulunduğu çevredeki insanlar tarafından da fark edilir.

Bundan ötürü kişi hakkında olumlu ya da olumsuz hüküm verilir. Sonuçları çok da

yanıltıcı olmaz. Adam olacak çocuk gibi bir deyimin gerçeğe uygun oluşu da

bundan. Tersi de var bunun: Sen adam olamazsın deyiminde olduğu gibi. Bu,

hatta babalar tarafından da çocuklarına açıkça söylenir. Ya da adam olacak

olanı gözüne kestirir ona özenir. Diğerine daha dikkatli bakar, onu adam etmeye

çalışır. Çünkü bu da bir babanın sorumluluğudur.

İnsan kendi hayatını hem kolaylaştırır, hem zorlaştırır

ya da sıradanlaştırır.

İslâm bilincinde olanlar bilirler ki yeni bir günün bir

önceki günden daha ileri olması gerekir. Bu, âdeta üzerinde bir yükümlülüktür.

Geçmişimiz, büyük medeniyetimizi büyük bir birikimdir.

Beslenme alanımız ve gücümüzdür. Beslendikçe güç kazanırız, güç kazandıkça

yolculuğumuzu daha rahat ve verimli sürdürürüz. Geçmişimizin elbette önemli

unsurları var. Bunların iyi, güzel ve hoş olanlarından yararlanır,

olumsuzluklarını ise iyi kavrar benzer yanlışlara düşmemeye bakarız. Beslenme

ve yolculuk birbirinin tamamlayıcısı.

Hayatı anlamlandıracak olan da, kendine zehir eden de

insan. Olumlu ya da olumsuzlukları ayırt etme bilinciyle hayata bakılır ve yola

çıkılırsa sağlıklı bir yolculuk sürdürülür. Değilse hayat iniş ve çıkışlar,

sapmalarla geçebilir.

Kendimizi için istemediğimizi başkası için asla

istememeliyiz. Ölçü kendimiziz. Kendi sularımızda bilinçle atacağımız her

kulaç, yürümekte olduğumuz yoldaki her adımımız hem bizi tanımlar hem de bizi

arzulanan hedefe ulaştırır. Yolculuklar sanıldığı gibi öyle kolay değildir. Her

yolun bir zorluğu var.

İnsanı yoldan alıkoyacak çok olumsuzluklar var. Şeytan ve

kapılanları yollarımızda bizi bekliyor. Kendisine kapılanlarla işi yok çünkü

onlar artık onun yol arkadaşlarıdırlar.

Ayartıcı durumlar alabildiğine fazla. İnsanın edindiği

bilinç ve birikim bu gibi tuzaklara düşmeyi engeller. Yoluna ve yolculuğuna

bakmadan etrafındakilerle boğuşan, onlarla oyalanan hiçbir zaman sağlıklı bir

iş yapamaz. İnsan kendi zihnini ve ruhunun yolcusu olmalı. Kendisini daha iyiye,

güzele olana ayarlamalı ve kendi kendini ayartmalı. Kişini kendisi kimi zaman

farkında olsun ya da olmasın sağlıklı bir yol üzerinde olduğunu ya da

olmadığını fark etmeyebilir. Eğer sağlıklı bir yol üzerinde ise ki bunun

elbette ölçüleri var, yolculuğu onu huzurlu kılar. Değilse bir tedirginlik her

zaman olur. İnsanları kendi yanlışlarına çekmeye uğraşmak büyük bir vebal.

Kendi günahları kendine yetmiyor gibi, başkalarının da sorumluluğunu almak,

onun yükünü ağırlaştırıyor.

İnsan ve Müslüman olarak yükümlülüklerimiz var. İyilik ve

güzelliklerimizi güçlendirecek her adım, her eylem bizi gönendirir, mutlu eder,

huzurlu kılar.

Biz sadece kendimiz için yaşamıyoruz. Sorumlu

olduklarımız var. Eğer bilinç ve bilgi ile donanmış isek o zaman sorumluluğumuz

daha da artar. Elbette bunun karşılığı da var.

İnsan sürekli kendisiyle bir sınanma ile baş başadır.

Hayatın en karmaşık dönemini yaşıyoruz büyülü gibi

görünen bu dünya bizi beklenmedik uçurumlara, bataklıklara götürür. Ki durum

zaten bundan ibarettir.