Yakın zamana kadar her yıl başında yılın sanatçı ve edebiyatları, o yıl yapılan filmler, gösteriler ve tiyatro oyunları konuşulur, gündem oluştururdu. On yıla yakın bir zaman politik gündem her türlü sanat ve edebiyat meselelerinin önüne geçtiği için, sanki ciddi kültür ve sanat konuları hiç konuşulmaz oldu. Konuşulanların çoğu sanatçı geçinen medyatik tiplerin magazin dedikoduları Bunların çoğu da Sezan Aksu nun şu sözünü bile anlayamaz, tevazu gösterdiğini sanırlar: "Ben sanatçı değilim, şarkıcıyım!" Sanatçıların daha farklı insanlar olduğunu sözde sanat çevrelerindekiler de anlamazlar.
Ben, geçen yılın önemli kültür ve sanat olaylarından değil de üzerinde durulacak nitelikteki kitaplardan söz etmek istiyorum. Bunların bir kısmı 100 Büyük Eser bağlamında yayınlanan kitaplar arasında olduğu için, bir kısmı 350 den fazla romanlarla pek çok "bestseller" arasında sayıldığından sözünü etmeye gerek yok. Benim için önemli olan edebi nitelikli kitaplarla büyük eserlerdir.
Nasreddin Hoca ve Mimar Sinan la ilgili yayınlar
Nasreddin Hoca ile ilgili yayınların son yıllarda gözle görülür bir artış gösterdiğini ifadeye gerek yok. Özellikle Unesco nun önderliğinde on yıl önce başlayan çalışmalar, pek çok prestij kitabıyla dergi özel sayılarının yayınlanmasına yol açtı. Türk Edebiyatı ve Yedi iklim dergilerinden sonra Sarmaşık Kültür dergisinin Nasreddin Hoca özel sayısı anılmaya değer birer çalışmaydı. Farklı görüşlere yer veren İş Bankası yayını ile Oğlak yayınlarının Nasreddin Hoca ya Armağan da böyle
Bu arada, Pertev Naili Boratav ın tartışmalara yol açan kitabı ile Fuat Köprülü ve Abdülbaki Gölpınarlı nın yeni baskısı yapılan Nasreddin Hoca adlı kitaplarının yayını da önemliydi. Ahmet Efe nin önceki yıllarda basılan, Arapça ve İngilizce çevirilerine yer verilen minyatürlerle süslediği Nasreddin Hoca fıkralarının yeni baskısının yapılması da sevindirici bir gelişme (Odunpazarı Bld.).
Eskişehir / Odunpazarı Belediyesi nin Nasreddin Hoca ile ilgili ikinci kitabı, Mustafa Özçelik imzası taşıyor. Bunca çalışmayla birlikte, farklı görüşlerle kaynaklardan yola çıkarak yapılan çok yönlü Nasreddin Hoca portresi ortaya çıkarmaya çalışan Mustafa Özçelik, Hoca nın fıkralarını da tasnif etmeye çalışmış ve manzum-mensur şekilde yazıya geçirilen çeşitli örneklere de yer vermiş
Son olarak M. Sabri Koz un yayınladığı Nasreddin Hoca Kitabı, konuyla ilgili en eski yazma ve basma nüshalardan günümüze kadar bütün değerlendirmeleri dikkate aldığı için çok önemli. Bundan sonraki yayın ve araştırmalarda Nasreddin Hoca ya dair vazgeçilmez bir kaynak olan bu kitabı, son yıllardaki kapsamlı çalışmalar arasında anmak istiyorum. Mustafa Özçelik in Nasreddin Hoca ya dair çalışması ile birlikte bu kitap artık konuyu bütün yönleriyle ortaya koymuş sayabiliriz
Oğlak yayınlarının Nasreddin Hoca ya Armağan büyük katkıları olan M. Sabri Koz u, hocanın daha iyi anlaşılıp genç kuşaklara tanıtılabilmesi için yaptığı katkılardan ötürü kutlamak istiyorum.
Mimar Sinan la ilgili iki yeni baskılı kitabı da geçtiğimiz yılın en önemli yayın faaliyetleri arasında anmak gerekir: Mimar dostum Suphi Saatçi, Bir Osmanlı Mucizesi Mimar Sinan adlı kitabını, büyük mimara hayranlığının belgesi olarak yayınladı. Daha önce bir banka tarafından yayınlanan bu kitap, 20 sayfalık bir girişten sonra Tezkiretü l Bünyan adlı Mustafa Sâî Çelebi nin Sinan ın ağzından yazdığı kitabın sadeleştirilmiş metnini ve metnin tıpkı basımını ihtiva etmektedir. Dehasının farkında olan büyük mimarımız, bu kitapta kısaca hayat hikâyesini anlattıktan sonra, şu altı büyük eserinin yapılış hikâyesini anlatmaktadır: Şehzadebaşı Camii, Kırkçeşme Su Tesisleri, Süleymaniye Camisi, Mihrimah Sultan Bahçesi nde Su dolabı, Büyükçekmece Köprüsü ve Selimiye Camisi (Ötüken Yay.).
Suphi Saatçi gibi Mimar Sinan la ilgili kitabını gözden geçirerek yeniden yayınlayan Reha Günay ın kitabı da büyük mimarın 400 e yakın eserlerini gözden geçirerek tasnif ediyor, mimari özelliklerini çizim ve fotoğraflarla göstermeye çalışıyor. Mimar Sinan la ilgili mimari teknikleri ayrıntılı olarak gösteren ve görsel yayınlara özgü incelikleri dikkate alan bir yayın olan kitabı, büyük mimarımızı iyi değerlendirmek için okumak gerek. Fakat bunu okurken biraz teknik bilgi de gerekir
Özellikle Prof. Dr. Suphi Saatçi nin üzerinde durduğu bir husus var ki, ben de önemine dikkati çekmek istiyorum: Sokullu Mehmet Paşa adına yaptırılan Drina Köprüsü nün Nobel ödülü kazanmış İvo Andriç e ilham kaynağı olurken, Türkiye deki eserlerin aynı etkiyi sanatçılarımız üzerinde yapmaması şaşırtıcı. Şöyle diyor Suphi Saatçi: "Başka bir toplum, böylesine dünya çapında bir sanatçıya sahip olsaydı, kim bilir neler yapardı. Nice roman, öykü, şiir, tiyatro eseri, oratoryo, senfonik parçalar ve opera gibi eserler, besteler ortaya çıkardı."
Evet, sanat ve edebiyat adamlarımızın bir kusuru da bu Teknik eserler yanında edebi eserler de ortaya konarak Sinan ın dehası aynı ruha sahip insanlar tarafından bütün dünyaya anlatılabilmeli
A. Vahap Akbaş ile Mustafa Özçelik in eserleri
Bu iki dost ve meslektaş şairin eserleri üzerinde durmadan önce, onları şiirleri ve kişilikleriyle tanıdığımı ifade etmeliyim. Kendi neslimden ve sonraki nesilden pek çok sanatçı dostla tanıştık, görüştük ve yazıştık. Fakat bu ikisiyle görüşmeden ve yazışmadan önce de pek çok konuda ortak görüşlere sahip olarak anlaştığımızı fark etmiştim. Bunun önemli olduğunu düşünüyorum
İkisi de edebiyat eğitimi görmüş, dil ve edebiyat hocalığı yapmış, ikisi de şair ve hikâye-roman yanında çocuk edebiyatıyla ilgileniyor, ikisi de 1954 doğumlu ve ikisi de İstanbul a çok uzak olmayan birer taşra kentinde yaşıyorlar. İkisi de pek çok ödül kazandı, son 25 yılda edebiyatın pek çok türünde birbirinden zarif güzel kitaplar çıkardılar. İkisi de medyatik olmaktan çok birer kültür ve sanat adamı olarak inceliklere önem verdiler ve birer gönül adamı olarak yaşamayı hayatlarının ölçüsü saydılar.
Bunlarda ne türden bir fevkalâdelik var demeyin Asıl olan sade ve tabii bir hayat tarzı ile güzelliklere muhabbetle, gönül meselelerine meftun olarak yaşamak ve çevresine bunun önemini anlatmaktır. Bu anlamda öğretmenlik peygamber mesleğidir. Hazır kalıpları, bilinen doğruları hiçbir kaygı ve sancı duymadan çevresine aktaran, incelikleri yaşamadan anlatmaya çalışan insanların yaptığı öğretmenlikle peygamber mesleği olan bu dostların öğretmenliğini birbirinden ayırmak gerekir.
Aynı günlerde birbiri peşinden çıkan kitaplarını okurken bir kısmını burada not ettiğim benzerliklerini hatırladım. Bu benzerliklere altışar şiir kitabıyla birer roman ve ikişer deneme kitabını da ekleyince, tesadüf ve tevafuklar giderek çoğalıyor. Şiirlerini de aynı günlerde Mavera dergisinde okumuştum, ama Mustafa Özçelik A. Vahap Akbaş tan 12 yıl sonra şiir kitabı çıkarabilmişti. Tek fark buydu aralarında Tabii kendilerine göre şiir dünyaları oluşturmaları da ayrı bir benzerlik konusu. Ayrıca, ikisi de Mavera dergisinden başka dergilerde de şiir yayınladıkları için, bağımsız birer kişilik oldular. Ortak değerlere bağlı farklı kişilikler her zaman bir ruh akrabalığını yansıtmaz, bunlarda o var.
Mustafa Özçelik le A. Vahap Akbaş aynı yıl iki ayrı kuruluşun yaptığı çalışmalarla şiirleriyle dikkati çektiler. A. Vahap Akbaş 1982 de yayınlanan ilk şiir kitabı Efgan la Yazarlar Birliği tarafından "yılın şairi" seçilirken, Mustafa Özçelik bir şiiriyle Suffe Kültür Sanat Yıllığı nın Şiir Armağanı nın kazandı. İkisi de pek çok çocuk kitabı yayınladı ve Türkiye nin çeşitli yerlerinde düzenlenen şiir gecelerine katıldı. Roman ve hikâye de yayınlamalarına rağmen, şairliklerini hep ön planda tuttular. Bu tavır onları çeşitli programlarda yan yana getirdi, aynı yayınevlerinde buluşturdu, ama benzer tavır ve tutumlarından ötürü de çok popüler kılamadı. Bu biraz da içinde bulunduğumuz çevreye yüzünden.
Bu iki dostun yakın dönemde çıkan ikişer eserinden söz ederek yazımı bitirmek istiyorum: Mustafa Özçelik ten Gece Işıltısı (deneme, Sütun yay.) ile Mehmet Akif ve İstiklal Marşı (inceleme, Lamure yay. Bu yayınlardan çıkan Sufi Şiirler Antolojisi ni ayrıca ele almak istiyorum). A. Vahap Akbaş ın İnce Lügat (şiir) ve Rahvan Saatler (deneme) adlı kitapları da Nisan Bulutu Kitapları arasında yayınlanmış... Bu kitapları ilgilisi bulur, okur elbette. Ben kendilerini kutluyorum