Yeni yılda İslam Dünyasını neler bekliyor?

Abone Ol

Bugün miladi takvime göre 2012 yılının son günü…

Yarın sabah gözlerimizi açtığımızda yeni bir gün ve yeni bir

yıla başlayacağız..

Başlayacağız da ne olacak

2012 yılı İslam coğrafyasında kan ve gözyaşı ile geçti…

Arakan’da Müslümanlar hunharca katledildi…

Gazze’de, hukuk, sınır, insanlık, iz’an tanımayan, acıma

duygusunu yitirmiş bir devletin çoluk-çocuk,kadın-yaşlı demeden katliamına

tanık olduk…

Ve dünyanın diğer İslam coğrafyasında  zulüm, işkence ve hakaretler dizboyu idi..

Tüm bunların karşısında gözyaşlarımızı akıttık, gönlümüze…

***

En büyük dileğim ve temennim 2013 yılı böyle olmasın..

Elbette geçmişten de ders alarak…

Peki ama nasıl

Kalbiselim.net’te geçenlerde bu çerçevede çok nefis bir yazı

okudum. Şöyle diyor;

`Önce işgalle başladı. Sömürü düzeninin bizim

topraklarımızda kurulmasından çok önceki bir işgalle. Müslüman toplumların bir

gâye ve hedefe kilitlenmekten uzak düştüğü, Müslüman yöneticiler ve ulemânın

problemi teşhis edip önlemler almaktan geri kaldığı bir dönem, bu sömürüye

davetiye çıkardı.

İslâm cemaati, dünyanın küçük ve önemsiz meselelerinden

ötürü birbirine düştü. Hem dünya hem ukba (âhiret) için önemli olanı hedeflemek

bir lüks halini aldı. Böylece üç yüz yıl geçti. Topraklarımızın fiilen işgal

edilmesi çok sonra oldu.

Belli ki kader, içteki çözülmüşlük ve ayrılığın hatlarını,

coğrafi sınırlarla keskinleştirmeye hükmetti. O günden sonra bölük-pörçük bir

hale geldik. Yan yana duran toprak parçalarımız birbirinden uzağa düştü. Aradan

geçen yıllarda bu korkunç mesafeyi kapatmak mümkün olmadı. Sonrası işgal, kan,

gözyaşı ve kardeşin kardeşe silah doğrulttuğu ama düşman karşısında birlikte

hareket edemediği acınası bir tablo.

Bu tablo, yaşadığımız yüzyılda Müslümanların yaşadığı

felaketleri özetliyor. Orta Asya’da kendi toprağından sürülen, Uzak Doğu’da

mezalime uğrayan, Afrika’da sömürüye teslim edilen, Ortadoğu’da fitne kazanına

atılan, Avrupa’da soykırıma maruz kalan, Amerika kıtasında kendisine soluk

bulamayan İslâm cemaati, böylece kalbinden vuruldu.

Artık ondan, inilti ve feryattan başka ses duyulmaz oldu.

Bugün, Doğu Türkistan’dan Suriye’ye, Arakan’dan Somali’ye kadar içinde

boğulmaya yüz tuttuğumuz tüm kederler, Müslümanların, sahip oldukları değerler

hazinesine yüz çevirmesinin bir sonucudur.”

Fazla söze ne hacet!

Bakanlıkta böcek kuşkusu

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın evinin altındaki çalışma

ofisinde `böcek’ bulundu, ya!..

Bir değil üstelik 3 tane..

Gündem `böcek’e kilitlendi.

Varsa, yoksa böcek…

n Kimin umurunda; yapılan bunca zamlara karşın emekli aylık

150-200 TL’lik doğalgaz parasını, 100 TL dolayında elektrik ücretini, 50 TL’lik

su faturasını nasıl ödeyecek

n Kimin umurunda; patriotlarla birlikte Türk topraklarına

gelecek olan yabancı askerlerin varlığı Üstelik TBMM’den bu yönde bir karar

çıkmamasına karşılık!

n Kimin umurunda; aylarca toplantı yaptıktan sonra birkaç

simit parası zam yapılan asgari, -afedersiniz sefalet- ücretlinin durumu ve

dramı

Olması gereken, gerçek gündem hep sümen altı..

Böcek de böcek…

Alın bir böcek öyküsü de benden…

***

‘’Bakanlık makam odasının kontrol edilmesini istemiyorum”.

Bu sıradan bir cümle değildi.

Eski Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın kardeşi Yusuf Özal, 1986

ara seçimlerinde milletvekili olarak parlamentoya seçildikten bir süre sonra

dönemin Başbakanı Turgut Özal tarafından ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı

olarak atanmış ve hazırlık yapıyordu, danışmanlarıyla birlikte.

Bakanların göreve henüz başlamadan önce Bakanlık süresince kullanacakları

makam odalarını güvenlik birimlerine şöyle bir kontrolden geçirmeleri neredeyse

gelenek halini almıştı.

Acaba yanlış bir durum var mı diye

Danışmanları da bu gelenek çerçevesinde Yusuf beye telkinde

bulunarak Milli İstihbarat Teşkilatı’ndan (MİT) yetkililerin makama gelip

araştırmada bulunmasını belirtiyorlar.

Ancak Yusuf bey buna umulmadık bir cevap veriyor; ‘Gerek

yok.’

Merhum Yusuf Özal hakkında bir ayrıntı daha…

Yusuf Özal, İngiltere’de eğitim görürken üniversitede,

kendisi gibi öğrenim görmek için bu ülkeye gelen Alman Heidi Kübart ile

evlendi.

Tanışmaları da ilginçtir; Yusuf Özal-Heidi Kübart çiftinin.

Özal, Heidi’ye evlilik teklif ettiği gün, Heidi’nin sigara

içtiğini görünce ‘bundan vazgeçtiğini’ söyler. Ancak Heidi espri yapmış ve

sigara içmediği halde o gün şaka olsun diye bir tane yakmıştır.

Yusuf-Heidi Özal çiftinin biri erkek ikisi kız olmak üzere

üç çocukları dünyaya gelir; İbrahim, Elif ve Yasemin.

Hatırlayacaksınız…

İbrahim Reyhan Özal, 2002 yılında AKP’den İstanbul milletvekili

seçildi. Özel hayatıyla ilgili bazı gelişmelerden dolayı geri çekilmek

durumunda kaldı…

Rivayet olunur ki, Özal’ların Sultanahmet Camii avlusunda,

Mehmet Zahit Kotku’nun hemen yanında ebedi makamında yatan Hafize Özal’ın,

Yusuf Özal’ın bir yabancıyla evliliğine önce karşı çıktığı ardından ikna olduğu

anlatılır.

NOT:  Bugün 31 Aralık

2012 Pazartesi... Uyan da balığa gidelim... İktidar “2012 yılında yeni ve sivil

Anayasa vaadinde bulundu. Bugün 2012 yılının son günü. Yeni anayasa falan yok…

Sözün bittiği yer… Biz burada yazmaktan imtina etmedik ama iktidar ve TBMM’de

grubu bulunan partilerden `tık’ çıkmadı… Bundan sonra mı Yorulmak yok, takibe

devam…