Yeni yılda ekonomi

Abone Ol

III. bin yıl başlayalı altı yıl oldu, yedinci yıla da hayırlısıyla girdik.

2001 uzun zaman 11 Eylül ile anılacak.

2002 pek çok yönüyle kaybedilen bir yıl oldu.

2003 yeni suni istikrar döneminin başlangıç yılıydı.

2004 ise geçmiş yıllara nispetle yine de iyi gibiydi diyelim.

2005 yılı AB ve IMF müzakereleri ağırlıklı olarak gelip geçti!..

2006 değerlendirmelerine gelince; Erçel in Gözüyle köşesinde Gazi Erçel, yaşanan risklere bakıp 2006 yı (Dünya -27 Aralık 2006- ve Sabah gazetelerinde) on madde hâlinde özetlemiş:

1. Cari işlemler açığı, 2. İşsizlik, 3. Kayıt dışılık, 4. Döviz kuru rejimi, 5. Petrol fiyatları, 6. Faiz dışı fazla oranı, 7. "İkiz çapa" olan AB müzakereleri ve IMF ilişkileri, 8. Enflasyon hedefi, 9. ABD deki büyümenin yavaşlaması, 10. Dolar likiditesinin azalması.

Bunların tamamına yakınına aynen katılmakla birlikte, özellikle işsizlik, cari açık, faiz ve enflasyon meselelerine vurgu hatırlatması yapmak isterim. Bizim her vesileyle andığımız meşhur Türkiye nin dört temel sorunu düşünüldüğünde (işsizlik, borçlar, adalet ve millî medya sorunları), Gazi Erçel in bunlardan sadece işsizlik sorununu yazdığını görüyoruz. Mesela, ihracat ile ithalat arasında durmadan aşırı bir şekilde açılan makas, bütçe açıkları, özelleştirmeler ve dış borçlar gibi önemli eksiklere rağmen, doğru tespitler.

Ekonomiye devlet gözüyle bakıp devletin vatandaştan neler toplayıp nerelere harcadığına yani ne gibi hizmetler sunabildiğini göz önüne getirdiğimizde, denk bütçe -54. Erbakan Hükümeti nden beri bir yana,- her yıl giderek artan büyük bir bütçe açığı ya da cari açık ile karşı karşıya olduğumuzu hatırdan çıkarmayalım.

Halk olarak başta sivil toplum ile ekonomik kuruluşlar aracılığıyla harekete geçmeli ve devletten hizmet alamadığımız alanlarda kendi işimizi kendimiz görmeli, kendi hizmetimizi kendimiz üretmeliyiz.

n

Cari açık, faiz, yabancılaşma, sosyal güvenlik

Başta cari açık olmak üzere, kimi yazarlar önemli meselelere dikkat çekiyorlar. Bunlardan biri de Veysel Seviğ. 2006 yılını geride bırakırken (Dünya, 29.12.2006) yazısında, dört önemli meseleye işaret etmiş. Girizgâh bölümü bir yana, tasnif ettiğim şekliyle bu konulara tek tek bakalım:

1. Cari açığın hangi noktadan sonra ülke için risk oluşturabileceği konusunda bugüne kadar herhangi bir çalışma yapılmamıştır. Cari açık bu nedenle ülkemiz için çok risklidir. Cari açığı dikkate almayan ülkeler zaman içerisinde beklenmedik sorunlarla karşılaşmışlardır.

2. Türkiye de hâlen ekonomi üç ayrı konuya göre değerlendirilmektedir. Borsa, faiz ve kur ülke ekonomisi açısından çok önemlidir. Ancak bu konularda borsa endeksinin artması, faizlerin belli bir düzeyde seyretmesi, milli paranın giderek değer kazanması, her vakit ekonominin rayında olduğunu göstermemektedir. Kaldı ki Türkiye halihazırda dünya ülkeleri içerisinde en yüksek reel faizi ödeyen ülkedir. Yüksek faiz ve belli aralıkta seyreden kurlar ülkemize sıcak para (kaygan para) akımına neden olmaktadır. Bu bağlamda kurlar düştükçe sanal olarak artan milli gelir rakamları ve kişi başına düşen gelir övünç kaynağı olmaktadır. Ancak bu değerlendirme de yanıltıcıdır.

3. Ekonominin yabancılaşması konusunda yeteri kadar tartışma açılmamakta ve daha vahimi bu konuda toplumsal duyarsızlık sürmektedir.

4. Son olarak sosyal güvenlik konusunda topluma reform olarak tanıtılan ve şimdilik kısa bir süre (altı ay) ertelenmiş bulunan mevcut yasal düzenlemenin kendi içerisinde olan tutarsızlıklar ile sistemin yara alması, ekonomik ve sosyal çöküntünün ortadan kaldırılması için yapılan çalışmaların da yetersiz olduğunu söylemekte yarar olacaktır. Dünya ekonomisi de 2007 yılına bazı belirsizliklerle girmektedir. Mevcut olumsuzluklar risk faktörünü artırmaktadır.

*

Yeni yıl, bayram, İstanbul ve tebrik

Yeni yılın hemen başında bayram vesilesiyle hareketli günler yaşadık, yollara düştük, İstanbul dışına çıktık, değişik şehirlerdeki yakınlarımızı ve dostlarımızı ziyaret ettik. Farklı mekânlarda farklı güzellikler yaşadık. Kur an a göre de iki bayram arası yıllık muhasebe ve gelecek yılın planlamasının yapıldığı dönemdir. Bu anlayış ve kavrayış henüz tam olarak uygulanmamakla birlikte, hiç olmazsa düşünce olarak gündemdeki yerini almaktadır. Düşünülmeye başlayan da elbette bir gün uygulanacaktır. Her şeyin bir ilki vardır.

Bayram vesilesiyle İstanbul dışına çıktık, o İstanbul ki; Türkiye nin en büyük kenti olmasının yanında ülke ekonomisinin kalbi ve merkezi mesabesinde. Bazılarının benzetmesiyle söylersek, bir değil iki Avrupa ülkesi büyüklüğünde bir şehir, adeta sınırları belli belirsiz, komşu illerle iç içe. Her yıl bir milyona yakın göç alıyor, her gün yüzlerce yeni araç trafiğe giriyor. Tek kelimeyle, sadece Türkiye nin değil bütün dünyanın gözbebeği harika bir kent. Ondan birkaç gün uzaklaşınca değeri daha iyi anlaşılıyor.

Yeni yıl, yeni ekonomik yıl, kurban bayramı, iki bayram arası, yıllık muhasebe ve gelecek yılın planlaması gibi konularınızın hayırlı olmasını diler, bu vesileyle geçmiş bayramınızı tebrik ederim