Yeni Türkiye üç boyutlu bir kuşatma ve tehdit ortamı
ile karşı karşıya: İç savaş , bölgesel savaş ve iktisadi-siyasi kriz . Bu
tehditler üzerinden adeta Ankara yapısal bir tercihe zorlanıyor. Eksen kayması
tartışmalarıyla birlikte gündeme gelen kulüpten ayrılma tartışmalarında zoraki
nikâh tazelemesi isteniliyor.
Temel hedef, Türkiye yi Yeni Ortadoğu - Yeni Dünya
Düzeni yapılanması içerisinde lejyoner bir güç olarak kullanabilmek ve bu
kapsamda içeride başlatılan değişim sürecini sonlandırmak. Bunun için de
Ankara nın başlattığı, kökenleri yüzyıl öncesine dayalı Genişletilmiş Misak-ı
Milli projesi sabote edilmek isteniliyor.
İmparatorluğun düştüğü yerden ayağa kaldırılmasını
hedefleyen ve bu noktada yakın çevredeki Irak-Suriye merkezli krizleri, El
Cezire Federasyonu nun yeniden ihyası noktasında bir fırsat olarak
değerlendirmeye çalışan stratejik aklı felç etmeye yönelik üst üste gelen
darbelerin ardında da bu düşünce yatıyor.
Bu sürecin tamamlayıcı parçalarından biri olarak kabul
edilen Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi nin her fırsatta hedef alınmasının
önemli gerekçelerinden biri de bu. Yeni Ortadoğu yapılanmasında bölge
Kürtleri, Arapları ve diğer unsurlarını içerisine alan Derbent Ruhu nun bir
tehdit olarak gösterilmeye çalışılması da bu açıdan dikkat çekici.
Bölgenin birbiriyle barışmasının ve Üç Tarz-ı Siyaset
sürecinin tersten işlemesinin önüne geçilmek için her türlü yöntem ve araca
başvurulmasının arka planında da yine bu düşünce yatıyor. Coğrafyanın
birbiriyle barışma endişesi en büyük karabasanları durumunda. Dolayısıyla, Türk
yakın çevresi ağırlıklı coğrafyayı en az bir yüz yıl daha birbirine düşmen
edecek savaşların peşindeler.
Bunun için de kendine gelmeye, uyanmaya başlayan
coğrafyaya ve Türkiye ye yüzyıl sonrası için bir format daha atılmak
isteniliyor. Türkiye açısından Yeni Lozan süreci olarak adlandırılabilecek bu
dönüştürme faaliyetlerine o yüzden dikkat etmekte fayda var!
İleri karakoldan lejyoner kuvvetlere...
Soğuk Savaş la birlikte Batı nın ileri karakolu
konumundaki rolü, görevi biten Türkiye, yeni sürecin sıcak cephesi haline
getirilmek ve bu kapsamda bölgedeki savaşlara sokulmak isteniliyor. Soğuk
Savaş ın hemen akabinde Türkiye yi Irak a sokamayanlar, Suriye deki kirli
savaşın bir parçası yapamayanlar, şimdilerde Türkiye den daha büyük bir bedel
istiyorlar.
Irak ve Suriye üzerinden bir Türkiye-İran savaşı en büyük
hedefleri. Bunu gerçekleştirebilirlerse Yeni Dünya Düzeni nin kilidi de büyük
ölçüde açılmış olacak. ABD/Batı karşıtı bloğun önde gelen iki ülkesi olan Rusya
ve Çin in alanda manevra kabiliyetleri de darbe yiyecek.
Fakat Türkiye yi böylesi bir projeye razı etmenin mümkün
olmadığının da farkındalar. Dolayısıyla Türkiye ye oyun üzerine oyun çekiliyor.
Bunu da tehlikeli yalnızlık sendromuna çekerek gerçekleştirmeye çalışıyorlar.
Son yazılarımızdan birinde ele aldığımız Financial
Times taki değerlendirmeler bu açıdan önemli. Hatırlanacağı üzere, Türkiye nin
dostlarıyla beraber Ortadoğu yla ilgili hayallerinin de buhar olup uçtuğunu
savunan gazete, Türkiye nin büyük güç olma hayalleri buraya kadarmış diye
yazmış ve Ankara nın içinde bulunduğu yalnızlığa dikkatleri çekmişti.
Aslında yalnızlaşan kim
Şimdi yeri gelmişken burada soralım; kim bu kaybettiğimiz
dostlar ABD mi Osmanlı yı parçalara bölen Avrupa emperyalizmi İsrail mi
Sisi li Mısır mı Dostun dost toprağında gözü olur mu Müslüman kanının
akıtılmasına, İslam dünyasının parçalanmasına göz yumar mı
Eğer Türkiye gerçekten sıfırı tüketmişse neden hedef
durumunda Niçin aba altından sopa gösteriliyor Pes etmiş , hayalleri
olmayan , yalnız ya da yalnızlaştırılmış bir ülkeye yönelik operasyonları
nasıl izah etmek gerekir
Mayıs 2013 e kadar ağamsın, paşamsın deyip, bu ülkeye gaz
verilirken ne oldu da bir anda kendi sınırları içerisine çekilmeye zorlandı
Hangi öküz öldü
Ve aslında gerçekte her geçen gün daha da yalnızlaşan
kim Kim ya da kimler bu korkuyu yaşıyor ve bundan dolayı devamlı saldırıyor