Yeni Türkiye tartışması ve Diyarbakır

Abone Ol

Geçtiğimiz Cumartesi Diyarbakır’da birçok ilkler yaşandı. Mesut Barzani 1992’den bu yana ilk defa bir Güneydoğu ziyaretinde bulundu. Başbakan Erdoğan belki de ilk defa Diyarbakır’da bu şekilde karşılandı. Diyarbakır halkı barış sürecini belki de ilk defa bu kadar hissetti. BDP’li vekiller ilk kez hükümetin politikasını eleştiremeden bir şekilde olaya dâhil oldular. Bu gibi ilkler çoğaltılabilecekken, belirtmek lazım ki, Hükümet belki de ilk defa çözüm sürecinde söylemi bu kadar ele geçirdi. Öyle ki muhalif Kürtler bile en fazla katılım göstermemekle yetindiler.

Diyarbakır’da yaşananlar kuşkusuz Türkiye’nin iç siyaseti açısından önemli gelişmelerdi. Ama bunun bölgesel siyasete de yansıyacak etkilerini görmezden gelmek olmaz. Nitekim Dışişleri Bakanı Davutoğlu yaptığı açıklamalarda, konunun dış siyaset açısından de ne kadar önemli bir adım olduğunu vurguladı. Ancak Türkiye’nin bölgedeki yeni politik atağına paralel önemli bir adıma karşılık gelen Diyarbakır hamlesinin, bölgenin diğer aktörleri tarafından nasıl algılanacağı büyük tartışma konusu. Ayrıca Diyarbakır çıkarması olarak da görülen son gelişmelerin, son zamanlarda dillendirilmeye başlayan Yeni Türkiye sloganı ile yakından ilişkili olduğu görülüyor. Dolayısıyla Diyarbakır’dan Yeni Türkiye’ye uzanan bu yeni yol, hükümetin vaat ettiği Büyük Osmanlı projesinin çöküşü sonrası oluşturulan yeni stratejinin ilk adımı olarak görülebilir.

Bir Taşla Kaç Kuş

Diyarbakır buluşması gerçekleşmeden önce bütün muhalefet Cumartesi gününü bir yerel seçim oyunu olarak değerlendiriyordu. Ancak Pazar günü olayın o kadar da dar kapsamlı olmadığı, bir taşla birkaç kuşun hedeflendiği konusunda hemen hemen herkes hemfikirdi. Her şeyden önce buluşmanın, yavaşlayan çözüm sürecine motor olması düşünülmüştü. Bir yeni umut Kürtler dâhil birçok kesimde oluşturuldu. Yine buluşmanın petro-politik açısından da önemi her fırsatta hükümet tarafından vurgulanıyordu. Türkiye’nin terörden sonra en büyük sorununun enerji olduğu düşünülürse, bu konuda da yaşanacak pozitif gelişmeler umudun başka boyutunu teşkil ediyordu. En son olarak da mesele dış siyaset gündemi için de çok önemliydi. Bir kere Türkiye, Irak ile yeniden yakınlaşma sürecinde ne kadar samimi olduğunu gösterecekti. Bağdat ile iyiye giden ilişkiler sonrası Irak’ın tüm kesimlerinin sürece dâhil edileceği Kuzey Irak yönetimi lideri ile verilen pozlar sonrası dünyaya ilan edildi. Ayrıca bu pozlar, Kuzey Suriye’de de özerk yönetim ilanında bulunan Kürtlere bir mesajdı.

Bölge ülkeleri Ne Diyecek

Diyarbakır sonrası çok fazla tartışılmayan konuların başında Erdoğan-Barzani ilişkisinin Suriye merkezli hâlâ devam eden gerginliğe nasıl etki edeceği meselesi gelmektedir. Barzani, Kuzey Suriye’de kesinlikle kendisinden bağımsız özerk bir Kürt bölgesi kurulmasına karşı tavır takınmış durumda. Salih Müslim liderliğindeki PYD ise özerkliğini ilan ederek hem Barzani’ye net bir mesaj vermiş oldu hem de Nusra Cephesiyle devam eden çatışmaları göz önünde bulundurulursa Suriye rejimine destek vermeye devam etmiş oldu. Ama burada kritik olan Barzani ile arası pek de iyi olmayan İran’ın ne tepki vereceği. İran ile bir müddettir gerilim siyasetini bir kenara bırakmıştık. Ama önümüzdeki günlerde Ortadoğu’yu yönetmek isteyenlerin öncelikle Kürt siyasetini yönetmeleri gerektiği ivedilikle ortaya çıktı. Bu konuda Diyarbakır buluşmasıyla 1-0 öne geçen Türkiye’nin hamlesine İran nasıl bir yanıt verecek merak konusu. Ama şunu da göz ardı etmemek gerekiyor ki, bugün demokratikleşme çatısı altında Kürtleri ikna etmeye uğraşan Türkiye, aynı zamanda Tahran ve Erbil arasını da bulabilecek tak ülkedir.

Kürt Siyasetinde Yakınsama Olur mu

Bu doğrultuda tartışılmayı hak eden diğer bir nokta da Diyarbakır sonrası bölgesel Kürt siyasetinin yol haritasını nasıl belirleyeceğidir. Kürt siyasetinde zaten uzun bir dönemdir bir liderlik çekişmesi mevcuttu. Diyarbakır ile beraber Türkiye adayını açıklamış oldu. Şimdi mesele Türkiye’deki BDP’nin, Suriye’deki PYD’nin ve İran’da bir süredir büyük baskı altında olan ama seslerini yavaş yavaş yükseltmeye başlayan Kürt oluşumların yeni süreçte nasıl bir politika takip edecekleridir. Kürt siyasal aktörlerinin bir yakınsama sürecine girerek birlikte hareket edebilmelerinin ilk reçetesini Ankara ve Erbil birlikte ortaya koydular. Ama kısa dönemde gidişat farklı ülkeler tarafından desteklenen farklı Kürt bölgelerinin ortaya çıkacağı yönünde hız kazanıyor. Anlaşılan demokrasi daha bir süreliğine bölgede karanlık yüzünü göstermeye devam edecek.

Yeni Siyasal Sistem Arayışı mı

Son olarak Türkiye’de bir süredir estirilen Yeni Türkiye rüzgârına değinmek gerekiyor. Şimdilik bu yaklaşım, ülkede gerçekleşen olumlu gelişmelerin ardından “İşte Yeni Türkiye!” ifadelerinin kullandığı muğlâk bir muhtevayı içerisinde barındırıyor. Ama Yeni Türkiye gibi bir dönüşüme karşılık gelebilecek sloganın içerisinde hangi anlamları çıkarmamız gerektiği konusunda aydınlatılmaya ihtiyacımız var. Yeni Türkiye nasıl bir toplumsal, ekonomik ve siyasal değişime karşılık gelecek Bu söylemin pratiğe yansıması hangi değişiklikleri beraberinde getirecek Diyarbakır buluşması ile de oldukça ilişkilendirilen bu yeni süreç yeni bir siyasal sistem arayışına mı karşılık gelecek Bütün bu soruların cevabı sanıyoruz ki yukarıda bahsettiğimiz Arap Baharı sonrası oluşturulan yeni strateji ile yakından alakalı. Şimdi Ankara’nın atacağı adım, bu yeni strateji karşısında orta sınıfı ikna etmeyi hedefleyen yeni bir paket olacaktır. Aksi takdirde süreç tıkanabilir.