'Yeni Türkiye Cumhuriyeti Projesi' bitti mi?

Abone Ol

Türkiye nin dostlarıyla beraber Ortadoğu yla ilgili

hayallerinin de buhar olup uçtuğunu savunan Financial Times, Türkiye nin büyük

güç olma hayalleri buraya kadarmış diye yazmış ve bununla ilgili olarak üç

aşağı beş yukarı hepimizin bildiği bir takım söylem ve eylemlere dikkatleri

çekmiş.

Bu kapsamda, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ın Latin

Amerika dönüşünde, Dünya nezdinde yalnızlığı umursamıyorum. Bizim için halk

nezdindeki durumumuz önemli sözleri ön plana çıkartılmış.

Bu cümlenin ardından da; Bundan daha 3 yıl önce o

zamanki Dışişleri Bakanı ve şimdiki Başbakan Ahmet Davutoğlu, Türkiye nin yeni

Ortadoğu nun efendisi, lideri ve hizmetçisi olmasıyla övünüyordu. Ama ülkenin

müttefikleriyle ve komşularıyla ilişkileri, ağırlıkla Erdoğan ın kişiselleşmiş

diplomasi tarzı nedeniyle bozuldu ifadesine yer verilmiş.

Ve sonrasında da Türkiye nin, Mısır, İsrail ve Suriye de

büyükelçilerinin olmadığına, Yemen deki büyükelçiliğini kapattığına, bu

yaşanılan krizlerin ve yalnızlık durumunun sadece Ortadoğu yla sınırlı kalmayıp

Atlantik ötesine de yayıldığına vurgu yapılarak, bir hezimet e ve ricat

haline dikkatler çekilmiş!

Peki, tüm bunlar ne anlama geliyor

Açıkçası bu yazı, bir anlamda Türk dış politikasının son

yıllarda içinde bulunduğu durumu izah etmeye yönelik Değerli Yalnızlık

ifadesiyle de büyük ölçüde örtüşüyor ve bu yalnızlığın nasıl tehlikeli bir hal

almaya başladığını Batılı bir bakışla ortaya koyuyor.

Aslında, gazetenin yayınlandığı ülkenin kendisi bile

aslında çok şey söylüyor: İngiltere. Bir diğer ifadeyle Büyük Ortadoğu

Projesi nin derin aklı olan ve şimdiki Ortadoğu haritasını Osmanlı sonrası

cetvelle çizen ülke. Dolayısıyla, bu yazıyı fazlasıyla dikkate almak gerekiyor.

Bu yazı ile, kontrolden çıkmaya ve bir tehdide dönüşmeye

başlayan Yeni Türkiye Cumhuriyeti projesinin artık miadının dolduğu, Yeni

Türkiye sürecinin başarı hikayesinin iki temel sacayağından biri olan dış

politikanın iflas ettiği bir anlamda cümle aleme duyuruluyor.

Bu demektir ki, sırada ikinci sacayak olan ekonomi var.

Eğer Türkiye diretmeye devam ederse, kriz için düğmeye basılacak.

Türkiye yi radikalizme zorlamak!

Hatırlayacaksınız, Yeni Türkiye Cumhuriyeti projesini

gündeme getiren Graham Fuller, projenin merkezinde yer alan Ilımlı İslam

modelinin gerçekleştirilmesini iki temel araç üzerinden Ortadoğu ağırlıklı

İslam dünyasında inşasını öneriyordu.

Sonuç... Proje bir anlamda duvara tosladı ve Türkiye nin

kendisine manevra alanı oluşturma hedefleri Mısır daki askeri darbe ile

engellendi. Ilımlı İslam projesinin yerini Radikal İslam ve radikal terör

örgütleri aldı. (Bu hususa Mısır daki askeri darbeden hemen sonra Ilımlı

İslam Projesi nin Sonu mu başlıklı yazımla değinmiştim.)

Bu u dönüşünde önemli kırılma noktası ise Mayıs 2013

olarak tarihe geçti. O tarihe kadar Türkiye, Batı açısından halen bölgesel ve

küresel güçtür. Örneğin, Başbakan Erdoğan ın ABD ziyaretinden yaklaşık bir

hafta kadar önce Amerika nın Sesi Radyosu nun Türkçe web sayfasında yer alan

bir haberin başlığı aynen şöyleydi: ABD Türkiye yi Bölgesel Değil Küresel Güç

Olarak Görüyor .

Washington Zirvesi ve Türk-Amerikan ilişkilerindeki hızlı

çöküşle ilgili çok şey yazıldı. Ama iki husus adeta ısrarla göz ardı edildi: 1.

Türkiye nin ABD sonrası Afganistan da muharip güç olmasına yönelik

Washington un talepleri; 2. Türkiye yi bir anlamda Esad sonrası Yeni Suriye

sürecinden dışlamaya yönelik Suriye deki araçlarının tasfiyesi isteği.

Dolayısıyla, bu zirve dananın kuyruğunun koptuğu ve o

tarihe kadar bize ait olduğunu zannettiğimiz dananın sadece kuyruğunun bizde

kaldığı (şu an için) bir toplantı olarak tarihe geçti. Sonrasını

biliyorsunuz... Önce Gezi, ardından Mısır da İhvan a operasyon...

Türkiye yi alandan

dışlamaya çalışanlar, şimdilerde Türkiye yi radikal örgütler ve terör üzerinden

alana çekmeye çalışıyorlar. Daha somut bir ifadeyle, Türkiye yi bölgesinde bir

savaşa zorluyorlar. Dolayısıyla bu yazı, Türkiye yi bir anlamda provoke etmeye

yönelik psikolojik bir operasyonun parçası. Bu konu üzerinde yazmaya devam edeceğiz...