FARKLI yöntemler kullanılarak yapılan 30 Mart seçimlerinin uzun süre unutulmayacağını düşünüyorum. Orantısız güç kullanılarak âdil olmayan tanıtım yöntemleriyle de yapılmış olsa bir seçim sonuçlandırıldı. Belediye başkan ve meclis üyeleri, muhtar gibi çeşitli kademelerde binlerce kişi yönetime geldi. Ülkemiz ve insanımıza hayırlı hizmetler sunmak niyetiyle göreve başlayan tüm yöneticilerimizi tebrik ediyor, başarılar diliyorum.
Başkanlık ateşten gömlektir. Büyük bir sorumluluktur. Hak ve adalet üzere görev yapmayı gerektirir.
Çoğunuz, seçilinceye kadar bir siyasî parti kimliğinizle mücadele verdiniz. Şimdi, o dönem geride kaldı. Artık siz; oy versin, vermesin yörenizdeki bütün insanların yöneticisisiniz. Ayrım yapmadan âdil bir hizmet yapmakla görevlisiniz. Bundan sonraki en etkin siyasetiniz bu olmalıdır.
Allah Rasülü (s.a.v), “İnsanların hayırlısı, insanlara hizmet edendir” buyurur. Dikkat edin; sadece bir gruba, bir din ve mezhepten olanlara değil; herkese hizmet esastır.
Mülk ve makamların devamı ancak adaletle mümkün olur. “Adalet mülkün temelidir.” Adil bir yönetici, hiçbir gölgenin bulunmadığı kıyamet gününde, Allah’ın özel misafiri olarak arşın gölgesinde barındırılacaktır.
Kazandığınız makam ve mevkilerin sahibi değil, emanetçisisiniz. Bugüne kadar niceleri bu emaneti taşıdı. Nöbet sırası sizde. Görevlerinizi emanet titizliğiyle yürütmelisiniz. Bu makamlar öncekilere kalmadığı gibi, size de kalmayacak. Mahkeme kadıya mülk değildir. İmtihanınızı başarıyla vermenizi dilerim.
ADİL SEÇİM İHTİYACI
Hepimizin bildiği bir şey var: Tabiî şartlar, tabiî sonuçları; anormal şartlar anormal sonuçları ortaya çıkarır. Endişe ettiğim şey; âdil tanıtım dışında pek çok yönlendirici faktörün devreye konulmasıyla yapılan seçimlerin yöneticilerimize kötü örnek olmasıdır. İnşallah, besmele ile işe başlar, haksızlık ve yanlışlık yapmaktan Allah’a sığınarak iyi niyetle görevlerinizi yaparsınız da, haksız uygulamalardan korunursunuz, diye ümit ediyorum.
Türkiye bağımsız bir ülke, halkımız da hür iradeli insanlar. Bazı güç odakları, her seçimde kitle psikolojisini kötüye kullanarak toplum mühendisliği üzerinden halkı yönlendiriyorlar.
Meselâ; 1999’da Öcalan Türkiye’ye teslim edilerek bitme noktasına gelmiş Ecevit’in DSP’sini 1. parti yaptılar.
2002’de, Erdoğan ve Baykal’ı pek çok TV kanalına birlikte çıkararak 2 partili bir Meclis oluşturdular.
2007’de, e-muhtıra ve eşi başörtülü cumhurbaşkanı algısıyla AKP’yi güçlendirdiler.
2009 seçimlerine, danışıklı dövüş olduğu anlaşılan “One minute” sözü damgasını vurdu.
2011’de, sivil anayasa vaadiyle, yine AKP’ye destek yağdı.
30 Mart 2014 yerel seçimleri, paralel yapı üzerinden genel seçim havasına büründürüldü. Başbakan; parti, milletvekilleri ve adayları devre dışı bırakarak tek başına meydan savaşı üslûbuyla seçim kampanyası yürüttü.
Hırsızlık-hainlik eksenine sıkışan halk, paralel yapıya olan tepkisini AKP’ye sığınarak gösterdi. Seçimden bir hafta önceki Pazar günü bir program için Manisa’nın Saruhanlı ilçesine gittim. Saadet Partisi Belediye Başkan Adayı Mevlüt Kocadağ’ın tek başına seçim mücadelesi verdiğini görünce destek verme ihtiyacı hissettim. Seçim aracındaki hoparlörle 2 meydan konuşması yaptım. Yılmaz Mahallesi’ndeki konuşmam sonrası, aile olarak Millî Görüş geleneğine bağlı Abdullah Cıllı ile görüşmemiz istendi. Abdullah Bey, bizi 3 arkadaşıyla karşıladı. Dedi ki: “Konuşmanızı dinledik. Sizi seviyoruz. Paralel grup bize geldi. CHP’ye oy vermemizi istediler. Saadet Partisi için oy isteseler normal görürdük. Onlara tepki için AKP’ye oy vereceğiz.”
İNSANA HİZMET ŞEREFİ
Peki, bunları niçin anlattım. Asıl konu dururken, dikkatler başka bir noktaya çekilip çarpık bir algı oluşturularak kitleleri zorunlu bir tercihe yönlendirdiklerini izah etmek için. Bu yöntem tabiî değildi. Siz de bu âdil olmayan yöntem üzerinden yönetici seçildiniz. Aman ha! Siz tabiîliğinizi bozmayın. Hak ve adalet konusundaki hassasiyetinizi kaybetmeyin; temiz ve dürüst kalma mücadelesini bırakmayın.
Kardeşlerim! Dünya bir imtihan alanıdır, görevlerimiz ise emanet. Görevler âhirette hesap vereceğimiz inancıyla yapılmalı. 1989’dan sonraki 10 yıllık dönemde, Millî Görüşçü belediyelerin çığır açan efsanevî hizmetleriyle halkın gönlünde taht kurmalarının sebebi budur. Yani; inanç, samimiyet ve fedakârlık.
Hizmet alanınızın huzur ve barışı sizin elinizde. Allah Rasülü (s.a.v) buyurur: “İki sınıf insan vardır ki, onlar iyi olursa bütün toplum iyi olur; onlar kötü olursa bütün toplum kötü olur: Onlar, yöneticiler ve âlimlerdir.” (Buhârî)
Yöneticinin çevresi onu ihya da eder, imha da. Ehil, vasıflı ve dürüst yardımcılarınız olsun; dalkavuklara yüz vermeyin. Ehil yardımcılarınız saydam cam ise, dalkavuklar buzlu cam gibidir. Dalkavuklar etrafınızı görmenize engel olur; yarın başınızı ağrıtırlar.
Yönetici kardeşlerim! Sizin hayırlı hizmetleriniz bizi mutlu eder; yanlışlarınız ise üzer. Hep hayırlı hizmetlere öncülük edin ki, Allah da sizden hoşnut olsun, kulları da.
Selâm ve dualarımla!