Bundan bir kaç gün önce gerçekleştirilen Bölgesel
Örgütlerin Arabuluculukta Artan Rolü temalı İstanbul Arabuluculuk
Konferansı nda bir konuşma yapan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu Irak ve
Suriye deki durumun BM Güvenlik Konseyi nin inisiyatifleri hayata
geçirememesinden kaynaklandığını söyledi ve durumun tüm komşu ülkeleri
etkilediğini vurguladı.
Davutoğlu nun konuşmasında asıl dikkati çeken husus, bu
konuşmasındaki ikinci kısımdı. Tüm komşu ülkeler denilirken, buna Türkiye nin
de dahil olduğu şu cümlesiyle bir kez daha netlik kazandı: Şu anda büyük bir
kriz kapımızda ve biz komşular olarak bundan etkileniyoruz.
Tehdit, hiç kuşkusuz, şu an ön plana çıkan boyutuyla
kontrol dışı bir eğilim göstermeye başlayan radikal terör örgütleri ve bunun
bölgede bir takım marjinal kesimler arasında bulduğu destek ve pek tabi ki
bunun arkasındaki asıl güçler...
Fakat tehdit sadece bununla sınırlı değil! Özellikle de
Türkiye yi içine çekme potansiyeli taşıyan diğer boyutuyla...
***
Bunun için Suriye ve Irak taki son gelişmeleri çok iyi
okumak gerekiyor. Okumaları sadece mezhepsel bazlı yaparsak yanılma payımız çok
yüksek olur.
Bölgedeki iç savaş ortamı her ne kadar daha çok mezhepsel
bazlı gözükse de, BOP un diğer sacayağı da oldukça etkin bir şekilde işlemeye
devam ediyor.
Etnik ve mezhepsel ayrıştırma-çatıştırmalar üzerinden
yeni bir siyasi coğrafya ve hegemonyayı hedefleyen BOP haritasında Free ile
başlayan yerlerde etnik ve mezhepsel temelli yeni devletlerin inşa süreci
özgürleştirme adı altında hız kazanmış durumda.
Bunun anlamı çok açık; oldukça kozmopolit yapıya sahip,
önemli bir kısmı ulus-devlet sürecinin daha tamamlayamamış devletler açısından
yeni iç savaşlar...
***
Bu bağlamda, IŞİD in Irak ta başlattığı Sünni İsyanı
daha anlamlı - önemli bir hale geliyor. Nitekim IŞİD, Irak merkezli olarak
bölgede üç önemli süreci hızlandırmış bulunuyor: Irak ın parçalanması ve bu
noktada ertelenmiş iç savaş ; Irak Kürdistanı nın kurulması; Bölge devletleri
arasındaki ihtilafların çatışma boyutuna doğru çekilme olasılığı; bir diğer
ifadeyle, bölgesel savaş.
Burada, her iç gelişmenin merkezinde de aslında
Kürdistan yatıyor.
Gerek mezhepsel gerekse de etnik bazlı ayrışmada bölge
Kürtlüğünün bir kesimi, gelişmeleri bir taraftan kendileri açısından tarihi bir
fırsat olarak değerlendirirken; diğer taraftan bunun maliyetlerini ne kadar
karşılayabileceklerini de tartışıyorlar.
Çünkü ortada deneyimlere dayalı ciddi bir bilinmezlik
durumu söz konusu; özellikle de kendilerini ileri süren güçlere güven boyutunda.
Bu deneyimler, en kritik safhada emperyal güçlerin kendilerini satabileceğini
bir kaç defa göstermiş durumda.
***
Yeni bir yüzyılın başında bir kez daha ön plana
çıkartılan Kürt Kartı nda bölge Kürtlüğünün yapacağı tercih bu yüzden oldukça
önemli.
Osmanlı nın son döneminde imparatorluğa bağlı kalan ve
sonrasında Musul un Misak-ı Milli ye kazandırılması noktasında Derbent
Ruhu nun önemli bir parçası olan Irak-Suriye Kürtlerinin bölgede yapacakları
tercih, aynı zamanda Yeni Ortadoğu nun ve Yeni Türkiye sürecinin
inşasında-geleceğinde onların da yerini tayin edecek.
Daha somut bir ifadeyle, bölge Kürtlüğü nün bulundukları
ülkelerdeki statü talepleri ile bu bağlamda ilişki halinde bulundukları
küresel iradeler ile yürüttükleri işbirlikleri-pazarlıkların bölgede yapacağı
tepki oldukça önemli bir yere sahip.
Diğerleri içerisine yerel dinamikler kadar, sürecin
gelişimine bağlı olarak yakın bölgesel ve uzak bölgesel dinamikler de dahil
edilebilir. Bu noktada, Rus devlet televizyonu Rossiya-24 kanalına konuşan
Jirinovski nin Irak ta yaşanan son gelişmeler ve Büyük Kürdistan bağlamında
yaptığı değerlendirmeler hiç de göz ardı edilmemeli.
***
Dolayısıyla, kafalarda; hangi Kürdistan , kimin
Kürdistanı , nasıl bir Kürdistan sorusu sağlıklı bir cevap bulamadığı sürece,
bölgede Kürtler üzerinden yürütülen projelerin hayata geçirilmesi hiç de kolay
olacağa benzemiyor. Bu noktada ortak tarihe bakmak ve oyunu bozmak bu açıdan
kaçınılmaz oluyor.
Evet, Irak merkezli Ortadoğu bölgesi Sinni-Şii bazlı
çatışmalardan etnik bazlı olana doğru hızlı bir savrulma içerisinde ve
önümüzdeki süreç, daha keskin ayrışmalara ve çatışmalara gebe gibi; eğer ortak
akıl ve irade devreye sokulamaz ise...
Bu savaşların yeni adı da Kürtler ve diğerleri
olacağa benziyor. Bunu biz söylemiyoruz; bunun için BOP a ve o haritaya bir kez
daha bakmak yeterli.
Büyük oyunu görmeli, ona göre adımlar atılmalı ve bunun
için de Selahaddin Eyyubi ve Derbent Ruhu bir kez daha hatırlanmalı...