Yeni Oluşumlar, Partiler ve Saadet Partisi

Abone Ol

Geçen hafta havaalanında önemli bir üniversitede üst düzey idari görevi de olan profesör bir akademisyenle karşılaştım. Üniversitelerin genel durumunu konuştuktan sonra söz döndü dolaştı siyasete geldi. İfade etmese de iktidara yakın olduğunu yaptığı yorumlarla hissettiren hoca, değerlendirmelerinde Saadet Partisi’ne özel bir yer açtı. “Saadet’in eleştirileri çok yerinde. Hatta zaman zaman az bile. Tam da nirengi noktalara dokunuyor. Ancak CHP ile yakın duruşu yok mu, bütün doğrularını alıp götürüyor” dedi. Bir akademisyenden bu sözü duyduğuma şaşırdım doğrusu. Oysa sözü kim söylerse söylesin, önce o sözün doğru olup olmadığına bakılması önemli değil midir hocam diye cevap verdim. O da öyle ama işte dedi fakat devamını getiremedi. Sonra şu noktaları kendisine hatırlattım. Saadet Partisi, CHP ve İYİ Parti 24 Haziran 2018 seçimlerinde sadece parlamento seçimlerinde işbirliği yaptılar. Her üç parti de cumhurbaşkanlığı için kendi adaylarıyla seçmenin karşısına çıkmışlardı. 31 Mart yerel seçimlerinde ise CHP ve İYİ Parti işbirliklerini sürdürürken, Saadet Partisi tek başına seçimlere girmişti diye devam ettim. Hal böyleyken şurası da çok açık ki, Saadet Partisi ile CHP’nin 24 Haziran’daki işbirlikleri toplumun normalleşmesi yolunda önemli bir adımdı. Aynen 1973 seçimleri sonrası CHP-MSP koalisyonunda olduğu gibi kamplaşmaya karşı aklıselimin öne çıkarılması anlamını taşıyordu diyerek kendisine kanaatlerimi aktardım. İyi niyet temennileri ve tekrar görüşme dilekleriyle birbirimizden ayrıldık.  

Diğer taraftan şimdi bir de toplumun genelinde AK Parti’den ayrılan, birisi partileşen diğeri ise yakın zamanda partileşeceği söylenen iki yapı ile Saadet Partisi’nin durumu tartışılıyor. Bunun yanında AK Parti bu zamana kadar yapılan bütün olumsuzlukların ayrılanların suçu olduğunu söyleyerek geçmişin yüklerinden kurtulacağını düşünüyor. Ayrılanlar ise geçmişteki bütün iyiliklerin kendilerine ait olduğu propagandasıyla bugünün olumsuzluklarında pay sahibi olmadıkları söylemini öne çıkarıyorlar. Fakat bu durum toplumun gözünden kaçmıyor. Birçok araştırma şirketinin verilerine göre iktidarın umut bağladığı hiçbir gelişme, AK Parti’deki geriye gidişi durduramıyor. Şu anda kararsızların oranındaki artış ve AK Parti tabanının rahatsızlığı hızla artarken, o taban tercihlerini AK Parti’den ayrılan iki yapıya da yöneltmiyor. AK Parti’den kopan seçmenlerin ilk tercihleri Cumhur İttifakı’nın diğer ortağı düne kadar MHP idi.  Ancak son yapılan bazı araştırmalarda seçmenin ne MHP’ye ne de diğer oluşumlara henüz yönelmediği görülüyor. Tam da bu noktada seçmen Saadet Partisi’ne ciddi olarak kulak kabartıyor. Toplum Saadet Partisi’ni dinledikçe daha çok hak veriyor. Yukarıda örneklik anlamında sözünü aktardığım akademisyenin ifadelerinde olduğu gibi iktidarın yanlışlarından oldukça rahatsızlar. Bu durumu sürdürülebilir bulmuyorlar. Sorgulamanın dozajını da her geçen gün artırıyorlar. Dün AK Parti seçmeni her hal ve şart altında Saadet Partisi’nin iktidara destek vermesini, yanlış da yapsa yanında durmasını bekliyordu. Bugün ise eleştirilerine hak vermeye başladı. Bu gelinen durum da gösteriyor ki, Saadet Partisi o seçmenin algı dünyasındaki kritik eşiğin aşılması yönünde önemli mesafeler kat etti. Bu arada AK Parti’den ayrılanların yanlışları görerek geç de olsa bunları dile getirmeleri tabii ki önemlidir. Ancak Saadet’in söz söylemenin çok zor olduğu dönemlerde yaptığı bütün eleştiriler, bugün AK Parti’den ayrılanların ana çıkış noktalarını oluşturuyor. Bu da seçmenin Saadet Partisi zaten bunları söylüyordu demesine sebep oluyor. Her şeyi iyi yaptığınızı söylüyorsunuz da bugünün hatalarının temeli dün atılmadı mı diyenlerin oranı yadsınamayacak kadar fazla. Diğer taraftan da bugünün iktidar yetkililerine ise madem yanlışların müsebbipleri onlar idi, bütün bunlar olurken sizler nerelerdeydiniz sorusunu yöneltiyor.

Sonuç olarak şunu ifade edebiliriz; Saadet Partisi’nin duruşu, sözü hiç kimse tarafından yok sayılamıyor. İster yanında, ister karşısında olsun hemen hemen herkes mutlaka o sözleri dikkate almak zorunda kalıyor. Siyasette senaryo ve aktörlerin çeşitliliği artıyor ama Saadet Partisi’nin özgül ağırlığıyla bundan sonra daha da belirleyici olacağı artık çok açık.