Yeni medya dili

Abone Ol

Türkiye de televizyonculuk mantalitesi, reyting damıtma

mekanizmasından oluşmaktadır. Reyting getirecek ne olursa olsun, içeriğine,

özgünlüğüne, seyirciye bir şey katıp katmamasına bakılmaksızın, farklı formlara

ve formatlara büründürülerek ekranlara getirilir. Bir ekranda herhangi bir

programın tutması ve izleyici devşirmesi, diğer ekranda da aynı formatta, hatta

birebir aynı şekilde bir başka programın yapılmasının temel nedeni olarak

karşımıza çıkar. Bazı programlar ise sabun köpüğü niteliğindedir Hiçbir amacı

yoktur Seyirciye vereceği, sunacağı hiçbir katkı yoktur. Mesela, reyting

rekortmeni Acun Ilıcalı nın milyonlarca liraya bir kanaldan bir kanala transfer

ettiği O Ses Türkiye, Yetenek Sizsiniz ve Survivor programları, bu kategoride olan

programlardır.

O Ses Türkiye, yaklaşık olarak üç ay boyunca ekranlarda

kaldı Bu süre içinde, amatör sesler, kıyasıya birbirleriyle yarıştı. Peki,

ortaya ne çıktı Kim birinci oldu Birinci olan, müzik endüstrisinde hangi yere

oturdu Müziğe katkısı ne oldu Bilen var mı

Ardından Yetenek Sizsiniz programında, yüzlerce yarışmacı

birinci olabilmek için farklı yeteneklerini sergilediler Kelimenin tam

anlamıyla işkence gibi bir programdı. Yarışmanın finaline, daha ilk turda

elenmesi gereken, Baha adında dört yaşında bir çocuk ve Atalay adında bir stand

upçı kaldı. Sadece birkaç bateri figürü biliyor diye, tamamen sempatikliğinden

dolayı Baha yı neredeyse birinci yapacaklardı. Türkiye nin en üst düzeyde

yeteneği, en üst zirvede özellikleri olan şahsı, birkaç bateri figürü bilen

Baha mı olacaktı

Bugünlerde Survivor programı başladı. Panama da

ünlülerden ve gönüllülerden oluşan gruplar, garip garip oyunlar oynayarak

seyirci devşirmeye çalışıyorlar. Haftalar sonra, içlerinden birisi, gelen SMS

oylarıyla birinci seçilecek. Ve kazanan yine Acun Prodüksiyon olacak.

Medya, genel anlamıyla insanları bilgilendiren, enforme

eden bir yapı sergilemesi gerekir. Oysa Türkiye de medya, özel televizyon

kanallarının hayatımıza girdiği günden beri, eğlence formatıyla karşımıza

çıkmakta ve günün 24 saati, bizleri eğlence kutusuna hapseder bir pozisyon

sergilemektedir.

Aslında bu format, 1980 sonrasının insanları zihinsel

olarak uyuşturmaya yönelik, bilinçli bir toplum mühendisliğinin izlerinden

başka bir şey değildir. Tüm eksikliklerini televizyon ekranlarından gideren,

tüm bilgi kaynaklarını televizyondan edindikleriyle sınırlayan, beyinleri

afyonlanmış, narkozlanmış kitleler oluşturma projesi.

Bu proje maalesef tutmuş ve bugün karşılarına çıkan

hiçbir probleme karşı dik duruş sergilemeyen, konuşmayan, düşünmeyen, üretmeyen

bir kitle profili oluşturulmuştur. Siyaset kurumunu sorgulamaktan aciz,

ekonomik ve kültürel olarak gelişmeleri analiz etmekten yoksun, sosyal olayları

anlamaktan uzak kitleler, toplum mühendislerinin elinde bir hamur gibi

biçimlenmekte, geleceğimiz adına tam bir kısır bir nesil ortaya çıkmaktadır.

Yeni bir medya dili oluşturmamız gerekiyor İzleyicisine

saygılı, izleyicisini olup biten her şeyden haberdar eden, yorum larıyla

dünyayı analiz eden, insanlara yepyeni ufuklar ve bakış açıları kazandıran bir

medya dili.

Bu medya dilini oluşturmadığımız sürece, sabun köpüğü

programlar hayatımızı bir karabasan gibi işgal etmeye devam edecekler. Ve

onlardan kurtulmamız da asla söz konusu olmayacak.