Yeni medeniyet ve defter

Abone Ol

Tarihte medeniyetler doğmuş, gelişmiş, yaşamış, yaşlanmış ve çökmüştür.

Yeni medeniyet için yeni peygamber gelir, yeni kitap getirir, halk onun etrafında toplanır, böylece cemaat oluşur ve medeniyet geçekleşirdi.

İslâm Medeniyeti de böyle oldu ve oluştu.

Kur an; yeni peygamberin gelmeyeceğini, peygamberlerin yerini ulemanın alacağını ve yeni kitabın gelmeyeceğini, onun yerine Kur an ın yeniden yorumları ile yeni medeniyetin doğacağını bildirmiştir.

Şimdiye kadar yapılan çalışmalarımıza ve eski bilgilerimize dayanarak insanların bir başkan etrafında toplanacağını ve bu yolla III. bin yıl medeniyeti nin doğacağını düşündük ve çalışmalarımızı hep bu yönde yönelttik. Ancak, hâlâ tam ve kâmil başarıyı yakalayamadık...

Bu durumda usûlümüzde hata vardır demektir.

Oturup düşünmemiz gerekir; neden başaramıyoruz ..

*

Bize göre bunun sebebi, hâlâ sadece kişilerin etrafında toplanmaya çalışıyor olmamızdır.

Peygamberler ise "namaz" yani bir müessese ile işe başladılar...

Cemaatler toplanmakta, Kur an ın istediği toplantılar olmakta, ama yeni medeniyete doğru etkin adımlar atılamamaktadır. Bu durumda biz insanları "yeni medeniyet"e götürmek için bir şey bulmalıyız.

Kişi "yeni muasır medeniyete"e inandığını göstermelidir.

Daha açık ifade edecek olursak; Hazreti Peygamber zamanında kişi "Allah tan başka ilâh yoktur, Muhammed Allah ın resuldür." der ve "cemaatle kılınan namazlara" katılmakla "Müslüman" olurdu.

Günümüzde kişinin III. bin yıl uygarlığı na katıldığını gösteren bir sloganımız olmalıdır.

Bize göre; kişi "Ben Millî Görüşçü ve Adil Düzenciyim" dediği zaman, onun III. bin yıl uygarlığı kervanına katıldığını kabul ederiz. Nasıl şehadet kelimesini getirmeden Müslüman olunmuyorsa; "Ben Millî Görüşçü ve Adil Düzenciyim" demeyen de III. bin yıl uygarlığı kervanına katılamaz.

Birileri bu gömlekleri çıkardılar; bundan dolayı onların başarıya ulaşması mümkün değildir.

Bugünlerde "irtica" adı altında bu ve benzeri kelimelere saldırılar vardır...

Onlar saldırıyorsa, biz doğru yoldayız demektir

Ama henüz müessese yerine geçecek bir şey bulmuş ve yerine koymuş değiliz.

Bunun için ne yapmalıyız

Bugün bir öneride bulunacağım.

Kur an da; "Büyük olsun küçük olsun her şeyi yazın." emri/âyeti vardır.

Bu emri çağımızda uygulamaya başlayalım.

Bunun için herkesin cebinde bir "DEFTER" bulunacaktır.

Kime ne verirse, kimden ne alırsa, tarihle beraber deftere yazar, görüştüğü kimseleri kaydeder, özet bilgi verir. Sevindiği haber gelirse kaydeder, üzüntülü haber olursa kaydeder. Önemli olayları yazar yahut ses kayıt cihazına anlatır. Defteri en az haftada bir gözden geçirir, eski kayıtlara bakar; toplulukla paylaşması gereken konuları bir kooperatif merkezine vererek bildirir.

Bu defterin çok büyük yararları vardır.

Mesela, olaylar oluyor, muhasebelerde hatalar yapılabiliyor.

Muhasebelerdeki birçok hatalar kişilerin bu özel defterlerinden yararlanılarak düzeltilebilir.

*

MECLİS, yeni yasama yılında ne yapabilir

Kişiler bunları yazmıyor. Neden yazmıyor

Kişiler, defter yarın devletin eline geçer ve bana saldırılır diye düşünür ve yazmazlar.

Bu tedirginliği gidermek için basit bir kanun çıkarılacak ve kanunda şu maddeler bulunacaktır.

Madde 1- Herkes, kendisine özel sıralı ve tarihli tek defter tutabilir. Defteri notere, kooperatife veya muhtara mühürletebilir. Kendisi tarih atarak imzalayabilir. Defter noterde ve diğer yerlerde harca tâbi değildir.

Madde 2- Özel sıralı deftere yazılanların başkaları tarafından okunması, kopya edilmesi, çoğaltılması veya yargı önünde delil olarak çıkarılması yasaktır. Yasak ihlâl edilirse, tarafların seçeceği birer bilirkişi ile bilirkişilerin seçeceği baş bilirkişi tarafından tazminat miktarı belirlenir.

Madde 3- Kişi özel sıralı defteri ticari defter gibi kendisi kanıt olarak gösterebilir. Karşı tarafın defterinde geçmesi gerekirken geçmemişse, geçeninki belge sayılır. Karşı taraf malı davacıdan aldığını kabul ediyorsa, bedel sıralı özel deftere geçmişse onunki kabul edilir. İhtilaflı ise ikisi de geçersiz olur.

Madde 4- Defterin başına, kaybolması hâlinde bulanın nereye teslim edilmesi gerektiği yazılıdır. Ölümü hâlinde yakılmasını isteyebilir veya birisine verilmesini vasiyet edebilir. Bu defteri sahibinin izni olmadan kimse açamaz, mahkeme açılması hususunda karar alamaz.

Böyle bir kanuni düzenleme yapılırsa, "III. bin yıl medeniyeti"ne gidecek adımları insanlar daha güvenle atarlar. Bu yapılmalıdır, çünkü kayıt dışı dünya ve hayatın en büyük kurbanı bizzat devletin kendisidir.