Yeni Kemalizm 28 Şubat sürecinin ve ertesinin ideolojisi haline geldi. Tersi de söylenebilir. Yeni Kemalizmi 28 Şubat süreci destekledi. Bu anlayışa göre dinin topluma bırakılması kabul edilmeyecekti, din salt özel alana matuf bir kavramdı ve dini devlet kendisi biçimlendirecek, denetleyecekti. Bu anlayış Türkiye‘de sayısız sıkıntıya yol açtı.

Oysa daha dikkatlice ele alınsaydı ve her yeni gelen toplumsal oluşuma karşı Türkiye‘de kendisini gösteren daha geriye gitme, daha fazla içine kapanma, daha yasakçı olma zihniyeti daha özgürlükçü bir anlayışla karşılansaydı bugüne kadar devam eden toplumsal çatışma da olmazdı bugünkü AKP etkinliği de. Tabii o zaman CHP‘nin solculuğunun, sosyal demokratlığının da farklı parametrelerinin bulunması gerekirdi. Solculuk Kemalizme, türbana ve sadece laikliğe indirgenmezdi... Tersine, CHP soldan korkup kaçtıkça kendisini bu kulvara sıkıştırdı. Hepsinden daha vahimi sosyal demokrasiyi dünyada eşi menendi görülmemiş bir noktaya hapsetti.

Şimdi yaptığı çıkış eğer inandıcıysa ve kalıcı olacaksa hemen belirteyim ki bugünkü noktada tutulmamalıdır. Ama onun bir koşulu var: CHP‘nin sosyal demokratlaşması. Yani eski slogana dönmesi. Böyle algılanırsa CHP buradan hareketle kendisi için son derecede verimli olacak ve başta belirttiğim sloganın özüne uygun bir biçimde yeni bir insan-toplum-devlet tanımına gidebilir. Toplumsal dönüşümü türbanın, çarşafın içine değil, çarşafı, türbanı toplumsal dönüşümün içine yerleştirebilir...

Muhabir: Haber Merkezi