Yeni dünyayı kim kuracak?

Abone Ol

Müslümanlar dünyanın yeniden kurulmakta olduğu gerçeğiyle karşı karşıya bulunuyorlar.

Maalesef dünya, geçtiğimiz yüz yılda olduğu gibi; bu yüz yılda da Siyonist-Haçlı ittifakı tarafından kurulmak istenmektedir. Bu yüzdendir ki; İslam Âlemi olarak tarihi günler yaşamaktayız. Buna DUR demek için var gücümüzle çalışmamız lazım.

Geçen asırda Müslümanlar, Sultan Abdülhamid’in feraseti sayesinde yok olmaktan kurtulmuşlardı. İçinde bulunduğumuz yüz yılda da Başbakan Erbakan öncülüğünde gelişen Milli Görüşçü duruşla ileri hamle yapılmalı ve bu haydutların hedeflerine ulaşmaları engellenmelidir.

Düşman boş durmuyor tabi. Onlar da ellerinde bulunan dünyevi bütün imkânlarla yüklenmeye devam ediyorlar. Haçın Hilal’e galip gelmemesi için müteyakkız olunmalıdır. İleri hamle yapabilmek için ise, gelişmiş teknoloji ve şuurlu insan gücüne sahip olmak olmazsa olmazdandır.

İşin vahameti bakımından şu tespitimiz göz ardı edilmemeli:

Geçtiğimiz yüzyılda çıkan 1. ve 2. Dünya savaşları Avrupa merkezli olarak çıkmıştı. Ama savaşın ağır faturasını Müslümanlar ödedi. Bu defa savaş, doğrudan İslam coğrafyasında patlak verdi. Hem de acımasız ve haince... Çıkan savaşın sadece binaları yıkmak ve insanları öldürmekle sınırlı kalmayacağı ortada. Çok planlı bir şekilde başlayıp devam eden bu savaş, aynı zamanda, Müslümanların geleceğini gasp etmeyi hedefliyor. Dâhili ve harici düşmanların eş zamanlı ve eş güdümle hareket ediyor olmaları da dikkatle takip edilmesi gereken önemli bir husustur.

Bu savaş niçin bu kadar acımasız, diye dövünmenin kimseye bir yararı olmaz. Yaşanan hadiseler, ansızın-birdenbire başlamadı; ön hazırlıkları oldu elbette. Ama üzülerek ifade edelim ki, işin bu noktaya varmasına gaflet ve dalalet içerisinde olan, gününü gün eden yöneticiler sebebiyet verdi. Evet, daha beteri olmadı ama meydana gelen tahribat azımsanacak türden değil.

Müslümanların yaşamakta olduğu birçok ülke yıkıldı, şehirler harabe haline geldi. İnsanlar göç etmek mecburiyetinde kaldılar. Kimi canını kurtarıp başını sokacak bir yuva buldu; kimileri de, daha iyi bir gelecek hayaliyle çıktıkları yolculukta hayatlarını kaybettiler.

Bir yüz yıl daha İslam Âlemi’ni esir almak isteyen küresel haydutlar; bağımsız hareketleri yok ederek, aynı zamanda işbirlikçi olanları destekleyerek işe başladılar. Bu doğrultuda ilk önce 28 Şubat’ta Milli Görüş’ün yolunu kestiler. Elan süreç devam etmektedir. İslam dünyasında gelişen diğer bağımsız hareketler de benzer akıbete uğradılar.

İşte Türkiye dışındaki bağımsız hareketlerin başına gelenler:

İhvan-ı Müslimin Mısır’da 2011 Kasım ayında ve 2012 Ocak ayında iki turlu yapılan parlamento seçimlerini kazandı; 2012 senesinin Haziran ayında ise, Cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazandı. Hem de yüzde 51,73 oy alarak... Önce, İhvan’ın kazandığı milletvekillikleri düşürüldü; arkasından da, 2013 Temmuz ayında General Sisi yönetime el koydu. Bu sayede Mısır halkının seçimlere olan inancı yıkıldı.

Cemaati İslami, lider kadronun idamlarıyla sarsıldı. Bangladeş’te gerçekleşen idamlar, özellikle şuurlu insanlar arasında korku ve dehşet yaymaya devam ediyor.

Cemaati İslami ve İhvanı Müslimin hareketlerine müdahale edilmesi çok önemsenmesi gereken bir hadisedir. Bu konuyu biraz açmakta yarar olduğu kanaatindeyiz. Şöyle ki; dünyanın en eski ve en köklü iki hareketinin önü kesilmek isteniyor. Bu durum çok çok dikkate şayan bir meseledir. Tıpkı 28 Şubat sonrası Refah Partisi’nin kapatılması sonrası gelişen hadiseler gibi, bu hareketlerin de etkisizleştirilmesi; hatta yok edilmesi planlanmıştır.

Dikkat edilirse; önce, İslam coğrafyasındaki bağımsız hareketler tasfiye edildi, arkasından iç karışıklıklar ve işgal planları devreye sokuldu. Bu durum asla bir rastlantı olamaz. Her ne ise!

Şimdi, Âlem-i İslam için; hızlı bir şekilde toparlanma, direnme ve işgale karşı koyma zamanı. Dünya Müslümanları bu cellatların insafına terk edilmemeli.