Yeni dünya üzerine 5

Abone Ol

Zor bir dönemden geçiyoruz. Nasıl çıktığı hakkında birçok tartışma olmasına rağmen karşımızda hiçbir sınıf ayrımı gözetmeksizin bütün dünyayı dize getirmiş bir virüs var. Elbette virüse karşı hükümetler, sağlık kuruluşları, uluslararası örgütler gayretle çalışıyor. Tamamen sağlık odaklı bir gündeme sahibiz. Unutmayalım ki bu virüsün ayrıca sosyal ve ekonomik sonuçları olacak. Kuvvetle muhtemel bu sonuçlar sağlık sorunlarından daha kalıcı ve uzun süreli peşimizi bırakmayacak. Aslında bu bağlamda oluşan etkileri şimdiden yaşamaya başladık bile.

Mesela toplantılar farklı programlar üzerinden canlı ve görüntülü olarak yapılmaya başladı. Bazen en mahrem konuların konuşulduğu toplantılar yabancılar tarafından oluşturulan programlar üzerinden yapılıyor. En gizli bilgiler, görüntüler bu programlar üzerinden paylaşılıyor. En gizli belgeler de bu programlar üzerinden paylaşılıyor. Hazır fırsatını bulmuşken Whatsapp’ı hatırlayalım mı? Hepimizin cebinde olan ve son birkaç yıldır asla vazgeçemediğimiz uygulamalardan bir tanesi. Her şeyimizi Whatsapp üzerinden paylaşıyoruz. Fotoğraflar, belgeler, yazılar ve daha neler neler. Kim bu Whatsapp’ın sahibi? Acaba Whatsapp üzerinden yapılan paylaşımlar bir yerlerde yedekleniyor mu? Whatsapp ve benzeri programlara verdiğimiz izinlerle biz farkında olmadığımız halde neleri paylaşmış oluyoruz? Emin olun inanılmaz bir dünyanın içerisinde yaşıyoruz, tahmin ettiğimizden çok daha ilginç şeyler oluyor, bitiyor ama biz farkında bile değiliz.

Yeni sistemler kuruluyor, kararlar alınıyor, uygulamaya geçiyor, kitleler tüketici haline geliyor, akıl almaz paralar dönüyor ve biz izliyoruz. Yerli yazılımlarımız olmadığı için, sadece Batılıların geliştirdiği teknolojileri kullandığımız için sadece izliyoruz. Araba motoru üzerinde yapılması gereken çalışmaları çoktan kaçırdık, arama motoru çalışmalarını da kaçırdık, bundan sonraki çalışmaları kaçırmasak ne olur. Artık deri altına çipler yerleştirilmeye başlandı bile. Yakın gelecekte her türlü işlemin üzerinden yapılacağı iki dakikalık bir operasyonla yerleştirilen çipler.

Aslında bütün hikâyenin en can alıcı noktası bütün insanlığı tek bir merkezden, kimseyi ıskalamadan takip edebilecekleri bir organizasyon oluşturmak. Kim, nerede, ne zaman, ne aldı, ne sattı, ne yaptı her şeyi takip etmek ve her şeyi bilmek istiyorlar. Bugünden yarına “artık kâğıt ve madeni parayı kaldırdık” deseler kim itiraz edebilir? Artık sadece kredi kartları ile alış veriş yapılacak deseler bir aya kalmaz pos makinesinin olmadığı tek bir işletme kalmaz ve artık kimse tek kuruş vergi kaçıramaz. Çocuklarımızı bile okula içlerine harçlık yüklediğimiz kartlarla göndeririz. Aslında çocuklarımızın ne zaman, nerede olduklarını, nereden ne aldıklarını bilmemiz fena da olmaz. Elbette sistemin masum ve kullanışlı birçok yönü olacak ama biz yine de perde arkasına dolanmamız lazım. Hele hele bir de bu bütüncül sistemin ki bu aynı zamanda “Big Data” olarak da adlandırılır, yapay zeka ile entegre halini düşünmek bile istemezsiniz. 2002 yıllarında Amerika’da bir yerlerde uygulamaya başlayan bu sistemde pazar alış verişine bile çıkmıyorsunuz. Dolapta peynir, zeytin vesaire bittiğinde dolaptan markete otomatik mesaj gidiyor ve ertesi sabah eksikleri market çalışanları kapınıza getiriyor.

Bu ve benzeri örnekler saymakla bitmez. Yeni dünya düzeni şekillenirken insanlığa fayda sağlama anlamında küresel ölçekte bir beklentiye giremiyoruz. Devletimiz, hükümet yöneticileri ne yapar, hangi hazırlıklar içerisinde bilemiyoruz. Onun için en güzeli bireysel ve kurumsal hazırlıklar içerisinde olmak. Teknolojik gelişime katkı sağlayacak, fikir sahibi insanları değerlendirmek. Yetkililere sesimizi ulaştırabilmek ve var gücümüzle çalışmak, çalışmak, çalışmak. Artık öyle hızlı bir zamandan geçiyoruz ki bir an bile duraksamak çok şey kaybetmemize sebep olabilir.