Yeni dünya düzeninin kodları

Abone Ol

Bâtıl ideoloji sahiplerinin (Yahudi-Hıristiyan), dini “yaratıcıyla birey arasında kültürel normlara ve belirli ritüellere hapsedilmiş, yeni dünya düzeninde temsil yetkisi kalmamış sosyolojik bir vak’aya dönüştürme planlarını” yaklaşık üç yüz yıldır ellerindeki bütün imkânları kullanarak gerçekleştirmek için çabaladıkları sır değil. Bu çabanın başarısında, sömürgecilik vasıtasıyla elde edilen hammaddenin işlenerek önce sanayiye daha sonra da teknolojik üstünlüğe çevrilmiş olmasının büyük etkisi vardır.

İslâm âleminin son üç yüz yıldır bâtıl karşısındaki fetret dönemi, buna mukabil Yahudi ve Hıristiyanların başat olduğu bâtıl ideolojilerin ise siyasi, ekonomik ve teknolojik üstünlükleri, İslâm’ın ve Müslümanların bilimden uzak olduğu algısını oluşturmak ve yerleştirmek için fırsata dönüştürülmüştür. Sömürgecilik vasıtasıyla elde ettikleri güçleriyle bütün dünyaya emperyalist emellerini kabul ettirmek hususundaki çalışmalarının başarısının ardındaki gerçek, zorbalıkla sömürü çarkını kurmaları, bu çarkı devam ettirmek için de kaosu ve savaşı sömürülen ve geri bırakılan ülkelere yıkmalarıdır.

Yahudi ve Hıristiyan dünyasının başını çektiği bâtıl ideolojinin serüveni, çapulla ve sömürüyle elde edilen hammadde, hammaddeyi işleyerek sanayileşme, sanayileşmeyle birlikte ekonomik gücün elde edilmesi ve teknolojiye geçiş; bütün bunların peşinden ekonomik ve teknolojik gücün yardımıyla siyasi gücün elde edilmesi ve bu çarkın devam ettirilmesi için askeri güç ve şekil değiştirmiş sömürü düzeni.

Bâtıl ideoloji sahipleri, elde ettikleri bu güç sayesinde dünyaya hâkimiyetlerini kabul ettirmenin yanında “küreselleşme” masalıyla dünyayı tek tipleştirmeye, kendi sapkın ideolojilerini dünyaya kabul ettirmeye çalışmaktadır. Bu güç sarhoşluğu o kadar ileri gitmiştir ki, Yahudilik ve Hıristiyanlığın doğuşunda başlattıkları “yaratıcı-kul” ilişkisini bozma girişimlerini yeni dünya düzeninde ekonomik, teknolojik, askeri ve siyasi güçleriyle kolayca gerçekleştirme imkânı elde ettiler.

Tanrısal kudrete karşı kendi kudretlerini ikame ettirmek isteyen emperyalistler, sömürülen ve ezilen toplumların inancını, hukukunu, ahlakını, sanat ve edebiyatını tahrif ederek yerine kendi inancını, kendi hukukunu, kendi ahlak anlayışını, kendi sanat ve edebiyat anlayışını yerleştirmektedir. Yeni dünya düzeninde inancın, hukuk sisteminin, ahlakın ve edebiyatın nasıl değiştiğini, nasıl ideolojik değişim sürecinin gerçekleştiğini belki başka bir yazıda inceleriz. Burada sadece sinema ve televizyon vasıtasıyla yaptıklarından birkaç örnek vermek yeterli olacaktır. Yahudi asıllı JoelStein, Aralık 2008’de “Hollywood”un Yahudilerin eline geçtiğini yazmıştır. ABD’nin ve Siyonistlerin emperyal hedeflerinin bir aracı haline gelen Hollywood’da “Ateizmi övme ve dini sorgulama, evrim teorisi, Yahudi soykırımı (!), uzaylıların dünyaya saldırması, dünyadaki kaos, Amerikalıların dünyayı kurtarışı, kıyamet senaryoları, kıyametle ve ilahi güçle baş etme ve İslam düşmanlığı” gibi konularla işlenmektedir.

Hollywood yapımı “The Man From Earth, Mary AndMax, Religulous, Life of Brian, LettingGo of God, TheSeventhSeal, Sunset Limited, God on Trial” gibi birçok filmde din sorgulanmakta ve ateizm propagandası yapılmaktadır. Armageddon, Matrix, Terminatör, TwelveMonkeys, ApocalypseNow (Kıyamet), TheDayAfter, IndependenceDay, TheFifth Element gibi filmlerde kıyamet ve bununla baş etme yöntemleri işlenmektedir.

Yaratıcının otoritesinin yerine “insan otoritesini” ikâme sürecinin hiç şüphesiz en büyük desteği teknolojik gelişimdir. Bu sayede, Aydınlanmacılar “insan aklının” yanına “bilim”i koymuştur. “Akıl-bilim” ikilisinin gücüyle “tanrısal kudrete” karşı “tanrısız bilim” düşüncesi tezi işlenmiştir. Böylece din ve bilimin çatıştığı tezi emperyalist güçle bütün dünyaya empoze edilmeye çalışılmıştır. Sadece empoze değil, din düşmanlığı da emperyalist kültürle birlikte bütün dünyaya ihraç edilmiştir.