Sanatçı Ahmet Kaya‘nın sürgün yıllarının anlatan "Yağmurlu ülkenin sürgünü" isimli belgesel çalışmasıyla gündeme gelen yazar-yönetmen Hayri Argav, 12 Eylül döneminde yaşadığı işkenceler sırasında yeni doğan bir bebeğin ölümüne şahit olduğunu söyledi. 12 Eylül‘ün ardından hakkında açılan davalar sebebiyle Almanya‘ya yerleşen Hayri Argav, acımasız işkencelere maruz kaldığını ifade etti. İşkenceyi yapan R. A. ve A. T.‘nin emniyet teşkilatında yükselerek birinci sınıf emniyet müdürü olduklarını belirten Argav, "R.A., yeni doğum yapmış olan bir kadını üç günlük bebeğiyle birlikte getirdi. Dışarıda inanılmaz bir kar vardı. Biz o bebeğin sesiyle uyandık. Bebeği, askerlerin malzemelerini koyduğu bir odaya koydular ve o bebek soğuktan öldü." dedi. Argav, 12 Eylül‘ü soruşturan savcıların tanıklığına müracaat etmeleri halinde bunu seve seve yapacağını kaydetti.
‘Silahların yerini biliyorum‘ dedi ölüme gitti
Daha fazla işkence görmemek için kendisini bile bile ölüme götüren gençler olduğunu belirten Hayri Argav, o dönem tanık olduğu olayları detaylarıyla paylaştı. "Osman Tastekim, Orta Doğu Teknik Üniversitesi öğrencisiydi. Korkunç işkencelere uğradığına tanık olduk. İşkence bitişik odalardan birinde yapıldığı için işkence görenin sesini duyabiliyorduk. Kendisine işkence yapanlara, ‘Tamam!.. Silahların yerini biliyorum‘ dedi. Bir öğleden sonra Osman‘ı alıp götürdüler. Ama Osman bir daha sorguya dönmedi. Çünkü ‘silahlar burada‘, diyerek sorgu ekibini Kayseri merkezde 7 katlı bir binanın damına çıkarıyor ve oradan aşağı atladığını öğrendik. Hilal Aydın, bir başka kurbanıdır R. A.‘nın. O da aynı yöntemi deniyor. ‘Silahlar tarlada gömülü‘ diyerek düz bir araziye götürüyor sorgu ekibini ve orada kaçmaya çalışıyor. 4 kursun yarasıyla geri döndü sorguya. O zaman bizlerle kısa da olsa aynı ortamı paylaşan Kayserili işadamları vardı. Bunların bazıları tanınmış insanlardı. Onlar da bu sürecin tanıklarındandır."
İdrarımızı yaptığımız bidondan su içirirdi
Siyasal düşüncelerini takip ettiğim yayın organları yüzünden işkenceden geçtiğini savunan Hayri Argav, 168. maddeden ceza almış. Tahliye olduğunda 17 ayı fazla olmakla birlikte 5.5 yıl içerde yattığını söyleyen Hayri Argav, R. A.‘nın bir bebeğin ölümüne sebep olduğunu şöyle anlattı: "Bana işkence yapan insanlar Türkiye‘de çok önemli yerlere geldi, bunu hazmedemiyorum. A. T. Ankara Emniyet Müdür Yardımcısı oldu. Hasan Celal Güzel‘i sorgularken kalp krizinden öldü. R. A. da o dönem baş komiserdi. Daha sonra Trabzon Emniyet Müdürlüğü‘ne kadar geldi. R. A. o kadar sadist bir insan ki; gece idrarımızı yaptığımız bidona sabahları su doldurturdu ve bize o suyu içirirdi. Bir odada 30-40 kişi kadardık ve oturacak yer bile bulamazdık. Çok iyi hatırlıyorum, yeni doğum yapmış adı Ayşe olan bir kadını üç günlük bebeğiyle birlikte getirdi. Dışarıda inanılmaz bir kar vardı. Yılbaşından birkaç gün sonraydı. Biz o bebeğin sesiyle uyandık. Bebeği askerlerin malzemelerini koyduğu bir odaya koydular ve o bebek soğuktan öldü. Bu R. A.‘nın en genç kurbanıdır. Böylesine sadist bir insandır kendisi."
Sol gazeteleri takip ettiğim için hayatım karardı
12 Eylül 1980 askeri darbesi gerçekleştiği sırada Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği (TÖB-DER) üyesi olan Hayri Argav, sol gruplardaki yayınları takip ettiği için gözaltına alındığını ve hayatının karardığını söyledi. Argav, gözaltına alınma sürecini şöyle anlattı: "Darbe olduğunda bir yıllık öğretmendim. Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği (TÖB-DER) üyesiydim. Genelde sol gruplarda çıkan gazeteler ile ilişkilerim vardı. 12 Eylül sola dönük bir hareket olduğu için ben de ‘sol örgüte üyelik‘ suçlamasıyla Kayseri‘de Aralık 1980‘de gözaltına alındım. Örgüt üyesi değildim fakat üyeymiş gibi kodlandım. Sadece sol gazeteleri takip ettiğim için hayatım karardı. 22 yaşında çok ağır bir süreç yaşadım ve 6 ay sorguda kaldım.