Amerikan seçimlerini ikinci (ve son) defa Obama kazandı ve Amerikan
anayasasına göre üçüncü defa aday olamayacak. Bundan dolayı İsrail ile
göbek bağı kesildi. Üçüncü defa kazanmak için İsrailin veya Yahudilerin
desteğine ihtiyacı yok. Dolayısıyla ikinci döneminde hakiki yüzünü ve
icraatını ortaya koyabilir. Carter ABDde başkanlar dahil kimsenin
İsraile kariyerini çiğnemek pahasına kolay kolay hayır diyemeyeceğini
ve hayır diyenin siyasi kariyerine veda etmesi gerekebileceğini
söylemiştir. Bununla birlikte, Yahudiler geleneksel olarak Demokrat
Partiyi tercih etse de bu defa Karzai ile birlikte Netanyahunun
favorisi Obama değildi. İsrailin muhalefetine rağmen Obama kazandı. Hem
de açık olarak. Bu da gösteriyor ki, artık Amerikan seçimlerinde İsrail
lobisinin abartılı etkisi veya İsrail efsanesi veya tekeli kırıldı.
Amerikan seçimleri üzerine vesayetleri veya tekelleri zayıfladı. Obama
en azından İrana saldırı konusunda İsrailin telkinlerine karşı durdu
ve hayır diyebildi. İsrail yönetimi Romneyi tercih etse bile Obama ile
köprüleri tamamen attılar mı Obamanın eski Beyaz Saray Müsteşarı olan
Chicago Belediye Başkanı Rahm Israel Emanuel, seçimlerden önce yaptığı
değerlendirmede Obamanın İsrailin dostu olduğunu vurgulamıştır. Bu
elbette doğru olabilir lakin dostluktan dostluğa da fark vardır.
Şüphesiz Obamanın Müslümanlarla bir kan bağı var. Bununla birlikte
Obama ailesi Amerikan eritme potasının (The Melting Pot) bir ürünüdür ve
Obama ailesinin bazı fertlerinin Yahudilerle de kan bağına sahip olduğu
ifade edilmektedir. Bununla birlikte önemli olan Obamanın ne
hissettiğidir, anlayışı ve kararlılığıdır.
İkinci dönemi gerçek kişiliğini ve kapasitesini ortaya koyacaktır.
Beklenen ve umulan İslam dünyasıyla uzlaşma vetiresine devam etmesidir.
2009 itibarıyla Kahire gibi başkentler üzerinden gerçekleştirdiği
açılımın gerisi bir türlü gelmemiştir. İkinci döneminde bu başlattığı
vetire ve süreci tamamlamalıdır. Böylece İslam dünyası ile ABD
arasındaki ilişkileri normalleştirebilir. Elbette Obamanın bunu yapma
kapasitesi Romney ile karşılaştırıldığında yüksek bir seviyede
seyretmektedir. Yine de bunu Obamanın davranışları belirleyecektir.
Öncelikli olarak İslam dünyasında sivilleri katleden insansız hava
araçlarını kullanmayı durdurmalı en azından sınırlandırmalıdır. Ömer
Abdurrahman gibi mazlumları Mısıra iade etmelidir.
İsrail ile ilişkileri İsrail çıkarları veya onun etkisinde olan
Amerikan kurumları zaviyesinden değil Amerikan halkı zaviyesinden
değerlendirmelidir. Bu hususta birinci derecede ilkeleri ve adaleti
gözetmelidir. İngiliz gazeteci Robert Fısk seçimler öncesinde dikkat
çekici bir makale kaleme almıştır. Kim Kazanırsa Kazansın, Amerikanın
Arap Dünyasıyla İlişkileri Değişecek başlıklı makalesi gerçeklerin bir
ürünüdür. Fısk konusunda kaygılarım ve şüphelerim olsa da bu makalesi
yerindedir. Makalesinin girizgahında şunları yazmaktadır :" Geçen hafta
Obama ve Romneyin İsraile sevgi gösterisinin ardından Araplar bu iki
adamdan hangisinin Ortadoğu için en iyisi olacağına yavaşça karar
verdiler. Görünen o ki, Barack Obama onların adamıdır; ama problem -her
zaman olduğu gibi- üzücü, içler acısı ve acımasızca ortadadır, bu en
ufak bir fark oluşturmayacaktır..." Fark olup olmayacağını zamanla
göreceğiz. Benim umudum ve temennim ve beklentim farkın oluşmasıdır.
Zira Obamanın tarzı uzlaşmacı bir tarzdır ve üçüncü defa aday
olmayacağı için bir mazereti de kalmamıştır. Gerçek yüzünü göstermesini
bekliyoruz.
Obama Bushların açtığı yaraları saramamış ve kapatamamıştır. İki
dünya arasına giren Bush enkazı kaldırılamamıştır. Dünya bu enkazın
kaldırılmasını bekliyor. Zira Bush dünyanın baş baltacısı ve
gangasteriydi. 11 Eylül ile birlikte bütün dünyayı bir sıkı yönetim
atmosferine sokmuştu. Bundan dolayı Obamanın kazanmasını bütün dünya
coşku ile karşıladı. Bu yapmacık değil gerçek bir coşku. Kimileri Romney
kazansa da dünyanın aynı tebrikleri esirgemeyeceğini ve kral öldü,
yaşasın kral! diyeceğini varsaymaktadır. Ben buna katılmıyorum.
Bushların dünyaya bedeli ağır olmuştur. Bundan dolayı da gölgesi gibi
Bushları izleyeceği tasavvur edilen Romney bütün dünya tarafından soğuk
karşılanmıştır. Tutukluğu nedeniyle Obama da dünya ve İslam dünyası
nezdinde ilk dönemindeki revnaklığını kaybetmiştir. İcraatlarıyla bu
algıyı izale edebilir de pekiştirebilir de. Zerdarinin Washingtondaki
adamı ve Pakistan eski Sefiri Huseyin Hakkani de seçimlerden önce The
Washington Postta yazdığı Why the U.S. needs Muslim allies/ Neden
ABDnin Müslüman ortaklara ihtiyacı var başlıklı yazısında Obamanın
birinci döneminde İslam dünyasında yeni ortaklar edinemediğini ifade
etmiştir. Eski ortaklardan bir kısmı da Arap Baharı ile birlikte
bertaraf olmuştur. ABD İslam dünyasına ulaşamıyor. Bush gönülleri ve
zihinleri fethetmek (!)için kamuoyu diplomasisi atakları başlatmıştı.
Hiçbir faydası olmadı. Fiili politikalar değişmedikçe faydası da
olmayacaktır. Obama da sözde değil özde değişmedikçe ve adaletin yolunu
bulamadıkça Müslümanların gönünle giremeyecektir.
ABDnin bekası İslam dünyasıyla ilişkilerine, yok olması da İsraille ilişkilerinin geleceğine bağlıdır.