Eskiden şöyle şeyler olurdu; diyelim ki bir milletvekili partisinden istifa ettiği zaman diğer partiler hemen o vekile kanca atar, kendi partilerine transfer etmek için kulis yaparlardı…
Bu gelenek yok mu oldu, yoksa bana mı öyle geliyor; 2011 seçimlerinden bu yana, TBMM’de grup kurmak için gereken yasal sayının neredeyse yarısı kadar milletvekili partilerinden ayrılmasına karşılık diğer partilerde deyim yerindeyse “tık” yok.
Ne CHP, ne MHP, ne de BDP, AKP’den ayrılan milletvekillerinin yüzüne bile bakmıyor…
Bunu neye bağlamak lazım
Bu anlamda benim en çok şaşırdığım isimlerden birisi Ertuğrul Günay. Ertuğrul Bey, esasen sol gelenekten geliyor. 1980 askeri darbesinden sonra yeniden kurulan CHP’nin Deniz Baykal’la beraber ilk yöneticilerinden biriydi.
1980 öncesinde de sol çizgide siyaset yaptığını biliyoruz.
Tamam; CHP’den ayrıldıktan sonra epey zikzaklar çizdi, sonunda kendini AKP’de önce milletvekili sonra da Bakan olarak buldu ama tüm bunlar “transfer kapılarının” kapalı olduğu anlamına da gelmiyor, daha doğrusu gelmemeli.
***
Kemal Kılıçdaroğlu ve yakın kurmayları, ya da bir başka parti Ertuğrul Beye şu ana kadar bir kanca attı mı acaba
Sanmıyorum…
Beni bu tahmine iten ise, Ertuğrul Günay’ın geçen hafta “yeni bir parti kurma” sinyalini vermesi…
Yalnız değil eski Kültür ve Turizm Bakanı… AKP’den ayrılan milletvekilleri, yerel seçimlerden sonra yeni bir parti kurmak üzere düğmeye basmış durumda.
Hatırlayacaksınız; Ertuğrul Bey, AKP’den ayrılan bağımsız milletvekilleri Erdal Kalkan ve İlhan İşbilen ile birlikte düzenlediği toplantıda, ‘’Türkiye toplumu adalet istiyor. Partiler karşılamaz ise, toplum yeni siyasi hareketleri bağrından çıkaracaktır’’ sözlerini sarf etmişti.
AKP’den olaylı bir şekilde istifa etmek zorunda kalan Kütahya Milletvekili İdris Bal, ‘’İhtiyaç yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlamıştır. Türk siyasetinin parti içi demokrasi, kurumsallaşma ve tahammüle ihtiyacı var” türünden manidar bir açıklama yapmıştı.
Plan şu; 17 Aralık yolsuzluk operasyonundan sonra AKP’den istifa eden 9 milletvekili, bir kaset operasyonuyla partisinden ayrılmak zorunda kalan MHP kökenli bağımsız İhsan Barutçu’yu da yanlarına alarak yeni bir parti çatısında örgütlenmek…
Yol haritası da neredeyse hazır; muhtemelen 30 Mart sonrası düğmeye basılacak.
Mahalli seçimlerde siyasi partilerin alacağı oy oranına göre de tavır belirlenecek.
Kurulacak yeni partide AKP’den istifa eden milletvekilleri Ertuğrul Günay, İdris Naim Şahin, Hami Yıldırım, Haluk Özdalga, Muhammed Çetin, Hakan Şükür, İlhan İşbilen, Erdal Kalkan, İdris Bal ve İhsan Barutçu olacak.
***
Hedef ise 20 milletvekili ile TBMM’de yeni bir Grup oluşturmak…
Zira Grup olduğunuz takdirde TBMM çatısı altında imkânlarınız artıyor. Neler mi oluyor;
Genel Kurul’da her tasarı ve teklif üzerinde Grup adına konuşma hakkı,
TBMM Başkanlık Divanı ile komisyonlarda üyelik,
TBMM’de Grup toplantı salonu,
Grup başkanı ve en az iki Grup başkanvekiline makam odası ve makam aracı,
Ülke genelinde örgütlenme eksikleri olsa bile seçime katılma hakkı.
Diğerleri de önemli elbette ama son maddeye dikkatinizi çekmek istiyorum; 30 Mart mahalli seçimlerinden sonra “erken seçim” konuşulmaya başlanacak. İşte tüm hesapların odaklandığı yer tam da burası!..
O KİTAPTA NELER YAZIYOR
Adı, “Diktatörlüğün Psikolojisi”.
Yazarı İranlı bir bilim adamı olan Fathali M. Moghaddam...
Hatırladınız sanırım; 2013 yılında Amerika’ya gittiğinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’a hediye edilen kitap.
O kitap Türkçeye çevrildi ve 3P Yayıncılık tarafından yayınlandı.
Kitaptan birkaç alıntı yapmak istiyorum;
Diktatörlüklerde hayatın ortak bir özelliği, toplumun genelinde özel bir suskunluğun yaygınlaşmasıdır. Diktatörlüklerde tüm kararlar tepeden inme alınır. Örnek mi Nazi Almanya’sında tüm önemli kararları bizzat Hitler verir.
Söz konusu rehber, banyo yapmaktan evliliğe, iş ilişkilerini yürütmekten sosyal ilişkilere varıncaya kadar hayatın akla gelen her yönünü kapsar.
Yüce diktatör mutlak sadakat sağlamak için her şeyi kurban eder.
Kirli liderler çoğunlukla arkalarına halk desteğini alarak (kazara) iktidara gelirler.
Kadının tek rolü eş ve anne olmaktır. Doğurgan kadın ideali baş tacı edilir.
Kimin ne zaman kurban edileceğinin belli olmadığı bir korku iklimi meydana getirilir. İsyana yeltenenleri nasıl bir sonun beklediği durmadan tekrarlanır.
Narsistirler; kendileri dışında kimsenin ihtiyaçlarını, hislerini, dileklerini önemsemezler.
Diktatörler, bindirilmiş kıtaların doldurdukları meydanlarda belirli bir süre destek bulabilirler, ancak bu desteği kilit konumundaki elitlerin desteği ile sürdürebilirler.
21’inci yüzyılda demokrasi maskesi takan diktatörlükler hızla çoğalıyor. Bugün Rusya ve İran’da bile en önemli politik ofislerin kadrolaşmaları seçimler yoluyla yapılıyor.
Emine Erdoğan’a ABD’de hediye edilen kitapta bu satırlar var…
Yorum sizin…
HİÇ AMA HİÇ YAKIŞMADI!
CNN Türk’te yayınlanan Ankara Günlüğü programında Twitter’ın kapatılması konusu tartışılırken, yayına telefonla bağlanan Ulaştırma ve Habercilik Bakanı Lütfi Elvan’ın kullandığı ifadeleri çok yakışıksız buldum…
Peki, ne söyledi Bakan Lütfi Elvan
Samanyolu Grubu Ankara Temsilcisi Abdullah Abdulkadiroğlu’na çok özel bir soru sormak istediğini söyleyen Bakan Lütfi Elvan, aynen şu cümleleri sarf etti: “Eğer evliyse kendi eşinin adı ve soyadı kullanılarak, evli değilse kız kardeşinin adı ve soyadı kullanarak herhangi bir Twitter hesabı açılsa ve bu hesaba pornografik görüntüler konulsa ve o pornografik görüntülerin üzerine de eşinin veya kız kardeşinin ismi yazılsa kendisi nasıl karşılar ”
Bu cümleler programa katılan başta Hüseyin Yayman olmak üzere diğer gazeteciler tarafından da eleştirildi.
Şunu söylemek istiyorum;
Sayın Bakan, bir kişi kalksa aynı cümleleri sizin için kullansa tavrınız ne olurdu
Sadece bu soruya cevap verin, yeter!
NOT: Bugün 26 Mart 2014 Çarşamba... 1) Emekliler yılda 15–20 TL zamla, hâlâ sürünmeye devam ediyor. 2) Asgari ücretli “nasıl geçineceğim ” diye feryat ediyor. 3) Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011’den bu yana verdiği yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi. 4) 28 Şubat darbesi döneminde kapatılan, yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları hâlen kilitli. Otur, sıfır!