Yeni bir ekonomi felsefesi

Abone Ol

Türkiye’nin ekonomik yapısı hakkında Prof. Dr. Osman Altuğ hocamız, “Üçkâğıt ekonomisi, borsa, faiz, döviz” diye bir nitelendirmede bulunur. Gerçekten kişi başına düşen milli geliriyle 15 bin dolarları bulduğu iddia edilen bu yapı içinde sadece anketlere dönük bir çalışma gözümüzün içine sokulur. Ekonominin temelini oluşturması gereken üretim felsefesiyle ilgili hiç kimse bir şey söylemez. Ekonominin iki ayağı vardır, birincisi ve olmazsa olmazı üretim, ikinci ayağı ise tüketimdir. 

Çalışanlarının yüzde 70’inin asgari ücretle çalıştığı bir sistemde tüketim felsefesinden bahsetmek ne kadar doğrudur? Tüketim için para lazım, döviz lazım… İşte bu sebeple, Türkiye’de en cazip sektör bankacılık sektörüdür. Her akşam televizyonlarda en çok bankacılık sektörüyle ilgili reklâmların yer almasını, bu garip ekonomik düzenin bir parçası olarak kabul etmeliyiz.

Son günlerin en önemli tartışmalarından birisi, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Modys’in Türkiye’nin ekonomik notunu yatırım yapılabilir derecenin altına indirmesi. Moodys, bağımsız bir kuruluş. Eğer Türkiye’nin notunu kırıyorsa, bunun sebeplerini araştırmak ve ona göre önlem almak gerekir.

Bu not kırma hadisesinden sonra özellikle iktidar kanadından yüksek sesle Moodys’e ayar verilmeye çalışıldı. Modys’in notunun siyasi mülahazalarla alındığı ve Türkiye’nin ekonomik yapısının çok iyi olduğu argümanlarla ortaya konulmaya çalışıldı.

Bendeniz Milli Gazete’nin ilaveler editörlüğünü yapıyorum. Ve her gün bir piyasa aktörüyle bir araya gelip ekonomiyi irdeleme şansım oluyor.

Ekonominin çok iyi olduğu hakkında şimdiye kadar hiçbir işadamından, işverenden ve firmadan bizzat kulaklarımla doğru dürüst bir şey duymuş değilim.

Geçtiğimiz günlerde kendisiyle röportaj yaptığım bünyesinde Damat Tween olmak üzere birçok markayı barındıran Orka Holding Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Orakçıoğlu’yla Türkiye ekonomisinin yapısal sorunlarıyla ilgili konuştum.

Orakçıoğlu diyor ki: “Küresel resesyon ekonomimizin ritmini bozuyor.”

Dünya piyasalarının durumu gerçekten kötü durumda. Rusya’da yapılan devalüasyon onlarca ülkenin paralarının pul haline gelmesine yol açtı.

Yanı başımızda 6 senedir süren defacto bir savaş ortamı var.

İthalat ve ihracat dengeleri arasında büyük uçurumlar var.

Biz ise Moodys’in not kırmasının arkasından ne geleceğini bekliyoruz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan bazı konuşmalarında diyor ya, “Aynaya bakın, aynaya” diye…

Bana göre önce bizim aynaya bakmamız, gerçekleri görmemiz ve kendimizi yeniden hizaya çekmemiz gerekiyor.

Deniliyor ki, küresel resesyona rağmen Türkiye’nin büyümesi hız kesmedi. Diyelim ki büyüdük, hacmimiz genişledi. Bundan yüzbinlerce alım gücü düşük insanımızın ne faydası var?

Bana göre ekonominin temelini oluşturan şey, insanların alım gücünün yükseltilmesidir. O zaman üretim de yaparsınız, tüketim de yaparsınız.

Alım gücü olmayan bir insan için üretim yapsanız ne yazar, yapmasanız ne yazar. Prof. Dr. Osman Altuğ hocamızın “borsa, döviz, faiz” diye nitelediği sarmaldan ekonomiyi kurtarmamız ve yepyeni argümanlarla ortaya çıkıp, Türkiye’ye yeni bir yön tayini yapmamız gerekiyor.