Aziz milletimiz ferasetiyle her şeyi biliyor, görüyor. Bu gerçeklere rağmen kimse karamsarlığa düşmemelidir. Çünkü biz milletimizi çok iyi tanıyoruz. 1402’de Timur bütün Anadolu’yu bir uçtan bir uca işgal edince her şey bitti zannedildi. Milletimiz, hayatta çok kısa bir zaman sayılan 50 yıl içinde şahlanmış, harikalar meydana getirmiş. 1453’de İstanbul’u fethedip bir çağ kapatıp, bir çağ açmıştır.
Konuşmanın hemen başında belirtmek istiyorum ki açıklamalarımız, tespitlerimiz ve tavsiyelerimiz sadece ve sadece milletimizin ve insanlığı çekmekte olduğu acılardan, sıkıntılardan kurtulmaları, Türkiye’yi bekleyen endişe verici tehlikeler gereken uyanışın sağlanması ve tedbirlerin alınmasına yardımcı olmak maksadıyladır. Tenkitlerimiz olursa bunlar şahıslar için değil, yanlış zihniyet ve davranışların belirtilmesi, hatalardan dönülmesine yardımcı olmak maksadıyladır.
“Yeni Bir Dünya” kuruluyor
20. asırda 2. Cihan Harbinin arkasından yapılan 1. Yalta Konferansıyla kurulan dünya, şimdi artık eski dünya haline dönüşmüştür.
Yeni dünyayı dış mihraklar kuruyor. Dış mihrakların kendi inanışları yönünde yeni dünyayı kurarken kendilerini mümkün olduğu kadar gizli ve kapalı tuttukları bilinen bir gerçektir.
Bu husustaki açıklamalar “Bunlar komplo teorisidir” aldatmacasıyla örtbas edilmeye çalışılmaktadır. Halbuki asırlardan beri yapılan konferanslar, başta 1897 Basel Konferansı olmak üzere neşredilen kitaplar, yapılan yayınlar, yeryüzündeki pek çok kuruluşların yoğun faaliyetleri, önemli şahsiyetlerin beyanları ve İsrail bayrağı üzerindeki iki mavi çizgi, gerçekleri apaçık bir şekilde ortaya koyduğu gibi, son dünya olayları da bu gerçekleri inkar edilemez bir şekilde apaçık göstermektedir. Bütün belgelerin ve delillerin ispat ettiği gerçek şudur:
20. asırda dış mihraklar ki, inanışları ve gayeleri bellidir. 5000 yıldan beri uğrunda çalıştıkları hedeflerine ulaşabilmek için 1. Dünya savaşını çıkartıp, Osmanlı İmparatorluğu’na ve diğer imparatorluklara son verdiler.
Osmanlı 30 ülkeye bölündü. Filistin, İsrail’in kurulması için İngiltere’ye teslim edildi.
2. Cihan harbi dış mihraklara itaat etmeyen diktatörleri tasfiye için yapıldı. Hitler, Mussolini, Franko, Stalin…
1. Yalta Konferansı Rossvelt, Churchil ve Stalin’in bir araya gelmesiyle yapıldı. BM, dış mihrakların kontrolünde kuruldu. Eski dünya 2 hedefi gerçekleştirdi; Bütün ülkeleri sömürerek dış mihrakları maddeten güçlendirmek. Bu arada 280 milyonluk Amerikan halkı da sömürülmektedir.
Kalkınmakta olan ülkelerin kalkınmalarının engellenmesi
Biz Türkiye’de hangi engellemeleri yaşadık?
Kıbrıs Barış Harekatı’nın arkasından ambargo konması, Ağır Sanayi hamlesinin önlenmesi için Clifford’un Türkiye’yi ziyaretinden sonra 1977 seçimlerinin 6 ay öne alınması, Ağır Sanayi Hamlesinin tekrar önlenmesi için Güneş Motel, 54. Hükümetin büyük başarıları sonucunda dış mihrakların çeşitli etkinlikler ile yaptıkları engellemeler. Dış mihraklar bu düzeni 16. asırdan itibaren önce “Ticari Kapitalizm”, sonra “Sanayi Kapitalizmi”, sonra “Finans Kapitalizmi” dönemlerini ihdas ederek tesis etmişlerdir.
1990’da komünizm iflas etti. Sovyetler dağıldı, Yeni Dünya meydana geldi. 13 yıldır dış mihrakların etkisiyle katliam, işgal haricinde başka bir şey yaşanmıyor. Amerika yönetimini kontrolü altına alan dış mihraklar, tek kutuplu dünya şartlarından yararlanarak şimdi “Yeni Düzeni” kuruyorlar. Bu düzenin hedefi dünya hakimiyetine ulaşmaktır. Bu ülkeler ya “işbirlikçi yönetimle” yönetilip emirlerine harfiyen itaat edecekler veya işgal edilerek oralarda da işbirlikçi düzenler kurulacak. İşte Afganistan, Irak’ın işgalinden sonra şimdi İran ve Suriye’nin ondan sonra da sırayla diğer ülkelerin işgali olayları bunun için yaşanmaktadır. Bunları takiben hedef Türkiye’dir.
Bütün Bu Gerçeklere Rağmen AKP Yöneticilerinin Büyülenmiş Halleri ve İşbirlikçi Hareketleri
AKP Yöneticilerinin 2 Tehlikeli Kabulü:
“Siyonizm gibi komplo teorileri ile oyalandık”.
“Dava diye bir şey yoktur. Politika bir menfaat çekilmesidir. Biz de buna göre davranıyoruz. Reel politika yapıyoruz” iddiaları.
Bunun için; Irak olaylarındaki davranışlar, (Erdoğan’ın The Washington Post’taki makalesi), Kıbrıs ile ilgili davranışları, Şaron ve Abbas’ı Türkiye’ye davet etmeleri, İran hakkındaki açıklamalar, Ayasofya’da kilise müziği konseri, ABD’ye özür dileme heyetlerinin gönderilmesi, Bildenberg, Rotary Klüp ve CFR toplantıları, (Millete rağmen bütün güçleri ile çırpınmaları), IMF’ye tam teslimiyet, Dış mihrakların planlarına uygun uygulamaların yapılması: Köylü, işçi, memur, esnaf, emekli, dar gelirli ve yoksulların ezilmesi, 7 ayda işsizlerin 100 bin adet daha artırılması, Şuursuz özelleştirme, Reel faizlerin yüksekliği, İşsizliğin ve göçlerin arttırılması, Tütün, pancar, çay, fındık, buğday uygulamaları, İşçi, memur ücret ve maaşlarındaki davranışlar... Bütün bunların hepsi dış mihrakların Türkiye’yi aç, işsiz, bitap ve güçsüz hale getirerek 2. Sevr’i kolayca uygulama ve sonuç olarak da İsrail’in güvenliğini sağlama. Planlarının gerektirdiği uygulamalardır.
Buraya kadar yaptığımız açıklamalar ne yazık 2002 TV konuşmamızda belirttiğimiz; “Ben uzakta karabulutlar görüyorum. AKP yöneticileri dikkatli olmalıdırlar.” tespitine rağmen AKP yöneticileri dikkatli olmak şöyle dursun işbirlikçi zihniyetle dış mihrakların politikalarına alet oldular ve bu karabulutları üzerimize getirdiler.
Türkiye’nin 3 temel meselesinde:
Ekonomik yangın, İnsan haklan, Bağımsız Türkiye, Şahsiyetli dış politika, konularında hiçbir çözüm ortaya koymadılar, tam tersine bunları daha da endişe verici vahim istikametlere sürüklediler. Bir kere daha belirtiyorum ki bu tespitleri gerçekleri onaya koymak, AKP yöneticilerini uyarmak için yapıyoruz.
Aziz milletimiz ferasetiyle her şeyi biliyor, görüyor. Bu gerçeklere rağmen kimse karamsarlığa düşmemelidir. Çünkü biz milletimizi çok iyi tanıyoruz. 1402’de Timur bütün Anadolu’yu bir uçtan bir uca işgal edince her şey bitti zannedildi. Milletimiz, hayatta çok kısa bir zaman sayılan 50 yıl içinde şahlanmış, harikalar meydana getirmiş. 1453’de İstanbul’u fethedip bir çağ kapatıp, bir çağ açmıştır.
Aynı şekilde 1918’de 10 yıl boyunca bütün cephelerde savaşan milletimiz, her şey bitti zannedildiği bir noktada bir gün dahi dinlenmeden 5 yıl daha savaşmış, İstiklal harbimizi yaparak, bütün istilacıları yurdundan kovmuş ve bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmuştur. Şimdi, bugün de bir yandan dışarıdan 2. Sevr uygulaması için her türlü baskı ve plan yürütülürken, diğer yandan da IMF reçeteleri ile içerden işsizlik, açlık, güçsüzlük geliştirilmektedir. Bütün bunlara rağmen her zaman okluğu gibi, milletimiz bu güçlükleri Milli Görüş ile yenecektir. Onun için 2. Şahlanışını başlatmıştır. Gerçekler aydınlandıkça Milli Görüşe, Saadet Partisi’ne dönüş ve teveccüh her gün artmaktadır. Milli Görüş’ü temsil eden Saadet Partisi milletimizin özü ve kendisini temsil ettiği için doğal olarak her zaman en büyük partidir.
Bu gerçek önümüzdeki seçimlerde resmen tescil edilecek ve onu hemen takip eden zamanda yapılacak genel seçimlerde kendisini bir kere daha ortaya koyacaktır.
Milli Görüşle ekonomi düzeltilecek.
“Yaşanabilir Bir Türkiye” kurulacak.
D-8’lerin genişletilmesiyle ve 2. Yalta Konferansı ile kaba kuvveti üstün tutan değil, Hakkı üstün tutan “Yeni Bir Dünya” Kurulacak.
İnsanlık beklediği huzura ve saadete kavuşacaktır. Bunu hem bir inanç, hem de bir temenni olarak siz milletimize duyuruyorum.
Milletimiz Bu Gidişatı Şuurla ve Yakinen Takip Ediyor
ABD’de eski Dışişleri Bakanı Madeleine Albright’ın başında bulunduğu bir stratejik araştırma kurumu, Türkiye’de yaptığı bir araştırmada; Türk halkının % 82’sinin ABD’den hoşlanmadığım, yine halkın % 70’inin ABD’yi Türkiye için tehlike gördüğünü tespit etti. Yani iktidar dış mihrakların ABD’yi stratejik ortak kabul edip ABD’ye sadakatim göstermek için çırpınıyor. Ancak halk dış mihrakları sevmiyor, hatta Türkiye için tehlike olarak görüyor.
Millî Görüş Lideri Prof. Dr. Necmeddin Erbakan Hocamızın 12 Haziran 2003 tarihinde ATV’de yaptığı konuşmadan derlenmiştir.