31 Mart yerel seçimleriyle birlikte ülkemiz yeni bir döneme adım atmış bulunuyor! Bu yeni dönemin ülkemiz insanının bilinçlenmesine ve artık gerçekleri görmesine vesile olmasını temenni ediyoruz.
Körü körüne siyaset döneminin son bulmasını diliyoruz.
Siyasi partilerin birbirlerini düşman gibi görmediği ancak birbirlerinin rakipleri olarak kabul ettiği bir dönemin ülkemize çok şey kazandıracağından hiç şüphemiz yok.
Zira siyasi partilerin birbirlerini düşman gibi görmeleri ve kendilerinin seçimleri kazanamaması halinde bunun bir beka meselesi olacağını düşünmelerini fevkalade yanlış buluyoruz.
Her siyasi partinin “farklı bir dünya görüşünü temsil” ettiği kabul edilerek partiler arasındaki yarışın fikri bir mücadele temelinde devam etmesi gerektiğine inanıyoruz.
Siyasete kavgacı üslubun değil, uzlaşmacı bir üslubun hâkim olmasını umuyoruz. Farklı dünya görüşlerinin temsiline “dışlayıcı” yaklaşmak yerine “anlamaya çalışmanın” gerektiğine inanıyoruz.
Bugün ülkemizin karşı karşıya bulunduğu ekonomik zorlukların rahatça aşılabilmesi için “farklı dünya görüşlerini” temsil eden siyasi partilerin “asgari müştereklerde” birleşmiş olmalarının gerektiğini savunuyoruz.
Yani bu ülkenin hepimizin olduğu kabullenilmeli diyoruz.
Kendimizi ülkenin tek sahibi olarak görüp, farklı görüşleri dışlamanın ve onları düşman gibi görmenin yanlışlığına dikkat çekmeye çabalıyoruz.
Evet, yeni dönem umarız bir bilinçlenme dönemi olur.
Yine umarız, kısır çekişmeler dönemi artık sonlanır.
Kısır çekişmeler yerine hizmette yarış dönemi başlasa çok güzel olmaz mı? Hizmette yarış derken elbette israf ve gereksiz yatırımlardan uzak durmak gerektiğini bir kez daha hatırlatıyoruz.
“Her şeyi biz biliriz, biz ne dersek o” diye diretme yerine, yapılan haklı uyarıları dikkate almak çok daha sağlıklı bir davranış biçimi olsa gerek!
Siyasilerin birbirlerini karalama yarışı içine girmeleri yerine birbirlerinden istifade yollarını aramaları elbette çok daha yararlı olacaktır.
Yeni dönem ile birlikte hep beraber güzel günlere kavuşalım ve kavga etme yerine barış içinde yaşayalım istiyoruz.
Evdeki hesabımız bu!
Ama korkumuz, evdeki bu hesabımızın çarşıya uymaması!
Ve kendimizi “sancılı bir dönem” içinde bulmamız.