Yeni bir dönem!

Abone Ol

Son günlerde iktidar sözcülerin dillerinden düşürmedikleri bir söylem var!

Hep “yeni bir dönemden” söz ediyorlar.

Ekonomide yeni bir dönem!

Dış politikada yeni bir dönem!

Eğitimde yeni bir dönem!

Sağlıkta yeni bir dönem!

Anlayacağınız “yeni bir dönem” diye başlayan söylemlerin ardı arkası kesilmiyor.

İktidar sözcüleri sürekli “yeni bir dönem” diyorlar.

Peki, yeni bir dönemin başlatılması ile eskiyen dönemler ne oluyor?

Muhtemelen kırpıp kırpıp yıldız yapıyorlar ya da bir süre sonra onları yine “yeni bir dönem başlatıyoruz” diye devreye sokmak üzere bir kenarda bekletiyorlar.

Mesela dün düşman ilan edilen hatta şerefi tartışılan ülkeler bugün en yakın dost sayılmaya başlanıyor.

Yarın ne olacağı ise meçhul!

Kuşkusuz yine düşman da ilan edilebilir, şerefi de tartışmaya açılabilir!

Aslında işbaşında olanlar dillerine biraz hâkim olabilseler ve kafaları kızdığında ağızlarına geleni söylemeseler bu tür sıkıntılar hiç yaşanmayacak.

Ne dostluklar ilelebet devam edebilir ne de düşmanlıklar!

Elbette günün şartlarına göre dostluklar ya da düşmanlıklar söz konusu olabilir.

Ama birine kızıp odadan çıkılırken kapılar vurulmasa bir daha açılmak zorunda kalındığında ortaya böylesine sorunlar çıkmaz.

Ve yeni bir dönem açıklamalarının yapılmasına gerek kalmaz. Galiba “yeni bir dönem” müjdeleri biraz da ülke yönetimi için önceden gerekli hazırlıkların yapılmamış olmasından kaynaklanıyor!

Ne yapacaklarını bilmeyenler işbaşı yaptıkları zaman deneme yanılma metodundan istifade ediyorlar.

Bir yöntemi deniyorlar, başarılı olamazlarsa bir başka yönteme başvuruyorlar.

Yöntem değişikliklerinin adı da “yeni bir dönem” oluyor.

Aslında ülke yönetiminde gerçekten “yeni bir döneme” ihtiyaç olduğu aşikâr!

Yirmi yıldır denemedikleri yöntem bırakmayanlar istirahata çekilse ve yerlerine yeni isimler gelse fena mı olur?

Bu sağlanamazsa mevcut yönetimin “yeni bir dönem” müjdeleri şimdiye kadar olduğu gibi sürüp gidecek demektir.