Yeni bir dil bulma

Abone Ol

Okumalarımın çeşitliliğinden ve yoğunluğundan yazmakta olduğumuz yazıların yerlerine göre bir ortamı bulunuyor.

Yazı hayatım, edebiyat ve düşünce merkezli oldu bugüne değin. İstikametimde, çizgimde, üslubum ve düşüncemde hiç bir kırılma olmadı. Öykü, deneme, roman, biyografi, inceleme, eleştiri, araştırma alanlarında bir hayli eser ürettik. Şu ana kadar yayımlanmış eser sayısı 18. Bunların 11 i öykü, 2 si roman, 3 ü biyografi-deneme, 2 si deneme. Yakın zamanda çıkacak olan üç eserim daha var. Popüler yayıncılıkta Anzelha ile İbrahim romanım, Artus ta Aynadaki Ben öykülerim, İnsan yayınlarında Rasim Özdenören deneme-inceleme kitaplarım çıkıyor. Yayıma hazır dosya olarak 5, yayımlanmış henüz bir araya getirilmemiş 20 yi aşkın eserim bulunuyor. Milli Gazete de yayımlanan oruç denemelerim Oruç Çağrısı adıyla Mavi Yayıncılıkta çıktı. Milli Gazete de yayımlanmış bir araya getirilmeyi ve kitaplaşmayı bekleyen bir hayli denemem bulunuyor. Tezgahımda iki roman, öyküler ve incelemeler bulunuyor.

Yedi İklim dergisini arkadaşlarımla birlikte 1987 yılında çıkarmaya başladık. Bu ay 212. sayıyı çıkarıyoruz. Bir edebiyat dergisi için bu iyi bir ömür. 20. yılını sürüyor. Abartıdan ve kendimi övmekten hoşlanmam. Çok sayıda genç kalem sahibi yetenek geldi geçiyor Yedi İklim sayfalarından.

Tabiî ortada bir gerçek de bulunuyor, belirtmek zorundayız. Ömrüm çile yüklü ve emek dolu geçiyor, hamdolsun.

Çok okuyorum, dolayısıyla yazıyorum.

Bunları niçin anlatıyorum. Bugünden itibaren Milli Gazete min kültür sanat sayfasında haftada bir gün sizlerle birlikte olacağım. Bu sayfanın kendine özgü bir ortamı ve bir dili bulunuyor. Bu yazı, bu dili yakalamanın ilki.

Bu yazıların elbette bir geçmişi bulunuyor.

Ulusal, evrensel düzeyde, Milli Gazete nin açmış olduğu bir "Hikâye yarışmasında" "Tıkırtı" adlı öykümle mansiyon aldım ve bu ürünüm bu gazetenin sayfalarında yayımlandı. Bu, benim için bir ilkti. İlk denemelerim ve şiirlerim Yeni Devir gazetesinin Kültür sayfasında yayımlandı. Yeni Devir de Yasir Vurgun müstearımla da [diğer adımla] ürünlerim yer aldı. Bunlar okurumuz tarafından bilinmeyebilir.

Yayımlandığı ilk günden beri Milli Gazete yi alır okurum. Her sabah Milli Gazete yi okumadan güne başlamam. Bu, bir alışkanlık. Gazetemden bu anlamda eksikliklerine [daha mükemmel olması tek dileğim, bu anlamda ifade ediyorum] rağmen hiç şikâyetçi değilim. Bir eksik var ise bunda benim de payım vardır diye düşünüyorum. Bu gazeteye nasıl daha çok katkı sağlayabilirim, asıl sorun bu.

Kendi adıma söyleyeceğim şudur ki, Mavera da, Yedi İklim de olmam, Milli Gazete de yazmam atbaşı ve iç içe olmuştur.

Gazete de yoğun çıkışımı 1991 de gerçekleştirdim. 1. Körfez işgali sırasında Milli Gazete nin arka sayfasında, neredeyse sayfanın tamamını tek başıma doldurdum bir süre. İç döküşlerimi orada yaptım. Sonra gazetemin bir yazarı olarak yazı hayatımın bir bölümünü burada sürdürüyorum.

Siyasal ve düşünsel anlamda kendimle barışıkım. İkilem içinde değilim, olmadım. Bu anlamda pişmanlıklarım yoktur. İstikametinde bulunduğum izleğin hakkını vermeye ve bu yolda bulunanları anmaya özel bir çaba harcıyorum. Üzerimde bir sorumluluk bulunuyor.

Âkif Duruşlu Âsım, Necip Fazıl Büyük Doğu Irmağı, Sezai Karakoç: Eleğimsağmalarda Gökanıtı kitaplarım bu bilinçle ortaya konuldu. Rasim Özdenören kitabım çıkıyor. Erbakan Hoca nın 1969, 3. dönemde TBMM de yaptığı konuşmaları, dipnotlarla zenginleştirerek yayıma hazırladım. Bu dosyam da hazır. 4. dönemi de kısa zaman içinde hazır hâle getireceğim.

Bu köşede, sanat, düşünce, edebiyat konuları işlenecek. Kitap yazıları yazılacak. Sayfanın ruhuna uygun olarak. Hakkında yazı yazamadığım birçok kitap, dergi ve kültürel konuları burada değerlendireceğim. Birçok konuya el atacağım, nasip olursa. Bu sayfa, bu köşe evimin bir diğer bölümü. Bu anlamda, sevinçliyim.

Not: Sabahattin Zaim Hocamız Hakkın rahmetine kavuştu. Kendisine rahmet ve mağfiret, sevenlerine, yakınlarına sabır diliyorum. Düşünce geleneğimizde bulunanların üzerinde doğrudan ya da dolaylı hakkı bulunuyor.