Yenemiyorsan yenilme!

Abone Ol

UEFA Avrupa Ligi’nde Türkiye’yi temsil eden Beşiktaş, Trabzonspor ve Başakşehir de Galatasaray gibi maceraya deplasmanda start verdi. 3 takım da gurbetten eli boş döndü.

Maçlar hakkında birkaç paragraf yazıp asıl konuya geçmek isterim.

Trabzonspor, Getafe karşısında adeta karşılaşma 0-0 devam ediyormuş gibi oynadı. 1-0 önde olan Getafe daha çok net pozisyonlara girdi. Uğurcan yine harika kurtarışlara imza attı. Ünal Karaman sanırım kafasında maçı 0-0’a oynatmış ve Sörloth, Sturrige’ten bulabilirsem kontradan gol atarım diye de kurgulamış. Sosa’nın haricinde takımı rakip kaleye ateşleyen bir oyuncu göremedim. Her şeye rağmen bordo-mavililere beraberlik fırsatları gelmiş olsa da yıldız ve profesyonel isimlere acemice hareketler yakışmadı.

Beşiktaş, ilk yarısını 2-1 önde kapattığı maçı 90+’da 4-2 kaybetti. Tuhaf! Futbolda bunlar var mı? Evet, örneklerini çok kez gördük. Hatta B. Münih-M. United Şampiyonlar Ligi finalinde yaşadık. Türkiye-İsviçre, Türkiye-Hırvatistan milli maçlarında şahit olduk. Yine 1974’te Roşu Brasov-Beşiktaş maçında olanları (ilk maçı 2-0 kazanan Beşiktaş’ın maçın bitimine 4 dakika kala 3 gol yiyerek kupadan elenmesi olayı) karşılaşmada oynayan Sanlı ağabeyden canlı dinledik.

Gaziantep’te Vida, Bratislava’da Karius! Bu kadar deneyimli oyunculardan bu tarz hareketler yakışmadı doğrusu. Abdullah Avcı’yı da tanıyamıyorum! Elindeki kadro tam onun istediği oyuncular. Burak Yılmaz’ın yokluğu takımı bu kadar etkilememeli. Benim tanıdığım Avcı bu durumun üstesinden gelir.

Beşiktaşlı taraftarlar aralarında konuşuyor, “Quaresma’nın ahı mı tuttu?” diye, taraftarın ağzı torba değil büzesin!

İçlerinde en masumu Başakşehir’in Roma’ya deplasmanda yenilmesi diye düşünebiliriz! Mantık açısından. Fakat 4-0 yenilmesi ve ikinci yarı hiçbir varlık gösterememesi açıklanabilir bir durum değildir.

En hazırları Başakşehir ve Trabzonspor olmalıydı! Çünkü Başakşehir Şampiyonlar Ligi ön elemesinden geçiş yaptı. Trabzonspor 2 ön elemeden sonra gruplara kaldı. Yani sezondan önce Avrupa eleme maçları hazırlıkları başlamıştı.

Maçlardan sonra “özür dileriz” demekle bu işler düzelmez. Çok önceden, plan, proje, disiplin ve iyi bir yönetim şekli belirlenmeliydi. Kırıntılarını bile göremedik.

Bu tip Avrupa maçlarında yenemiyorsan yenilmeyeceksin! Çünkü buradan alınacak puanlar 2021-2022 sezonunun Avrupa biletlerine yansıyacak. Hollanda, Avusturya ve Ukrayna takımlarıyla mücadele veriyoruz. Sıralamada ilk 10’da olmalıyız. 9. sırada Hollanda (31 puan), 10. sırada Ukrayna (31 puan) bulunuyor. 11. sırada Türkiye (30 puan), 12. sırada Avusturya (29 puan) takip ediyor. Arada kritik 1’er puan var. Önümüzdeki sezon değil fakat bir sonraki sezon takımlarımız bu şekilde puan kaybetmeye devam ederse hem doğrudan hem de katılacak takım sayısı hakkımız elimizden gider.

Başakşehir 4 fark yerken, gruptaki Avusturya takımı Wolfsberger deplasmanda B. Mönchengladbach’ı 4-0’la geçti. Lasklinz UEFA’da Salzburg ise Şampiyonlar Ligi’nde galip geldi. Avusturya bizi geriden tehdit ediyor. Ukrayna’yı yakalama şansımız bulunuyor fakat Avusturya’yı unutmamak gerekir.

Özetle Ekim ayı Türk futbolu için önemli bir ay olacaktır. Bu konuyu daha geniş olarak önümüzdeki günlerde yazacağım.