Yemenilerin köşesindeki masal

Abone Ol

Kamyon kasalarındaki yazılar gibi, yemenilerin

köşesindeki dizi kahramanları ya da türkülerin eşhası; nazar kız, fırat

prensesi, berivan .

Hani desenlerin, renklerin, yaprak ve çiçeklerin, masal

diyarların isimleri hepimize iyi de gelmekte. Şöyle hızla haberlere bakarken

umut dolu birine rastlanmakta yine de, belki ütopya belki gerçek devlet

gençleri iş sahibi yapmak için hibe olarak kredi verip hayvancılığımızın

gelişmesine katkıda bulunacakmış.

Masallarım, gerçek olmakta demek.

Yüzyılların tohumlarına sahip çıkamayıp elden kaçıran,

dışarıdan hububat tohumu alan, kırsal bir ülke olmaktan ölümüne ar duyan bir

anlayışın bu âlicenaplığına şaşmamak mümkün değil.

Avrupa ülkeleri içinde en pahalı etin yendiği Türkiye de

nesiller gizli açlık çekerken başını kuma sokmuş yöneticilerden bir kaplumbağa

kıpırtısı görmek ne saadet.

Şehir mimarilerine zarar vermekte dünyada başı çeken, hiç

olmayacak yerlere jet hızı ile imar izni vererek peyzajı mahvedenler, ülkenin

refahı söz konusu olduğunda milimetrik bir hızdalar.

Gözleri radar gibi şehrin en ucundaki arsayı bile

görebilecek çeviklikteki müteahhitlerin en itibarlı mevkide duruşları beni

böyle hasta etmişken. Kavacık sapağında yükselen hayalet bina güya özel bir

üniversite inşaatıymış, sıkıntılı kavşağın vay haline, öğrencilerin artık

çoğunda bulunan özel araç ile zaten felç olan trafik, cehenneme dönüşüp stres

hormonları ile insanların yakalandığı büyük hastalıklar atağa kalkacak. Şehrin

bulutlarının, ağaçlarının, yeşilinin, mavisinin, masalının, yemeni harelerinin

hırsızca tüketildiği bir zamanda koydunsa bul huzuru.

Toprağın bir anne gibi doğum yapacağı diriliş gününde vay

haline onların ki; ruh sağlıklarını katletmişlerdir toplumun. İnsanlık

makamından indirilenlere sorulacaktır elbet mazlumların hesabı.

Yağ yoksa ekmek de yok. Ah çağ, ne kadar onursuzluğa

itelemekte insanoğlunu. O gün sizi bütün ülke izlerken nasıl üzüldüm, o

cümleleri söylemeye mecbur tutuluşunuzaydı hüznüm. Fikrin değer görmediği bir

düzlemde kalakalmıştınız besbelli.

Oportünizmin alıp başını gittiği bir zaman diliminde,

yağlarla ayakta kalma, hayata tutunma eylemini hiç hak etmemiştiniz.

Fikrin böğrüne yediği tekme ile kıvrandığı yerde,

briyantinli saçlıların el üstünde tutuluşu. Hiç akla gelir miydi, yaşlı çam;

fakültenin eyyamcısı, kimselerin değer vermediği, kırmızı gömlekli ebleh

delikanlı; üçüncü sınıf zekâlıların gözdesi olup akıl danışılacak kadar

yükseklere tırmansın.

Fikrin çilesini çekenleri hiç sorma mavi çam ağacı.

Konuştukları anda ekmeklerinden olmaktalar, işlerini kaybetmekte, tutundukları

köşelerden kovulmaktalar.

Mezar kazıcıların sınırlarımız dibine üşüştüğü bir zaman

diliminde akbabaların ülkemizin etinden et koparmaya çalışıp didik didik ettiği

ülkemizde bıçak kemiğe dayanmış, ölümlerden ölüm beğenme önümüze bırakılmışken.

Kırmızı gömlekli aptalların danişmend olduğu bir ülkede,

badirelerden geçmeye çalışmak. Kargaların ağızlarındaki peyniri tilkilere

kaptırma yarışı bir de. Ülkeye dışarıdan vurulacak her sopaya serenadlar had

safhada, hadi gelin, hadi bölün, hadi yutun nakaratları var mıdır acep bir

başka diyarda.

Yaşlı bir bilgenin öğüdü, öğrenmekten kendini mahrum

etme ,ya da Kafka nın deyişi ile dava yürümeye başlamıştı ,Yeşilçam

filmlerinden replikte, kader ağlarını örmüştü .

Olan hepimize olmakta ama her birimiz ayrı havalardayız.

Masallarımız tüketilmekte, farkında değiliz.