Yediklerimiz bizi yiyor

Abone Ol

Sağlıklı ve huzurlu bir hayat bir bütünün tamamının yaşanmasına bağlıdır. Disiplinli, ölçülü ve progamlı bir hayat yaşayanlar imanlarında kâmil, amellerinde câzibeli (iyi örnek özellikli) yaşamlarında sağlıklı, işlerinde de başarılı oluyorlar.

Biz ele aldığımız, yazılarımızda ve yapmış olduğumuz sohbetlerimizde bunun nasıl gerçekleşeceği hususunu hep gündemde tutmaya çalışıyoruz.

Burada bir konuya yöneleceğiz. Ele alacağımız husus gıdalarımız olacak.

Uzmanlar, sağlıklı ve huzurlu hayat için uygun gıdaların tüketilmesine dikkat çekiyorlar. Sebze ve meyvelerin yanında sağlıklı bir ömür sürmek isteyenlerin günde bir diş sarımsak ve haftada 2 öğün balık tüketilmesi gerektiği üzerinde duruyorlar.

Sarımsak vücutta hastalık sebebi olabilecek kimyasalların seviyesini yüzde 48 azaltırken, beynin yaşlanmasını önlediğini, balık yemenin kalb sektesini azalttığını beyan ediyorlar.

Araştırmalarda, kalp rahatsızlıklarının üçte birinde "fasfood" tarzı yiyeceklerin etkisi olduğu vurgulanarak, meyve ve sebze ağırlıklı beslenilmesi sağlıklı bir hayat için ihmal edilmemesi gereken bir tarz olarak üzerinde duruluyor.

Ekmeğin beyazı sağlığın katili olarak tanıtılıyor. Bundan dolayı kepekli ekmek ve kepekli diğer gıdaların tüketilmesi gerektiği sürekli vurgulanıyor.

İnsan, kendisine verilen ömür ve bu ömür içinde ikram edilen sağlık nimetinden hesap verecektir. Ne yazık ki, Efendimiz (s.a.v.) in beyan buyurduğu gibi "insanoğlu sağlığının ve vaktinin kıymetini olması gerektiği gibi bilmemektedir." Bu vurdumduymazlığının hesabını da kolay kolay veremeyecektir. Hayatı önemsemeyenler, en azından olması gerektiği gibi yaşamayanlar bunun bedelini hastanelerde ve evlerinin köşelerinde inleyerek ödemektedirler. Maalesef, kimse de bunlardan ibret almamaktadır. Meselenin enteresan tarafı ibret almayanlar da ibretlik olmaya kendilerini mahkum etmektedirler.

Günümüzde en çok tüketilen içeceklerden çay, kahve ve diğer meşrubatlara da dikkat çekmek istiyorum:

Araştırmalar ölçülü olmak kaydıyla çay ve kahvenin vücuda/sağlık açısından faydalı olduğunu ortaya koyuyor. Uzmanların bir bölümü günde 2 fincan kahvenin faydalı olduğunu; kolon kanseri riskini yüzde 25, safra kesesinde taş riskini yüzde 45 azalttığını, 3 bardak çayın kalb krizinden ölüm riskinin yarı yarıya azalttığını açıklıyorlar.

Meşrubatlara gelince, bunların hiçbirisi istisnasız faydalı değil. Tamamen zararlı, sağlık açısından şüphe götürmeyen risk taşıyor. Türkiye olması gerektiği gibi denetim yapılmayan ve rüşvetle zararlının bile faydalı gösterildiği bir ülke. Böyle bir ortamda tüketicinin bilinçli olması, reklâmlarla aldatılmaya fırsat vermemesi en akıllı bir yoldur. Bu tür meşrubatlar yerine bol bol su içilmeli, rahatlatıcı sosyal aktivitelere katılmalı ve egzersizler yapmayı da ihmal etmemelidir.

Mesele geliyor, sünnet üzere yaşamaya dayanıyor, başka çaremiz olmadığı da kesin. Uyalım, kurtulalım...