Bundan tam iki sene evvel Kasım 2012’de hayatımın en heyecanlı dönemlerinden biriydi benim. Yedi İklim’e girişim o ay başlamıştı zira.
Şiire başlayışımı düşünüyorum, henüz çocuktum yedi sekiz yaşlarındaydım ve ilk şiirlerimi herkesin yazdığını zannederek yazıyordum. Evet o zamanlar şiiri herkesin yazabildiği bir şey sanırdım. Necip Fazıl’ın Çilesiyle tanışmam da o dönemlere rastlar. Kaldırımlar şiiriyle vurulmuştum, dün gibi hatırlıyorum o akşamı. Şiiri herkesin yazmadığını yani şair olmak kavramını ise lisede öğrendim, o zamanlar yazdıklarımı okuyan arkadaşlarımın tepkilerinden anlamıştım bunu, herkes yazamaz diyorlardı. Yine de şiir için kendime güvenim üniversite yıllarında başladı. Yıllarca kalemi elime almamanın acısı çıkıyordu ve ben o dönemde sürekli şiir yazıyordum fakat bu sefer de onları nasıl değerlendireceğimi düşünür olmuştum. Nihayet aklıma şiirlerimi şairlere okutmak ve eleştirilerini almak fikri düştü. Bu konuda fazla sıkıntı yaşamadım, şiirlerimi ilk olarak Cafer Keklikçi’ye okutmuştum. Yaptığı eleştirilerle neyin şiir olup neyin olmadığını kavradım, her söz topluluğu şiir olmuyordu ya da duygusal söylemler. Şiir çok farklı bir şeydi, kaynağını ötelerden alan ve şaire devreden. Dergilere şiir göndermemi ise lisedeki bir hocam önermesinin ardından şair Keklikçi de önerince dergilere göndermeye başladım. Aklımda çok fazla bir şey yoktu. Bir dergiye girebilecek miyim bilmiyordum ama umutluydum. İlk olarak yerel dergilere gönderdim şiirlerimi. Van’da yayınlanan Hayal Bilgisi bu konuda kalbini açık tuttu ve beni cesaretlendirdi. Orada üç şiirim yayınlandı. Nihayet merkezi dergilere de şiir göndermeye başlamıştım ama bir türlü olumlu cevap alamamaktaydım. Fakat pes etmiyordum. Ali Haydar Haksal hocam maillerinde yazmaya devam etmemi istiyor, kimi zaman şiirlerimde fazlalıkları bana gösteriyordu. Ve nihayet eylül ayının ortalarında Yedi İklim’den olumlu yanıt aldığımda heyecandan ne yapacağımı bilememiştim. Gelin o sayıdaki üç şiirimden birini burada okuyalım:
“elinizde süpürgeler kandil
geceleyin çıkın sokaklara
huuu uğultusuyla
çün çarpmasın yankımız
efsaneye göre hümaydım
bilseniz dünyaya vedaydım
ruhunuza konmaz olaydım
gülmedi aşk amca hayatınıza
vurun ağaçlara bacalara
dönsün Hû virdiyle hüma yurduna”
[Yedi İklim 272]
Hüma adındaki bu şiirim merkezi bir dergide yer almamı sağlayan üç şiirimden biriydi. Belki kendi acemiliğimi görmek, belki de başlangıcı hatırlamak adına bunu paylaştım sizlerle.
Günümüzde şiir oldukça yayılmış serpilmiş durumda. Bu konu üzerine birazdan ayrıntılı konuşacağız. Bundan evvel Yedi İklim’in hakkını verelim. Dergilerin önemli bir işlevi de kuşkusuz gençlere yer vermek, amatör ruhları ustalık dönemine doğru bir yolculuğa çıkartmaktır. Bu anlamda dergiler birer edebiyat okulu olmalı, yetiştirmeli, usta yazar ve çizerlerle gençleri buluşturmalı. Yedi İklim bu anlamda hakikaten iyi, Ali Haydar Haksal hocamla, Hasan Aycın’la, Selvigül Şahin’le, Adem Turan’la, Kâmil Eşfak Berki ile bu toplantılarda tanıştım. Arif Ay’ın konuk olduğu gün ise gitmek kısmet olmamıştı. Gençlerden Çağla Göksel Çakır’la da ilk olarak bu toplantıların birisinde bir araya gelmiştik.
Herkese açık olan bir yerde üstelik dergi binası, Üsküdar’da. Gelenekselleşmiş bir de iftarı var derginin. Aile gibi görüyor insan kendisini bu sayede.
Gelelim günümüz şiirine. Gençlerin şiirde bir patlama oluşturduğunu dergileri takip eden herkes görüyor. Ancak özgün şiir dediğimiz vakit kaç şiir çıkar meydana bilemiyorum. Genel bir bakış açısı sunarsak, genç şairlerin şiirlerinde İbrahim Tenekeci, Cafer Keklikçi, Haydar Ergülen ve Hüseyin Atlansoy ön plana çıkıyor. Etki olarak değil bir kopya ya da taklit olarak gözlemlediğim bu. Bir şiirin müziği vardır, siz o müziği alıp üzerine farklı sözler yazarsanız ortaya yeni bir şiir çıkar evet ama özgün bir şiir olmaz bu. Elbette okuduğumuz şairlerden etkileniriz fakat okuduğumuz şairi kopyalamak çok ayrı bir durum. Taklit edilen şairi okumamış olanlar elbette bu tınıyı fark etmeyecektir fakat bir yerde birileri illa ki okumuştur ve o şiirin sizin üzerinizde emanet gibi durduğunu fark edecektir. Bir tavsiye, okumadığımız şiir kalmasın ki özgün şiiri bulalım kendimizde. Özeleştiri insanı en çok geliştiren şeylerdendir. Eksik etmeyelim.