Ağır bir sorumluluk altındayız. Bulunduğumuz yüz yılda
daha büyük bir sorumluluk taşıyoruz. Var olma ve bilinçle ayakta durma düşünce
ediminin hayata geçmesini sağlayacak eylem bugün için düşünme ve yazma ile
gerçekleşebiliyor. İnsanlığın öldüğü bu zamanda insanı ayakta tutacak ve
diriltecek en güçlü yol.
Madem insanız ve bize bir sorumluluk yüklenmiş, biz de
buna talip olmuşuz, işimizi hakkıyla yerine getirmekten başka bir seçeneğimiz
yok.
İnsanlık her gün biraz daha ölüyor biraz daha tükeniyor
biraz daha çaresizleşiyor. İnsanlığın temel sorunu eli kolu ve yenilmişlik
duygusuyla olmasıdır. Anlaşılması zor bir döngüye girmiş bulunuyor. Bu da kendi
kendisini tıkayıcı oluyor.
İnsanlığı aydınlatacak, yol verecek en önemli eylem
bilinçle bir yola koyulmadır. İnsanlığı kuşatan o kadar yanılsatıcı, yanlış ve
yalanlar var ki bundan kurtulması gerekiyor. Zorlukların üzerinden gelme ancak
bilinçli insanlarla olur. Yılgınlıkları, yenilmişlik duygularını yenen insanlar
varlıklarını korudukları sürece yönelimler oraya dönük olur her zaman. Işık
çekici ve yol gösterici olan. Ona koşmak insan için tek seçenek. İçine doğacak
ışık geleceğe dönüşü sağlar.
Kanıksanmış bir hayat, sıradanlığa götürür ve köreltir
insanı. Körelme en çıkmazı insanın. Kendisini aşabilecek bir eylem gerekir.
Yolu tıkanan insan önünü göremez hâle gelir. Var olunan bir zamanda bu dalga
giderek genişler. Salt kendini değil çevresindekileri de içine alır. Genişleyen
halka, sevgiyle, içtenlikle daha sarmalayıcı olur. İnsanlık bireyselleşince
toplumsal oluş da gerçeklemiyor. Bir milletin millet olması birliktelikle
sağlanır. Büyük hedefe yönelişini gerçekleşir.
Zor zamanın insanı olmanın getirdiği bilinç var olmanın
gereklerini hakkıyla yerine getirme de ancak bilinçle olur sağlar. Sürekli
konuşma ve lafazanda bulunmak bir yol olabilir. Fakat bu yol o an içindir,
etkisi çabucak yiter. Oysa bize düşen kalıcı olanı hayata geçirmek ve bunu
sürdürebilmek.
Ne için ve neden yazıyoruz sorusuna ancak böyle bir
karşılık verilebilir. Düşünme ve yazma eyleminin önemi kendisinde saklıdır. Var
olma ve insanlığa az da olsa gücümüz yettiğince katkıda bulunmak. Bir cümle,
bir metin insanda bir ışığın doğmasına yeter bir neden olabilir. İnsanın en can
alıcı yanları var. Bu duygu ile aklın buluşmasından doğan, gerçekleşen bir yeşerme,
bir dirilme sağlayabilir. Elbette sorumluluğu yükümlenen kalem sahipleri büyük
bir iddia içinde olamazlar. Onlar üzerlerine düşeni yaparlar. Asıl olan da
budur. İnsanlığın ruh dünyasına hitap edecek bir eylem yol gösterici olabilir.
Olabilirlik her zaman için geçerlidir. Küçük bir devinim büyük bir yürüyüşün
başlatıcısı olabilir. Zaten dönüştürücü güçler etkilerini böyle
gerçekleştirirler. Var olma bilinciyle yola koyulmanın getirdiği bir eylem ile.
Milletleri dönüştüren ve değiştiren büyük kültürel ve
sanatsal oluşlardır bu zamanda. Geçmiş zamanın koşullarında değiliz. Sözün ve
yazının etkili olanı insana yol gösterici olur.
Edebiyat deyip boşa çıkarmayalım bu büyük eylemsel oluşu.
Yazıyı ve kültürel oluşlar toplum üzerindeki gücü zamanla beliriyor. Ruslar
Çarlık dönemindeki tıkanıklıklarını ya da değişim ve dönüşümlerini güçlü bir
edebiyat ile gerçekleştirdiler. Sonuçları olumluya dönüşmese de eylemin
gerçekleşmiş olmasını sağladılar.
Büyük medeniyetimizin güç kazanması asırlar boyu var
olması büyük bir edebi birikim iledir. Tasavvuf gücünü edebi bir dil ve üslup
ile ortaya koymuştur. Yunus tan Mevlana ya, Muhyiddin İbn Arabî den Bursevî
İsmail Hakkı ya, Erzurumlu İbrahim Hakkı ya kadar çok geniş bir alan üzerinde
düşünebiliriz.
Cumhuriyet dönemi Türkiye sinde insanımızın Batıcı bir
ruha dönüştürülme çabası da edebiyat ile olmuştur. Bugün için İslâmî düşünüşlü
önderler ile yeni bir dönem yaşanıyor. Bunu güçlendirerek, Müslüman
entelektüellerin sorumluluk bilinciyle olmasıdır.