Türkiyenin Şekerini bekleyen Tehlike

Şeker pancarı, her yönüyle bu yazı dizisinde… Özelleştirme, NBŞ… Kota oyunu… Şeker Kanun Tasarısı ile neyi amaçlıyorlar… Şeker Kurumu’nun duruşu… Tescilli mason Rint Akyüz ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek… Şekeri gerçekten pahalı mı tüketiyoruz? Glikoz mu İzogilikoz mu? AB Şeker Reformu ile ne amaçlanıyor? Fabrikalarda çalışan kalmadı… Ve Özelleştirme İdaresi’nin ‘stratejik rapor’ işgüzarlığı… Türkiye’nin ŞEKERİ’ne dair bütün ayrıntılar bu yazı dizisinde…

Sadettin İnan

Tarladan şeker üretimine kadar uzanan entegre üretim süreci ile sektör, ülkemize 2.5-3 milyar dolarlık yerli katma değer sağlayarak ülke insanının kullanımına sunuyor. Görüleceği üzere tarım, hayvancılık, üretim, istihdam, taşımacılık olmak üzere bir çok sektörü doğrudan etkileyen şeker pancarı, ülke insanı için hayati önem taşıyor. Böylesine önemli bir sektör, korunup kollanacağı yerde ülkemizde maalesef yok edilmeye çalışılıyor. Özelleştirme kıskacına alınan sektör, yüksek NBŞ kotaları ile de darbe üstüne darbe vuruluyor. Oysa şeker pancarına tüm dünyada stratejik bir önem veriliyor. Şeker pancarında söz sahibi olan ülkelerde sektör, devlet ve hammadde üreticilerinin (çiftçi ve işçi) eliyle sürdürülürken, ülkemizde ise hayatında pancarı bile görmemiş kişi ve şirketlere devredecek bir özelleştirme modeli uygulanmak isteniyor.

Türkiye’de Tatlandırıcı Gerçeği

Ülkemizde şeker pancarına en büyük darbe NBŞ ile vuruluyor. Türkiye pancar ülkesi olmasına rağmen NBŞ’ye Avrupa’nın ve dünya ülkelerinin çok üstünde bir kota tanınarak yerli üretim zayıflatılıyor.

Şeker pancarının paraleli olan ve okyanus ötesi uzantıları bulunan NBŞ’nin üretimine Türkiye’de 1990’lı yıllarda başlanıldı. Ancak 1990’lı yılların başında nişasta üretmek üzere ruhsat alan üreticiler, NBŞ üretiminde karlılığın yüksek olması nedeniyle nişasta yerine tatlandırıcı üretimine yöneldi. Öte yandan ülkemizde 1995 yılından itibaren de şekere ikame olarak üretim yapmaya başlayan uluslar arası şirketler ve bağlı olduğu ülkeler şeker sektörüne el attı. Ülkemizde de 4634 sayılı kanunla 2001 yılından itibaren şeker tanımı kapsamına alınan Nişasta Bazlı Şekerler (NBŞ)  ve bunlardan üretilen glikoz ve türevleri olan izoglikoz ve HFCS (yüksek fruktozlu nişasta şurupları) pancar şekeri muadili olarak kullanılıyor. Geçen süre içerisinde çok çabuk büyüyerek kapasitelerini hızla artıran ve sermayedarları arasında ağırlıklı olarak çok uluslu şirketlerin yer aldığı NBŞ sektörü, bulunduğu coğrafyada pancar üretimine en elverişli ülke olan Türkiye’de dünyanın hiçbir yerinde uygulanmayan yüzde 10 gibi yüksek bir kota ile üretim yapıyor. Ayrıca bu kotada her yıl Bakanlar Kurulu tarafından yüzde 50’ye varan oranlarda artırılıyor.

Akp’nin Nbş Karnesi

Fotoğrafa daha geniş açıdan baktığımızda ise ortaya korkunç bir rakam çıkıyor. NBŞ’ye tanınan yüksek kotadan dolayı 2002/2003 pazarlama yılından bu yana yani son 12 yılda Türkiye nelerini kaybetti? Bu sorunun cevabı AKP hükümetinin Anadolu’daki şeker pancarı üreticisine mi yoksa uluslar arası firmaların kontrolünde bulunan NBŞ’cilere mi hizmet ettiğini daha iyi gösterecek.

Türkiye’nin kaybı büyük!

Türkiye son 12 yılda NBŞ’ye tanıdığı yüksek kotadan dolayı; 2.5 milyon ton şeker üretiminden, 320 bin hektar alanda pancar tarımından vazgeçerek, 4.4 milyar dolarlık katma değerden oldu. 80 bin tarım işçisi işini kaybederken, 6.3 milyon ton küspenin ve 840 bin ton melasın üretilememesi neticesinde ise 210 bin ton et açığı ortaya çıktı.

300 Milyon Lira Zarar Veriyor

NBŞ kotasının her yıl yüzde 50 oranında artırılması pancar şekeri üretimi üzerinde 120 bin tonluk daralmaya neden oluyor. Diğer bir anlamda bu durum 210 bin dekar alanda pancar tarımının yapılamaması ve 300 bin ton besi hammaddesi olan küspenin ve kozmetik, ilaç, alkol gibi sektörlerde kullanılan 50 bin ton melasın yok olması anlamına geliyor.

Pancar şekerinin üretim kapasitesinde oluşacak düşüş neticesinde doğrudan istihdam ve nakliye sektörünün yaşadığı daralma ile tarımsal istihdamda yaklaşık 20 bin tarım işçisi işsiz kalmaktadır. Bunların yanında milli ekonomide yaklaşık 300 milyon TL kayıp oluşuyor. Ayrıca bu durum hayvancılığın bugünkü durumu ve destekleme politikaları ile de çelişiyor.

Fabrikaların özelleştirilmesini en çok ‘onlar’ istiyor!

NBŞ’den dolayı ülke ekonomisinin uğradığı kayıp ortada iken, şeker fabrikalarının özelleştirilmesini ısrarla savunanların başında NBŞ’cilerin gelmesi dikkat çekiyor. Kendi pazar paylarını artırmak isteyen NBŞ’cilerin bu duruşu bile şeker fabrikaları üzerinde nasıl bir oyun oynanmak istendiğini net bir şekilde ortaya koyuyor. Çünkü pancar üreticisi ve şeker işçisini dışlayan bir özelleştirme modeli ile fabrikaların satılması durumunda 25 şeker fabrikasının 18-20 tanesin kapısına kilit vurulacak. Şeker fabrikalarının üretimden çekilmesiyle birlikte şeker piyasası, mevcut durumda üretim maliyetlerinin 3 katı bir karlılığa sahip olan NBŞ firmalarının kontrolüne geçecek.

Nbş Kıyağı Sayıştay Raporlarına Girdi

Ülkemizde NBŞ kotlarının ihtiyaç olmadığı halde artırıldığı Sayıştay tarafından da belgelendi. Şeker Kurumu’nun 2012 Sayıştay Raporunda, bu durum rakamları ile ortaya konurken, NBŞ kotalarının artırılması için Bakanlar Kurulu’na tavsiyede bulunan Şeker Kurumu’nun duruşu da sert bir dille eleştirildi. Bu konudaki şu uyarı, sektördeki vahim tabloyu özetliyor: “Sektöre ait tüm bilgi ve verilere sahip bulunan kurumun Bakanlar Kurulu’na konuyla ilgili sağlıklı karar almasına yardımcı olacak bilgiler sunmaya özen göstermesi gerekir!”

Dillerinin altındaki baklayı çıkardılar!

Nasıl bir özelleştirme istediklerini de itiraf ettiler. Çok uluslu NBŞ firmalarının sözcüsü ve tescilli mason olan Nişasta ve Glikoz Üreticileri Derneği Başkanı Rint Akyüz, şeker fabrikalarının özelleştirilmesinde büyük arazilerinden dolayı sorunlar yaşandığını bundan dolayı ‘üretim kota’larının satılmasını istedi. Türkiye’nin pancar şekeri üretiminden çekilmesi anlamına gelen bu özelleştirme modelinin uygulanması durumunda Akyüz, NBŞ’cilerin de özelleştirmelere talip olacaklarını açıklamıştı.

Üretici Modeline İse Kesinlikle Karşı Çıkıyorlar

Fabrikaların ‘üretimi’ ile değil de ‘kotasıyla’ ilgilen NBŞ’ciler, özelleştirmede ‘çiftçi modeline’ ise kesinlikle karşı çıkıyorlar. Dünyanın şeker pancarı üretiminde söz sahibi olan başta ABD olmak üzere, Almanya, Fransa ve Polonya’da uygulanan bir modele; Rint Akyüz, “Kimin malını kime veriyorlar. Hepimizin malı, Türk milletinin malı bu fabrikalar” şeklinde karşı çıkıyor. Bu karşı çıkışı, kendi talepleri ile birlikte düşündüğümüzde asıl niyetlerini görmüş oluyoruz.

Dün neredeydiniz!

Bugün milletin malına sahip çıkma bahanesiyle ‘fabrikaların üretici modeli ile özelleştirilmesine’ karşı çıkan NBŞ’cilere; ‘fabrikalar arsa değerlerinin bile altında satıldığında neredeydiniz?’ diye sormak gerekiyor. Hatırlayacaksınız 2011 yılında yapılan özelleştirme ihalesinde sadece Malatya Şeker Fabrikası’nın arazi bedeline 4 fabrika Kolin Limak’a satılmıştı. Bu satış yapılırken, NBŞ’cilerin sözcüsü Rint Akyüz’den hiçbir tepki gelmemişti.

Avrupa’nın 4 katı nbş tüketiyoruz!

Tokluk hissi vermeyen ve kanserden kalp hastalıklarına ve karaciğer yetmezliğine kadar birçok kronik hastalığa yol açtığı belirtilen ve bu ciddi tartışmalardan dolayı NBŞ kullanımı dünyada giderek azalırken Türkiye’de ise yüksek bir kota tanınması dikkat çekiyor. 480 milyon nüfuslu Avrupa Birliği ülkelerinde, 2010 yılında yaklaşık 690 bin 440 ton NBŞ üretimi gerçekleştirilirken 70 milyon nüfusa sahip Türkiye’de yine aynı dönemde yaklaşık 406 bin 350 ton NBŞ üretildi. Türkiye’de kişi başına 6 kg NBŞ düşerken 25 AB ülkesinde kişi başına düşen NBŞ miktarı ise 1,5 kg civarında bulunuyor.

Nbş için kanun değiştirilecek!

Mevcut kanunda pancar şekeri dışındaki nişasta bazlı şekerlere (NBŞ) tanınan kota yüzde 10 ve bunu yüzde 50 artırma eksiltme yetkisi Bakanlar Kurulu’ndaydı. Beklentiler, zaten yüksek olan bu oranın AB’de olduğu gibi azaltılması yönünde iken, 8 Nisan 2013’te Meclis’e gönderilen yeni Şeker Kanun tasarısında NBŞ’lerin kota oranı yüzde 15’e yükseltilerek sabitlenecek. AB ülkelerinde NBŞ’lerin toplam şeker kotasına oranı yüzde 4.9 iken, pancar şekeri sanayisi gelişmiş Almanya’da bu oran; yüzde 1.9, Polonya’da yüzde 3, Fransa, İngiltere ve Hollanda’da ‘sıfır’ seviyesinde bulunuyor. Yeni düzenleme ile 76 milyon ülke insanına Almanya’dan yedi kat fazla, Fransa, İngiltere ve Hollanda’dan dolaylı olarak 15 kat daha fazla NBŞ tüketme zorunluluğu getiriliyor.  Getirilen ayrıcalık bununla da kalmayıp NBŞ’nin artırma eksiltme hakkı Bakanlar Kurulu’nun elindeki alınırken, kuraklık gibi mücbir sebeplerle şeker pancarının arzında bir sıkıntı olduğunda ise Bakanlar Kurulu eliyle NBŞ kotalarının sınırsız bir şekilde artırılmasının önü açılacak.

Nbş Kıyağı Sayıştay Raporlarına Girdi

Ülkemizde NBŞ kotlarının ihtiyaç olmadığı halde artırıldığı Sayıştay tarafından da belgelendi. Şeker Kurumu’nun 2012 Sayıştay Raporunda, bu durum rakamları ile ortaya konurken, NBŞ kotalarının artırılması için Bakanlar Kurulu’na tavsiyede bulunan Şeker Kurumu’nun duruşu da sert bir dille eleştirildi. Bu konudaki şu uyarı, sektördeki vahim tabloyu özetliyor: “Sektöre ait tüm bilgi ve verilere sahip bulunan kurumun Bakanlar Kurulu’na konuyla ilgili sağlıklı karar almasına yardımcı olacak bilgiler sunmaya özen göstermesi gerekir!”

YARIN: Özelleştirme ile fabrikaları, NBŞ ile piyasası yok edilecek!

- Milli Gazete, Gündem bölümünde yayınlandı
https://www.milligazete.com.tr/haber/976746/turkiyenin-sekerini-bekleyen-tehlike