Düştüğümüz yer

Hüseyin Akın
Hüseyin Akın

Düştüğümüz yer neresi? Herkes hangi yükseklikten kendini yerde buldu ise bu soruyu ona göre cevaplayacaktır. Damdan düşenler, gözden düşenler, pahadan düşenler, küme düşenler, çatıdan, bacadan düşenler, hepsi ayrı bir tecrübeyi dile getirecektir. Asıl düştüğümüz yerin neresi olduğunu kalkmak istediğimiz yere göre kestirebilirsiniz. Yani nereden kalkmaya çalışıyorsak oradan düşmüşüzdür. Toplumsal düşüşümüz, kalkmaya çalıştığımız “kültür”den başka bir yer değil. Kültürle ayağa kalkmaya çalışıyoruz. Bunu ne denli başarabildiğimiz tartışılır. Fakat en azından başarmak için ciddi hamlelerimiz var. Bunlardan birine yakın zaman önce şahit olduk. AGD Başkan Yardımcısı Fatih Evyapan’ın gayretleriyle kültür içerikli bir dizi “kültür konuşmaları” programıyla bir ilk gerçekleştirildi. Sinema, tiyatro, edebiyat, sosyal medya ve kültür-sanat yayıncılığı gibi birçok alanda uzman ve yetkin isimler 15 dakikayla sınırlı Ted X konferansları benzeri konuşmalarla meseleyi özetlemeye çalıştılar. Bir ilk olmasına rağmen konuşmalar son derece başarılıydı. Kültüre dair bu çalışmaların çeşitlenerek devam etmesi hayırlı olacaktır. Sahne performansına dayalı konferansların farklı temalarda Anadolu’ya yayılmasında da fayda var. Kültür üzerinde biraz daha kafa yorup görüş alışverişinde bulunmak gerekiyor. Hem bu sayede yerine bir türlü oturtamadığımız okuma bilincini de sağlamış olacağız. Haydi hayırlısı...

UNUTTUĞUMUZ ŞEY

Ne kadar çok şeyi unutmuşsak arayışımız o denli çok olacaktır. Unutulan her şey kaybedilmiş demektir. Bazı şeyler unutulduktan sonra kaybedilir, kimi şeyler de kaybedildikten sonra unutulur. Her iki halde de hafızaya başvurmak gerekir. Çağdaş eğitimin aklını başına devşireceği yer tam da burasıdır. Yeni nesillere neyi kaybettiğini hatırlatmak ve sonra da kaybettiği şeyi nerede bulacağını öğretmektir. Kaybettiğin ve unuttuğun şeyin üzerine bir bardak su iç anlayışı belki de kültürel yozlaşmanın en büyük sebebi. Hatırlama ve hatırlatmayı hatıra düzeyinden çıkarıp belli bir ders disiplinine dönüştürmek zorundayız. Yoksa şikâyetlerimiz hiçbir zaman bitmez. Kaybettiğini feda edip yenisini aramaya çıkan kuşakların ne denli bir çıkmaza girdiğini mevcut örnekler fazlasıyla ortaya koyuyordur sanırım. Eğitmek hiç bu kadar “hatırlatmak” misyonuna ihtiyaç hissetmemişti. Unutturulan şeyler bir daha hatırlanmasın diye yerine alelacele bir şeyler yerleştirilmeye çalışılır hep. Maksat dünkü hafızayı iptal edip yeni bir hafıza inşa etmektir. Oysa insan yetiştirmekte böylesi bir yaklaşım neresinden bakılırsa bakılsın fasit bir yaklaşımdır. Hafıza bilginin kendisi gibi kümülatif yani birikimseldir. Unutturmaya çalışan bir eğitim, eğitim değil eritimdir. Faydalı olanı kendi hafızasında ayıklayabilecek, gereksiz olanı eleyebilecek bir bilinç neyi ne kadar kafasında tutacağını bilir. Sahici eğitim yüklemecilik ve nakliyecilik yapmaz. Kendine yakışanı ve yaraşanı seçmekte tefrik melekesini güçlendirerek öğrencinin bizzat kendisinin tespit ve tayin etmesine izin verir.

- Milli Gazete, Hüseyin Akın tarafından kaleme alındı
https://www.milligazete.com.tr/makale/9194339/huseyin-akin/dustugumuz-yer