Değişim sevdası AKPyi ABye mahkum etti

Abdülkadir Özkan
Abdülkadir Özkan

AB ile müzakerelerin başlamasından bu yana hergün yeni yeni sorunlar karşımıza çıkartılıyor. Bir başka ifade ile ABnin Türkiyeden istekleri bitmiyor. Her istek yeni bir taviz anlamına geliyor. Bu bakımdan AB ile Türkiye arasında yürütülen görüşmeleri müzakere olarak nitelendirmek bile yanlış. Çünkü, müzakerede iki taraf vardır ve bu iki tarafın istekleri belli bir noktada birleştiği takdirde mutabakat sağlanır. Halbuki AB ile görüşmelerde hep tek taraflı istekler, bir diğer ifade ile ev ödevleri veriliyor. Türkiyede gece gündüz demeden ve verilen ev ödevlerinin mantığa uygun olup olmadığını düşünme hakkı olmadan yapmaya mahkum ediliyor.

AB ile müzakerelerde pek çok kabul edilemez istek bulunurken bir de Yunanistan ve Kıbrıs Rumlarının dayatmaları tahammül sınırlarını aşıyor. Buna rağmen Türkiyeyi yönetenler, "Her şeye rağmen AB ile yolumuza devam edeceğiz" şeklinde açıklamalar yapıyorlar. Aslında Türkiyenin ABye girmek gibi bir mecburiyeti yok. En azından bize göre yok. Ancak, yıllardan beri öyle bir kampanya yürütüldü ve hava estirildi ki toplumun önemli bir kesimi Türkiyeyi ABye girmeye mecbur gibi düşünmeye başladı. İşte bu hava ile müzakerelere başlandı. Ancak, müzakerelere başlandığı andan itibaren Türkiyede ABye girilmesini isteyenlerin sayısı hızla azalmaya başladı. Bugün bir referandum yapılacak olsa çoğunluk ABye girilmesine karşı oy kullanacaktır. Bu noktada AKPnin AB ye girmek konusundaki ısrarını anlamakta insan zorluk çekiyor. Ancak, Dışişleri Bakanı Gülün şu sözleri bu ısrarı izah ediyor sanıyorum:

"Komisyonun tavsiyesi kabul edilemez. Üye yaparsınız ya da yapmazsınız. Ancak, Türkiyenin değişimini engellemeyin."

Öyle anlaşılıyor ki Milli Görüş gömleğini çıkartarak sergiledikleri değişimi Türkiyeye de yaşatmak istiyorlar ve bu konuda ısrarlılar. Hatta, öylesine kararlılar ki, her türlü zararı bile göze almış görünüyorlar.

Belli ki, AKPnin maksadı ille de ABye girmek değil. ABye gireceğiz diyerek kafalarındaki değişimi gerçekleştirmek. İsterseniz buna başkalaşım da diyebiliriz. Çünkü, AB ile müzareler gösteriyor ki, AB Türkiyenin değişmesini değil başkalaşmasını, her bakımdan kendilerinden biri olmasını istiyorlar.

Peki Türkiye ABnin istediği başkalaşımı gerçekleştirecek olursa  aralarına alacaklar mı Bu soruya artık aklı başında hiç kimse evet diyemiyor. Çünkü, artık görülüyor ki, AB Türkiyeyi içine almayacak. Bu noktada önce The Economistte yer alan  bir değerlendirmeyi aktarmak istiyorum:

"Sorun, Türkler kadar ABden de kaynaklanıyor. Türkleri masadan kaldırmak istiyorlar."

Benzer bir değerlendirmede aynı günlerde The Guardianda yer aldı:

"AB Türkiyeye kapıyı kapattı."

Tüm bunlar Avrupalıların niyetini açıkça göstermiyor mu Buna rağmen AKPiktidarının ABsevdası devam ettiği takdirde geri dönüşü mümkün olmayan uygulamalar sergilenecek ve Türkiye hiçbir şey elde edemeden sadece ABnin isteklerini yerine getirmiş olacak. Görünen bu. Dileriz bu gerçeği AKPde görür ve bu ABsevdasından önce Gümrük Birliği Anlaşmasını askıya aldığını ilan ederek muhataplarına duyurur.

- Milli Gazete, Abdülkadir Özkan tarafından kaleme alındı
https://www.milligazete.com.tr/makale/873776/abdulkadir-ozkan/degisim-sevdasi-akpyi-abye-mahkum-etti