Ülke sorunlarına sıra gelmeden seçim geldi!.

Abdülkadir Özkan
Abdülkadir Özkan

Bugün Cuma ve yarından sonra seçim var. İktidar ve Meclis’te temsil edilen muhalefet partileri arasında seçim kampanyası karşılıklı laf yarışı ile geçti. Kısaca, ”Tencere dibin kara, seninki benden kara” biçiminde geçen ağız dalaşı arasında ülkenin gerçek sorunlarının gündeme geldiğini, tartışıldığını ve çözüm üretildiğini söylemek mümkün değil. Özellikle de mahalli seçimlerin bir genel seçim havasına sokulması, iktidar ve muhalefet partilerinin gerilimi tırmandırarak bundan siyasi kazanç elde etmeyi düşünmeleri toplumu gerdi. İktidar kanadının ana konusunu Pensilvanya Partisi(!) ve oraya dönük şikayetleri oluşturdu. Öylesine ağır ithamlar yapıldı ki, ülkenin elden gittiği, bir ihanet şebekesinin eline geçtiği havası estirildi. Bu ağır eleştirilerin haklı ya da haksız olmasından çok iktidar makamında olanların asli görevi sorunlara çözüm bulmak, ülkenin ayağına dolanan bir takım engelleri ortadan kaldırmak iken en çok onların şikayetçi olması öyle sanıyorum ki kafaların karıştırılmasından öte bir işe yaramadı. Belki de kafalar karışınca insanımız gerçek ihtiyaçlarını düşünme ve siyasilerden bunlara çözüm istemeye fırsat bulamadan sandığa gidecek. Bu arada iktidar ile Meclis’te temsil edilen partiler arsındaki laf yarışında seviyenin çok düştüğünü söylemek yanlış olmayacaktır. Çünkü, karşılıklı iddialara ve söylenenlere bakıldığında konunun siyasi bir rekabetin ötesine geçtiği, karşılıklı hakaret yarışına döndüğü görülüyor. Böyle bir ortamdan ülke sorunlarına çözüm aramak ve bulmak da mümkün değildi. Kısacası, partiler tabanlarını kemikleştirmeye, farklı seslere ve söylemlere tabanlarını kulakları tıkamaya zorladılar. Ciddi bir kamplaşma oluşturuldu. Dileriz bu kamplaşma seçimlerin ardından yerini sükunete bırakır. Eğer, seçimlerden sonra da devam edecek olursa Cumhurbaşkanlığı seçimi  daha gergin bir ortamda, önümüzdeki sene yapacak  genel seçimlerin kampanyası ise çok daha gergin bir havada geçecek demektir. Görünen o ki, insanımıza önümüzdeki senede huzur yok.

Halbuki toplumun dar ve sabit gelirli kesimi ciddi bir geçim sıkıntısı içinde. İşsizi iş sahibi yapmak, dar ve sabit gelirlilerin milli gelirden paylarına düşeni artırarak, onlara rahat nefes aldırması gereken iktidar sahipleri bir takım yardımlarla insanları oyalamaktadırlar. Yani, insanların devlet yardımına ihtiyaç duymadan hayatlarını sürdürebilmeleri gerekirken maalesef belediye arabaları mahallerde ekmek dağıtarak, hasta anne ve babasına ya da çocuğuna bakıyor diye insanlar maaşa bağlanarak ya da çocuk başına belli bir para ödeyerek sorumluktan kurtulmaya çalışıldığı görülüyor.

Dar ve sabit gelirlilerin durumunda maddi bir rahatlama sağlanamazken, ısrarla toplum tüketime yönlendiriliyor. Sonuçta insanlar dokunsan patlamaya hazır bombaya dönüşüyor. Birbirine tahammülü olmayan, ruhundaki sevgi ve saygı tomurcuklarını kırıp atmış sadece daha fazla kazanma arzusunun ön plana geçtiği maddi bir dünya oluşturulmuş durumda. Böyle olunca da toplumuzda ciddi bir sosyal bozulma görülüyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)’in verilerine göre ülkemizde boşanmalarda ciddi bir artış gözlenmeye başlamış. Yani artık eşlerin birbirlerine tahammülü kalmamış, ”Evlilikler inceldiği yerden kopuyor”. Uzmanlar boşanmalardaki artışı çeşitli sebeplere bağlarken kadının ekonomik bağımsızlığına kavuşması ile modernleşme, yani Batılılaşmaya özellikle vurgu yapıyorlar. Batılılaşma kendi medeniyet değerlerimizi bir kenara iterek Batı’ya benzeme olarak nitelendirildiğinde ortaya ne kendisi kalabilmiş ne de Batılı olabilmiş karma bir toplum çıkıyor. Toplumsal çözülme de diyebileceğimiz bu durum karşısında Meclis’te temsil edilen partilerin bir teklifi olmadığı gibi hedefi daha fazla Batılılaşmak. Saadet Partisi’nin teklifleri, biz biz olarak kalalım, taklitle medeniyet olmaz diyen sesi ise gürültü arasında kaybolup gidiyor.

- Milli Gazete, Abdülkadir Özkan tarafından kaleme alındı
https://www.milligazete.com.tr/makale/857956/abdulkadir-ozkan/ulke-sorunlarina-sira-gelmeden-secim-geldi