Riyakarlığı teşvik ediyoruz

Fatma Tuncer
Fatma Tuncer

Kar tanesi kadar berraktır çocukların kalbi. Onlar yalan,

hile ve çıkarcılık nedir bilmezler. Hayatı olduğu gibi görür ve olduğu gibi

kabul ederler. Fakat biz anne-babalar onların benliğine hile ve kötülükleri

ekerek saf tabiatlarının bozulmasına sebebiyet veririz.

Çocuğumuzla birlikte yakınlarımızı ziyarete giderken,

kulağına eğilir, bulunduğu ortamda dikkat çekmesi ve beğenileri üzerine

toplayabilmesi için bazı tavsiyelerde bulunuruz. Çocuğun bütün dikkatini

ötekilerin beğenileri üzerine kurar ve ona olduğundan farklı bir kişilik

oluştururuz.  Çocuk söylenenlerden bir

şey anlamasa da aynen tekrar eder.

Çocuğun her hareketini kontrol altında tutar ve

doğallığını yaşamasına bir türlü fırsat vermeyiz. Ev sahibi elindeki

yiyecekleri gösterir ve çocuğa yer misin diye sorar. Çocuk kendisine uzatılanı

almak için heveslenir fakat uzaktan işaret eder ve çocuğu engelleriz. Maksat

başkalarının nazarında daha iyi görünebilmektir.

Çocuğumuzu okuldan alır ve eve kadar birlikte geliriz.

Fakat arkadaşının sorduğu o soru zihnimizi allak bullak eder ve çocuğu uyarmak

için o anı bekleriz. İçeri girer girmez, çocuğun yakasını toplar, Arkadaşın

sana yakıştırmamış olacak ki, bu ayakkabıları kim aldı diye soruyor. Sen de

annem aldı diyeceğin yerde, küçülmüştü kuzenimden aldım diyorsun. Bizi rezil

ettin, kim bilir arkadaşın ne kadar yoksullar demiştir diye çıkışıyoruz. Bu

saatten sonra çocuk arkadaşları ile ilişkilerini sahip olduğu nesneler

üzerinden kurmayı öğreniyor.

Çocuk, aile ortamında yaşanan bir yoksunluğu dile

getiriyor. Çocuğun duygularını doğal şekilde ifade etmesi bizde büyük

rahatsızlık uyandırıyor ve hemen ağzını kapatıp, uyarıyoruz. Ya da çocuğa namaz

bilinci vermek yerine, neden namaz kılmıyorsun diye cezalandırıyor ve olmadık

hakaretler yağdırıyoruz. Çocuk artık bizi memnun etmek ve evin gözdesi

olabilmek için ev içinde namaz kılıyor fakat dışarı çıktığında namazlarını

geçiriyor.

Çocuğumuzla ilişkilerimizde, onun ne hissettiğini ve

neler beklediğini dikkate almıyor çevre odaklı bir bakış açısı kazandırıyoruz.

Bütün derdimiz el âlem! El âlem yoksul demesin, yalnız görmesin, küçümsemesin,

eleştirmesin, değersiz görmesin El âlemi merkeze alırken kendimizi ve

çocuğumuzu hep devre dışı bırakıyoruz.

İnsanoğlu çevresindeki insanların kendisiyle ilgili duygu

ve düşüncelerine önem verir. Beğenilmek ve sevildiğini bilmek ister. Fakat

bunun dozu iyi ayarlanmalı ve itidal sınırlarını geçmemelidir. Aksi takdirde

kişinin düşünceleri ile davranışları arasında bir uzlaşmazlık ortaya çıkacak ve

huzurunu ortadan kaldıracaktır.

- Milli Gazete, Fatma Tuncer tarafından kaleme alındı
https://www.milligazete.com.tr/makale/855615/fatma-tuncer/riyakarligi-tesvik-ediyoruz