Kudüs 2020

Mustafa Özcan
Mustafa Özcan

Kudüs murabıtı’ olarak tanınan, kendisini bu şehri ve kutsallarını korumaya adamış olan Raid Salah Türkiye’ye gelip gittikçe Yahudilerin Kudüs’le alâkalı 2020 planlarına değinmektedir. Yahudilerin 10 yıllık dilim içinde(2010-2020) Doğu Kudüs’ü yutacaklarını ve tasavvurlarındaki Süleyman Tapınağı’nı  ya da üçüncü mâbedi dikeceklerini öngörmekte idi. Son aylarda yaşadıklarımız ve Filistinlilerin tepkileri bunun kuvveden fiile geçirilmeye çalışıldığını ispatlamaktadır. Tehlike çanları Kudüs için çalmaktadır. Batı ‘zalim ya da mazlum’ İsrail’den yanadır. Arap ve İslâm dünyası ise Arap Baharı’nın estirdiği rüzgârla çalkalanmakta ve Arap Baharı’na ilişkin etki ve tepki istikrarsızlık rüzgârlarını estirmektedir. Halkın iradesine karşı kurulu düzenlerin haşin mukabelesi Arapların zeminini zayıflattığı gibi Filistin’e yönelik dikkatlerini de azaltmıştır. Bunun temelli iki nedeni vardır. Körfez ülkeleri ve Mısır gibi devrimi darbe sürecine çeviren ülkeler bütün mesailerini İsrail’i tarassut yerine Müslüman Kardeşleri bastırmaya teksif etmişlerdir. İkinci olarak Suriye’de hatların kesişmesiyle birlikte Şii-Sünni çekişmesi tırmanmış, yüzeye çıkmıştır. Lübnan ve Irak’tan sonra Suriye, Yemen’in de bu çekişmenin alanı haline gelmesiyle birlikte İsrail Kudüs ve Mescid-i Aksa’ya yönelik planlarını daha rahat işletme atmosferine kavuşmuştur.

*

 Şüphesiz kendi halkına ve iradesine karşı amansız ve acımasız bir kampanya yürüten Arap rejimlerini tasvip etmek mümkün değil. Buna karşı direniş bloğu olarak adlandırılan İran ve mihveri de İsrail’i kıstırmak yerine Suriye ve bölgede Arap Baharı ülkelerinde zemin kazanmak için girdiği mücadele ile İsrail’i rahatlatmıştır. Son Temmuz savaşında Hizbullah Suriye’deki operasyonlarına ara verip kuzeyden cephe açarak Hamas’ın yardımına gitmemiştir. Bu daha öncesinde de olmamıştır. Dolayısıyla Esat rejimine yardımı İsrail’le mücadeleden daha öncelikli görmektedir. 

Kendisine göre Suriye rejimini ayakta tutmayı direniş hattını veya bloğunu ayakta tutmak olarak yorumlamaktadır. Bununla birlikte, sonuç itibarıyla Arapların ve İran’ın iç enerjilerini İsrail yerine kendi aralarında zayi etmeleri İsrail’in planlarının icrasını kolaylaştırmaktadır. Planlarını işleme koymasını kolaylaştırmaktadır. Raid Salah’tan sonra bir makalesini Kudüs 2020 projesine ayıran En Nahar yazarlarından Sarkis Naum İsrail’in Kudüs’ü Yahudileştirme planını fırsattan istifade gerçekleştirme yolunda ilerlediğini hatırlatmaktadır. Kudüs’ün Yahudileştirmesi karşısında ne Araplar ne de İran’ın kılı kıpırdamaktadır. Sadece ve sadece 1948 topraklarında yaşayan Filistinliler ve Makdisliler  murabıtlar vasıtasıyla bu planının önüne geçmeye çalışmaktadır.

*

Murabıt ruhuyla hareket eden Filistinlilere karşı İsrail de rıbat faaliyetlerini yasaklama kararlarıyla önlem almaya çalışıyor. Müslümanlar Filistin davasını unutsalar da Kudüs ve Mescid-i Aksa davasını unutamazlar. Zira bu imanlarının bir parçasıdır. Bununla birlikte İsrail bildiğini okuyor ve hız kesmeden fırsat buldukça planını hayata geçiriyor. Mescid-i Aksa’nın emekli imamı, Filistin Vakıflar ve Dini İşler Bakanlığı Müsteşarı Muhammad Cemal Hasan Seyyid Ebu-l Hunud 2012 yılında Konya ziyareti sırasında alarm zillerini çalmış ve Türk halkına şu mesajı vermiştir: ’İsrail’in 2020 hedefi Kudüs’ün tamamıyla Yahudi şehri olması ve İslamiyet ile Hıristiyanlığa ait buradaki eserlerin yok edilmesidir.’ İsrail şimdi bu planını adım adım uyguluyor. Daha önce Doğu Kudüs’te tek bir sinagog ve havra varken bu sayı 70’i bulmuştur. İsrail ayrıca Aksa’yı yeni kurduğu sinagoglarla kuşatmakta ve sonunda da en azından Sahra Mescidi’ni sinagog haline getirmeyi tasarlamaktadır. İslâm dünyası bir an önce iç kavgalarından kurtularak İsrail’e karşı yekpare ve caydırıcı olmak zorundadır.

- Milli Gazete, Mustafa Özcan tarafından kaleme alındı
https://www.milligazete.com.tr/makale/854615/mustafa-ozcan/kudus-2020