Siyasetimize de yön verecek Miraç olayı

M. Hamdi Güner
M. Hamdi Güner

Peygamber Efendimizin 621 yılında yani Hicret ten bir

buçuk yıl önce gökleri aşarak Cebrail in vahy aldığı son durağı

Sidret-ül münteha ya ve oradan Allah ın Yüce makamı Arş-ı Ala ya çıktığını

tüm hocalarımız özellikle İsra ve Miraç gecelerinde anlatırlar.

Recep ayının 27. gecesinde gerçekleşen bu olay üç safhada

cereyan etmiştir. Birincisi Mekke deki Mescid-i Haram dan Kudüs teki Mescid-i

Aksa ya Burak üzerinde gerçekleşmiş, Mescid-i Aksa dan Sidretü-ül münteha ya

Cebrail in refakatinde gerçekleşmiştir. Oradan Arş-ı Ala ya çıkışı ise nurdan

bir asansörle cereyan etmiştir. Böylece Peygamberimiz 610 yılında Hıra dağında

aldığı risalet (ilahi elçilik) görevini 621 yılında Allah ın özel makamı olan

Arş-ı Ala (en yüksek çatı) ve Kürs te bir kere daha almış olmaktaydı.

Yüce makama varır varmaz Peygamberimizin ilk sözü:

ETTEHİYYATÜ LİLLAHİ VESSALEVATÜ VETTAYYİBAT ifadesi olmuştur. Kısaca meali

şöyledir: Dil, beden ve mal ile yapılan tüm ibadet ve icraatlar Allah içindir,

Allah için olmalıdır  

Peygamberimiz böyle güzel bir taahhütte bulununca Allah

Teâlâ: ESSELAMÜ ALEYKE EYYÜHENNEBİYYÜ VE RAHMETÜLLAHİ VE BEREKATÜHü şeklinde

cevap vermiştir ki anlamı kısaca şöyledir: Ey Peygamber! Allah ın rahmeti,

bereketi ve selameti senin üzerine olsun şeklindedir.

Peygamberimiz Yüce Allah tan böylece selamet (esenlik),

rahmet (maddi ve manevi Nimet) ve bereket garantisini alınca şöyle demiştir:

ESSELAMÜ ALEYNA VE ALA İBADİLLAHİSSALİHİN Yani, selamet, ve bereket bizim ve

Allah ın yani Senin Salih (iyi) kullarının da üzerine olsun. Böylece

peygamberimiz kendisine va d edilen selam, rahmet ve bereketin tüm ümmetlerine

verilmesini istemiştir.

 Dikkat edilirse

kolayca anlaşılacağı gibi Peygamberimiz selametin yalnız kendisine değil

beraberinde olanlara ve bütün iyi kullara da verilmesini dilemiştir.

Öyleyse O nun ümmeti olanlar, yani bütün müslümanlar bir

makam ve mevkie, dolayısıyla da çeşitli varlık ve imkânlara kavuştuklarında

onları sadece kendisine ve kendi aile ve akrabalarına, yandaşlarına tahsis

etmeyip tüm halkına dağıtılmasını temin etmelidir. Halkı pazardan bir filesini

dolduramazken veya doldurmakta zorlanırken makam ve mevki sahiplerinin büyük

zengin olmaları, filolarıyla limanları işgal etmeleri çok yanlıştır. Bu durum

halk arasında fitne uyandırır. Hele de dindarlıktan bahsedenlerin yakınlarını

büyük zengin haline getirmeleri halkı dinden uzaklaştırır, hatta anarşiye sebep

olabilir. Biri yer biri bakar, kıyamet ondan kopar atasözünün işaret ettiği

olaylar meydana gelebilir.

Peygamberimizin 621 yılında taahhüt ettiği devlet

imkânları dâhil ele geçirilen zenginlikleri yalnız çevresine değil tüm ümmete,

hatta ümmet arasında yaşayan tüm insanlara yaygınlaştırma taahhüdünü bütün

müslümanlar her namazda en az iki defa tahiyyat dediğimiz oturuşlarda

yapmaktayız.

Namaz kıldığı halde suyun başına varınca onu daha çok

yakınlarına ve yandaşlarına akıtanların kıldığı namazlar kabul olmamıştır.

Onlar namaz kılarak Allah a yaklaşmak yerine ondan uzaklaşmıştır veya

uzaklaşacaklardır. Nitekim üzerinde kul hakkı olanların kıldığı namaz onları

Allah tan uzaklaştıracağı gerçeği camilerde ve tüm İslami sohbetlerde dile

getirilmektedir. Birkaç gün önce idrak ettiğimiz isra ve miraç gecesini

birbirine tebrik etmiş insanlar ve bu tebriklerine olsun bağlı kalmalıdırlar.

- Milli Gazete, M. Hamdi Güner tarafından kaleme alındı
https://www.milligazete.com.tr/makale/849836/m-hamdi-guner/siyasetimize-de-yon-verecek-mirac-olayi