Özü gülmeyenin yüzü güler mi?

Mehmet Biten
Mehmet Biten

‘’Gün bitti. Ağaçta neş’e söndü.
Yaprak âteş oldu. Kuş da yâkut.’’
Ahmet Haşim, Ağaç

Bugün toplum ekonomik, sosyal ve siyasal olarak bir sıkışmışlığın içerisinde her geçen gün giderek daha çok daralıyor. Daraldıkça da kendisine bir çıkış yolu arıyor. Bu arayışları doğru okumak için topluma kulak vermek gerekiyor. Nasıl bir yol izleneceği ve topluma nasıl güven telkin edileceği en önemli konu başlıkları olarak ortada duruyor. Hayatın doğal akışı içerisinde bu kadar uzun bir süre iktidar etmenin getirmiş olduğu bir takım yozlaşmaların ve çürümelerin olması ve bütün bu kötü gidişattan toplumun her kesiminin etkilenmesi doğaldır. Lakin bu etkilenmenin yanı sıra yapılan her türlü olumsuzluğun bir şekilde yansıması en çok iktidarın kendini tanımladığı küme ile ilişkili olanlara yansıdığı gerçeğini görmezden gelmemek gerekir.

Yirmi yıllık büyü artık bozuldu. Bu saatten sonra ne algının ne de büyük lafların kimse üzerinde bir etkisi kalmadı. Ancak halen daha bir takım aklı, zihni, gönlü mevcut iktidarın kervanlarında yer bulmuş ama fiziki olarak buralarda oyalanan tipler var ki onlar her fırsatta bu iktidarın bütün çetelesini rahmetli Erbakan Hoca’ya temizletmeye çalışıyorlar. Erbakan Hoca’nın konuşmalarından cımbızlayarak seçtikleri bölümleri bağlamından kopararak bunu yapıyorlar. Bunun iyi niyetli bir davranış olduğunu kimse söyleyemez. Bu tür zevatlar bazen dindarlığı tekellerine alarak bazen de tarafgirliklerini maskelemek için muteber bir şahsiyetin (Erbakan Hoca’nın) ardına gizlenerek yapıyorlar.

Oysa rahmetli Erbakan Hoca hayattayken bunu en açık seçik şekilde ifade etmiş ve bunu söylerken de sözlerini yumuşatmamıştır. Şimdi kendilerince bir takım rollere soyunan kendilerince büyüklenen aklı kıt bu insanlara şunu söylemek gerekiyor. İstediğiniz yere gidebilirsiniz ancak Erbakan Hoca’ya iftira atmadan onun ismini hayattayken silmeye çalışanların eksik gedik işlerinin yanına, altına yazmayı bırakın. Saadet Partisi’nin durduğu yer bellidir, zihni her zamanki gibi tertemizdir. Bu hareketin kamburlara ihtiyacı yoktur. Sürekli her türlü kötü gidişatın faturasını halka kesen bir anlayış ile nasıl bir ekonomik mücadele veriliyor olabilir?

Bu noktaya nasıl gelindi, ne oldu da şimdi bu noktadan çıkmak için dil değiştiriliyor? Bütün bunlara insanların inanması nasıl bekleniyor? Hangi saikle böylesi bir zamanda insanların gönüllerini bulandırmak için ortaya çıkıyorlar? Şimdi şunu açıkça söylemek gerekiyor. Bu saatten sonra bu nevi çıkışlar ancak gevezelik olur, başka bir şey olmaz. Meselelerin çözümü için halkın yaralarına merhem olmak için gece gündüz koşturanların, yolda olanların adımlarına adımlarını uydurmak ve yola koyulmaktan başka her şey beyhudedir. Onun için ellerinde zehir kovaları ile meclislerde, sosyal mecralarda vb. ortamlarda tılsımı bozmaya çalışanlar da biliyorlar ki bu yol elbet menzile varır. Unutmamak lazım, özü gülmeyenin yüzü de gülmez. Ne mutlu yolda olanlara! Hoşça bakın zatınıza…

- Milli Gazete, Mehmet Biten tarafından kaleme alındı
https://www.milligazete.com.tr/makale/8422076/mehmet-biten/ozu-gulmeyenin-yuzu-guler-mi