Camiler cazibe merkezi olmalı

Şakir Tarım
Şakir Tarım

Bismillâhirrahmânirrahîm;

SALGIN döneminde İslâmî hayatın gevşediğinin, değerlerimizin gün geçtikçe aşındırıldığının farkında mısınız? Bunu, camilerimizin durumu ve gençlerin ibadetler konusundaki tutumuna bakarak rahatça gözlemleyebilirsiniz! Başta Diyanet olmak üzere, tüm Müslümanlar olarak buna bir çıkış yolu bulmak zorundayız. Camilerdeki “etkin” irşat eksikliği, insan yaklaşımı, hizmet kalitesi gibi konuların büyük bir titizlikle ele alınması gerektiğini düşünüyorum.

Camilerin cazibe merkezi olamayışının sebeplerini hiç düşündük mü? Liseli, üniversiteli gençler niçin camilerde değil? İmam hatip liselerini bile cazibe merkezi haline getiremedik. Sayıyı artırınca bunu sağlayacağımızı sandık. Öğrenci sayısı hızla azalan imam hatip liselerini biliyorum. Bu konuda tedbirlerimiz var mı?

İslâmî hayat kalitesi ile ilgili manzaralar hiç de iç açıcı değil. Müslüman aydınlar gidişattan endişeli. Yusuf Kaplan, “Böyle giderse bu toplum İslâm’ı terk eder ve yok olma sürecine sürüklenir” diyerek şunları yazdı:

“Eğitimin, kültürün, sanatın, medyanın sömürgeci, mankurtlaştırıcı bir zihniyetle adeta yok etmek için savaştığı bir ortamda toplum, genç kuşaklar İslâm’ı terk etmeyecekler de ne yapacaklar? Acil önlemler alınması şart. Türkiye istiklâl ve istikbali tehlikede! Dünyanın tam da İslâm’a şiddetle ihtiyaç duyduğu salgın döneminde bile, İslâm’ın temizlik anlayışı ve koruma yöntemleriyle yenmeye çalıştığı bir zaman diliminde, Türkiye’nin, toplumun İslâm’ı terk ediyor olması ürperticidir, insanlığın geleceği adına!” (Yeni Şafak, 20.07.2020)

İSLÂM BİRLEŞTİRİR

n İSLÂM hayat dinidir. İnsanlığın tamamını kuşatır. Tevhit (Allah’ı birleme) üzerine kurulmuştur. İnsanın fıtrat ve yapısıyla örtüşür. Hükümleri net ve kesindir. Çıkar uğruna eğilip bükülmez. Dünyalığa alet edilmez. Tebliğ; “Bir hakikati olduğu gibi, hiç değiştirmeden muhatabına ulaştırmak”tır. Bunu yapma irade ve karakterine sahip olmayanlar İslâm’ın temsiline soyunmasınlar.

DİB, günübirlik söylemler, politik imajlardan uzak durmalı; çağları aşan ilâhî bir söylem tutturmalı. “Günün adamı” değil; “çağların sesi” olmalı. Politik imgelerden dolayı Cuma’ya gelmeyenlerin vebalini kim taşıyacak? DİB’in bu özelliği basına yansıyor, toplumda çok konuşuluyor. Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, bir video mesajında, “Bıkmadan, usanmadan İslâm davetine devam edeceğiz” (28.12.2020) demişti. Ne olur, hep böyle yapın Sayın Başkan’ım!

Bunun için de, işe “içten” başlamalı, diye düşünüyorum. Toplumun önünde olan hocalarımıza, tam güven duyulacak bir ortam hazırlayın! Daha aktif görev alsınlar. Merkezden hutbe, merkezden ezan, merkezden vaaz hocalarımızı o kadar pasifleştiriyor ki! Kendilerini yetiştirme, araştırma fırsatları ellerinden alınıyor. Kaynakları gösterin, işin çerçevesini çizin; bırakın da hocalar cemaatlerine okuyacakları hutbeleri kendileri hazırlasınlar!

Hutbeler, şehir, kırsal kesim gibi okunacağı yörenin özellikleri dikkate alınarak hazırlanmalı. Monotonluktan kurtarılmalı. İnsana dokunmalı; hayatın içinde olmalı; cemaatin bir problemine cevap verebilmeli. İlgi uyandırmalı; meraklandırmalı. “Hoca bu hafta ne diyecek?” diye cemaat haftayı iple çekmeli.

TEKRARDAN KAÇININ

HUTBELER önemli. DİB, Perşembe gününden hutbeleri yayınlıyor. Meraklılar bir gün önceden okuyabiliyor. Önceden okuyup Cuma’ya giden bir kişi, önceden okuduğunu, mikrofon görevi yapan hocadan tekrar dinliyor. Caminin manevi havası içinde işlenmesi gereken konunun cazibesi kayboluyor. Heyecanı bitiriyor. Din, ilâhî kaynaklıdır. İdeal temsilini Allah Resulü’nde (S.A.V.) görüyoruz. Efendimiz ve 4 büyük halifenin hutbeleri, üslûbu, birleştiriciliği örnek alınmalı. Özlü olmalı, cemaatin tümünü kuşatmalı!

Camideki duyurulara da çekidüzen verilmeli. 3-4 hafta Diyanet Takvimi’nin duyurusunu yapan hocalarımız var. Para toplama konusuna bazen hoca kendini öylesine kaptırıyor ki, cemaatin en yoğun, Cuma’nın en bereketli dakikalarını önceden benzerini duyduğumuz sözlerle geçiriyor. Vaizin duyurusunu yeterli bulmayan bazı hocalar, bir de hutbede anlatıyor. Hâlbuki caminin en görülecek yerine bir “İlân Panosu” konup duyuruların oradan yapılması ne kadar güzel olur!

Hutbelerin kalitesi de önemli! Akait, fıkıh, ahlâk gibi kaynaklar kullanılarak cemaat İslâm’ı araştırmaya ve yaşamaya teşvik edilmeli. Bu görev halisane niyetle yapılmalı. Konuşan hoca, İslâm’ı yaşamakta cemaatten önde olmalı. Diyanet hocalarını seçerken kılı kırk yarmalı. Yapılan görevin kutsiyeti dikkate alınmalı. DİB, personelinin çokluğu ile değil; “hizmet kalitesi” ile konuşulmalı.

İslâm’ı doğru temsil etmeye çalışan hocalarımıza minnettarım. Tek istisnası olmamak üzere, bütün hocalarımız yüklendikleri manevi sorumluluğun “şuurunda” olmalı. Cemaat camiye hoca için değil; ibadet için geliyor. Buna gölge düşürecek tavırlardan kaçınılmalı.

- Milli Gazete, Şakir Tarım tarafından kaleme alındı
https://www.milligazete.com.tr/makale/7845196/sakir-tarim/camiler-cazibe-merkezi-olmali