Korona hayatımızın bir parçası mı olacak?

Abdülkadir Özkan
Abdülkadir Özkan

Zaman geçtikçe korona ile ilgili bilgilerin netlik kazanması, alınacak tedbirlerin de herkes tarafından öğrenilmesi gerekirken böyle olmuyor, her gün yapılan yeni bir açıklama ile kafalar iyice karışıyor. Hâlbuki ortada gerçekten ciddi bir salgın var ise -ki olduğu görülüyor- kafa karışıklığı ister istemez korona ile mücadeleyi zayıflatacaktır. Salgının dünyada ilk görülmesinin ardından önce nereden ve hangi ortamda çıktığı, hayvanların bulaştırıcı olup olmadığı gibi sorular aylarca kafaları karıştırdı. Giderek çıktığı ilk yerde koronaya sanki bir sihirli el değdi buharlaşıp(!) yok oldu. Yok olmadı ise üstü örtüldü. Ancak, yaklaşık iki senedir çıktığı yerde kısa sürede yok edilen virüs dünyayı kasıp kavuruyor. Bu arada virüse karşı aşı çalışmalarının başlatıldığı haberleri uzun süre gündemi işgal etti, ediyor. Ardından, belli kurumların onayı ile aşılar piyasaya sürüldü. Piyasaya ilk sürülen aşının da Çin’de üretildiğinin unutulmaması gerekiyor. Sanki virüs daha görülmeden aşısının çalışmalarına başlanmış gibi bir duygu yayıldı. Bu duygunun yayılması ister istemez aşı karşıtlarının işini kolaylaştırdı.

Aşının uzunca bir süre tek bir ülke ve tek bir firma tarafından üretiliyor oluşu dünyanın çeşitli köşelerinden verilen siparişlerin karşılanmasını engelledi. Ülkemizde de zaman zaman yaşadığımız aşı tedarikindeki aksamalar aşı ile ilgili tartışmaları biraz daha tetikledi. Sonuç olarak piyasaya yayılan kirli bilgiler kafa karışıklığını daha da artırarak, ülke gündeminin başına oturdu. Aradan geçen iki seneye yakın süre boyunca bir netliğin oluşması gerekirken, işler iyice karıştı. Bazı uzmanların(!) gündemde kalma hevesi de eklenince her gün medyada farklı yorumlar ve değerlendirmeler yapılmaya başlandı. Bu arada bazı açıklamalar ile insanları salgına karşı korkutma istekleri de eklenince korona hayatımızın bir parçası haline geldi. Her gün yapılan testler sonucu açıklanan rakamlar ister istemez kafa karışıklığını daha da tetikledi.

Virüs ile ilgili bir süre sonra yeni varyantlar gündeme gelmeye başladı. Bu virüsteki değişimleri ifade eden yeni varyantlar açıklanırken genellikle insanlara etkisi ister az, ister olmasın ister istemez yeni sorular gündeme geldi. Özelikle Delta ve Delta Plus varyantının çok hızlı yayıldığı açıklamaları insanların heyecanını kırdı. Şimdilerde gündeme bir de MU varyantı çıktı. Henüz ülkemizde iki kişide görülmüş olsa da kafalarda yeni sorular oluşmaya baladı. Öyle anlaşılıyor ki virüsle ilgili yeni varyantlar çıkmaya devam ederken nedense yapılan ilk açıklamalarda MU varyantının koronanın en tehlikelisi olduğu  medyaya yansıdı. Peki, en tehlikelisi ise yeni tedbirler neler, diye sormayın böyle bir şey yok. Tüm söylenen maske, mesafe ve hijyen ve aşı olmak. İyi de başlarda tek aşıdan söz edildi, ardından ilk aşıdan 15 gün sonra ikinci aşının yapılması gerektiği belirtildi. Bu da yetmedi şimdilerde üçüncü aşılar için insanlar çağrılıyor. İşin garip tarafı üçüncü aşılarla da korona ile mücadele sona ermeyeceğe benziyor. Çünkü zaman içinde aşılamanın devamı gelecek görünüyor. Derdim aşılamadan kaçılması değil. Ancak, sanki ilk defa uzaya gidiliyormuş gibi virüs ile mücadelede nelerin yapılabileceği yeni yeni öğreniliyor havası esiyor. Böyle olunca yeni varyantlar çıkmaya devam ederse yeni tedbirlerin gündeme gelmesi kaçınılmaz görünüyor. İşin tek sevindirici tarafı gerçekten aşılama ile salgın sona erecekse toplumda aşılamaya karşı var olan direnç kırılmış bulunuyor. Buna alınan tedbirler de etkili oldu. Çünkü aşı olmayanlara bir takım kısıtlamalar getirildi. Test ve aşı mecburiyeti birlikte uygulanmaya başlandı. Özellikle test mecburiyeti de insanları aşıya biraz daha yönlendirmiş durumda ama her gün açıklanan rakamlara bakıldığında ne vakalar ne de hayatını kaybedenlerin sayısında azalma var. Böyle olunca da sanki korona günlük hayatımızın bir parçası olacak ve onunla yaşamayı öğreneceğiz.

- Milli Gazete, Abdülkadir Özkan tarafından kaleme alındı
https://www.milligazete.com.tr/makale/7764209/abdulkadir-ozkan/korona-hayatimizin-bir-parcasi-mi-olacak