Milli Gazete den Mektup

Güzel ve bereketli bir hafta olması dileğiyle Allah ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.

Ne kadar çok şaşırıyoruz; ya da ne kadar çok şaşılacak şey oluyor.

Papa nın küstah açıklamalarına karşı hamaset duyguları kabarıp halkıyla bütünleşme gayreti güden medya, O nun Türkiye ye gelip Türk Bayrağı sallamasıyla kendinden geçti. Öyle ki, bunların yazıp çizdiklerine Vatikan gazeteleri bile gıpta etmiştir. Oysa bize göre Papa, "bunu mezara gömeceğiz" diye mırıldanıyordu bayrağımızı sallarken.

Dinimize ve peygamberimize karşı pervasız bir küstahlığı marifet belleyen Papa ya karşı milletimizde haklı bir öfke oluşmuştu. Yaklaşan seçimleri hatırlayan iktidar, milletin bu tepkisini görünce Papa ile görüşmeyeceğini bazı işleri bahane ederek deklare etmişti. Hem de bir kaç kez. Ama Papa nın ziyareti yaklaştıkça iş anlaşıldı. Meğer AKP ileri gelenlerinin Papa ile görüşebilmek için dökmedikleri dil kalmamış. Sonuçta O nu uçağının merdivenlerinde karşılayarak Vatikan basınından büyük alkış aldılar.

Başbakan ın Papa ile görüştükten sonra nüfusumuzun yüzde 95 inin müslüman olduğunu söylemesi daha da şaşırtıcıydı. Akla gelen ilk şey, "Siz iktidara geldiğinizde binde 1 olan gayr-i müslim nüfus ne oldu da 4 yılda yüzde 5 gibi muazzam bir sayıya yükseldi" sorusu oldu.

Hafta içinde bizi şaşırtan diğer bir olay da Sayın Meclis Başkanı nın kadınlara, dolayısıyla başörtüsüne yönelik açıklamaları oldu. Başkan, "Onlar bizim kölelerimiz değil" diyor.

Sayın Erdoğan için çirkin bir çağrıda bulunmuşlar: "Eşinin başörtüsünü çıkartıp Köşk e otursun."

Biz, Erdoğan ın dört yıldır yapıp ettiklerine bakıp "Köşk e oturmasın" diyoruz. Yoksa, Köşk ün kıstası başörtüsü olsaydı "En iyi adaylardan biri" derdik.

Sayın Meclis Başkanı nın "Onlar bizim kölemiz değil" sözleri kadar, "bu çağrının muhatabı ben olsaydım cevabını verirdim" demiş olması da bizi son derece şaşırttı.

CumhurbaşkanıMeclis seçiyor. Bu efelenmenin sahibi aynı zamanda Meclis in başkanı. Bu sözler herkesten çok O na söylenmiştir.

Çok daha vahim olanı şu ki, "Muhatabı ben olsaydım cevabını verirdim" diyemezsiniz. Siz, sokaktaki insan değil, onların tamamının temsilcilerisiniz. Büyük bir çoğunluğu başörtülü olan insanlarınızın haklarını koruyup gözetmek sizin en başta gelen görevinizdir.

Dört yıl boyunca yan gelip yattıktan sonra, seçim atmosferine girerken böyle efelenmenin oy istismarından başka hiçbir anlamı olamaz.

Neyseki haftanın tamamı böyle karamsar geçmedi. Şükür ki, Saadet Partisi gibi, milletimizin hislerine tercüman olacak bir parti var. Yine boyalı basının küçümsemeye çalıştığı devasa bir mitinge imza atarak müslüman milletimizin kimliğini bütün Batı başkentlerinde bir kez daha gösterdiler.

Her gelişme bir kez daha gözümüze sokuyor; Müslüman kimliğimiz, Yeniden Büyük Türkiye ve Yeni Bir Dünya, bu aziz millet için olmazsa olmaz birer zorunluluktur. Günümüzde yapılacak en önemli cihad işte bu ideal için canla başla çalışmaktır.

- Milli Gazete, Gündem bölümünde yayınlandı
https://www.milligazete.com.tr/haber/776371/milli-gazete-den-mektup