Fonlanma, çökme

Mine Alpay Gün
Mine Alpay Gün

Ülkemiz son günlerde yeni terimlerle karşılaşmakta.

Şaşırmakta mıyız?

Değil.

“Çökme” yi ilk önce, eski İçişleri Bakanının ağzından duyduk:

“Biz burada olmasak mafya çökecekti.”

Sonra makara çözüldü.

Kimler, kimlerin malına çökmemiş ki.

Eski çağlarda bile görülmemiş bir kanunsuzluk, bu modern çağda gemi azıya almış.

Otellere, marinalara, şirketlere, restoranlara çökmüşler.

Ancak şimdi fark etmeyiz ki, mafya; cami otoparklarına bile çökmüş.

Ne çirkin ucube bir kelime çökme.

Fakat aynı zamanda bütün çirkinlikleri, zorbalıkları; o tek kelime tek başına anlatmakta.

Bugünlerde yeni bir kavramımız daha oldu, “fonlanma”.

Çirkinlikte, çökme ile aynı utancı içermekte.

Belgeler ortaya çıktı ki, ülkemizdeki kimi medya kuruluşlarını başta ABD olmak üzere Norveç gibi bazı Avrupa ülkeleri büyük paralarla fonlamışlar.

Tıpkı mafyanın mal varlıklarına çöküşü gibi bazı gazeteciler de; bu ülkenin manevi değerlerine çöküp, para karşılığı yaptıkları pis yayınlarla zarar vermişler.

Türkiye sanki her türlü kirli işin ve kişinin adresi.

İnsani, moral değerler kan kaybetmekte.

Hepimiz fark etmeliydik, LGBTİ severliğin; paralı kalemlerce bu topraklarda tutunması için yarıştıklarını.

PKK'ya ve FETÖ'ye verilen destek de, yine dışarıdaki şeytanların kuklalarının önüne attığı paralarla gerçekleştirilebilmekteydi.

Ülkemizin yüreğini ağzına getiren, başta masum bir ağaç eylemi gibi gösterilen Gezi kalkışmasında onlarca can yitirilmiş, ateşin daha büyük kitlelere sıçrayarak halkın karşı karşıya kalmasına ramak kalmıştı.

Kimse 2 Temmuz 1993 Sivas olaylarını unutmuş değil.

Ülkemizde her zayıf anı kollayan bu odakların maşaları, hazır asker olarak onlara çalışmaktaydı son asırda.

“Refahyol Hükümeti”ni yıkanları nasıl unutabiliriz.

Ordu göreve” manşetleri atarak, askere davetiye çıkaran medyanın hâlâ ortalarda dolaşması, o kışkırtıcı manşetlerden yargılanmaması ayrı utanç.

O tahrik edici manşetlerle geceleri ışık söndürmeler, tencere tava eylemleri mahalle komşularına değin yayılmış, toplumda tedirginlik had safhaya çıkmış, halkın huzuru kaçmıştı.

Niçin, dış şeytanların paralı uşağı olan kalemlerin yangına körükle gitmelerinden tüm bu gerilimli günleri, yüreğimiz ağzımızda yaşamıştık.

Çocukluğumdan beri bilirim büyük gazete denilen, dışarıdan büyük paralar alan zibidilerin aşırı İslam düşmanlığı yaptıklarını. Din adamları, dindarlar karalanır, karikatürlerle eğlencelik edilir, nesillerin dinden uzaklaşması için ne yalan haberler hazırlanırdı.

Yatacak yerleri yok.

Hiç padişah yanlısı değilim ancak Osmanlı hanedanını yurt dışı etmekte bu fonların ne kadar büyük bir katkısı olmuştu.

Bizim hanedanın prenseslerini, Fransa restoranlarında hizmetçi eden bu kafa, İngiltere kraliçesinin günlük hayatını renkli resimlerle her gün halkımıza servis etmekteydi.

Bu zehir yayınlara kimse kalkıp da, “Bize ne İngiltere kraliyet ailesinden” dememekteydi.

Hâlâ bu haberler büyük bir iştahla hazırlanmakta, kendi üyelerinin bile ırkçılıkla suçladığı ailenin, toplumumuzda özendirici bir obje olmasına itina gösterilmekte.

Kraliçe Victoria’nın elbiselerinin giydirildiği çocukların vaftiz törenine kadar ince detayları yazanların ne yapmak istedikleri çok açık.

İnsanımızı saf bulup İngiliz medhiyesi düzmek, bu halka ihanettir başka şey değil.

- Milli Gazete, Mine Alpay Gün tarafından kaleme alındı
https://www.milligazete.com.tr/makale/7513863/mine-alpay-gun/fonlanma-cokme