Yeni dünyanın işlevsiz insan modeli

Fatma Tuncer
Fatma Tuncer

Tarihçi yazar Yuhal Noahharari, Sanayi Devrimi ile birlikte insanın işini makinelerin devraldığını ve bu durumun fertleri boşluğa sürüklediğini ifade eder. Harari'ye göre insanın iki temel özelliği var; fiziki özellikler ve bilişsel özellikler… Sanayi Devrimi ile birlikte insanın fiziki yeteneğine ihtiyaç kalmadı, artık bireylerin yapacağı birçok işi fabrikalar devraldı ve insanlar işlevini kaybetmiş bir nesneye dönüştüler.

İnsanların bir engel olarak gördükleri meşgaleler, bitmek bilmeyen koşuşturmacalar aslında önemli bir boşluğu dolduruyor ve hayatı anlamlı kılıyor. İnsan gücü ile yapılan işlerin makinelere devredilmesi ile birlikte ise fertler bunun getirdiği kazanımlardan mahrum kaldılar ve kendilerini araçlardan ayıran yanlarına yani bilişsel yeteneklerine yatırım yapmaya başladılar. Etkin rolünü araçlara kaptıran insan şu günlerde yapay zekadan ve insanımsı robotlardan, teknolojinin baş döndürücü gücünden bahsediyor ve yeni dünyada bu araçların etkin olacağına inanıyor. İlginçtir bizler makinelerin hayatımıza neler getirdiğini ve neler götürdüğünü tartışırken bir anda kendimizi farklı bir noktada bulduk ve robotların işlevini konuşmaya başladık.

Yeni dünya ekseninde yerleşik alışkanlıkların dönüştürüleceği ve hayatın bir çok alanında robotların kullanılacağı, hatta bu araçların öğretmenleri, avukatları, bilim adamlarını işsiz bırakabileceği söyleniyor. Peki, etkin rolünü robotlara kaptıran insan bundan sonraki süreci nasıl yönetecek?  Ya da kendi ürettiği araçların tehdidi karşısında nasıl bir tavır takınacak?  Nitekim insanoğlu hedeflerine koşarken zorlu bir yokuşa tırmanıyordu ki, bu yokuş onun hayatla bağını güçlendiriyor ve kendini iyi hissetmesini sağlıyordu. Meşgaleler insanı fiziken yoruyordu ancak onun sosyal bağlarını güçlendiriyor ve içsel bir zenginliğe dönüşüyordu.

Başını hiç kaldırmadan saatlerce ders çalışan bir genç, üniversite sınavını kazanıp eğitime başladığında tarifsiz bir haz yaşar ve hayatla bağ kurar, bu vesile ile genç, her başarının bir zorluğa tabi olduğunun bilincine varır. Genç, hayallerine ulaşabilmek için birçok şeyden vazgeçer, uykularına veda eder, tahsilini tamamlayıp iş hayatına atıldığında ise her şeyi unutur ve yaşadığı zorlukların kendisine bir kazanç olarak döndüğünü fark eder.

Meşguliyetlerimiz umuttur, başarıdır, sabırdır… Peki,  insanın yapacağı bütün işleri araçlar devraldığı takdirde fertler bu kazanımları nereden sağlayacaklar? Umudun kanatlarına ne ile ulaşabilecekler? Kabul etmeliyiz ki küresel güçlerin yeni dünya tasavvuru, yeryüzünde insanın kendi kaynaklarına vurduğu en büyük darbe ve tarifsiz bir yoksulluk olacaktır. İnsanı, hayatını anlamlı kılan meşguliyetlerinden koparıp işlevsiz bir nesneye dönüştürmek, yalnızlaşmaya ve ruhsal sorunlara davetiye çıkaracak ve geri dönüşü olmayacak zararlara sebebiyet verecektir. Öyle sanıyorum ki insanoğlu gelecekte bunun bir yoksullaşma olduğunun farkına varacak ve kaybettiklerine ulaşabilmek için çareler arayacak. Ve insan o gün şikayet ettiği o yorucu hayatın kendisi için ne kadar anlamlı ve ne kadar önemli olduğunu kavrayıp geçmişe özlemle bakacak. Sabahın erken vaktinde kalkıp çocuklarına helal rızık götürmek için koşturan baba, bu yorucu hayatın kendisini güçlendiren ve hayata bağlayan bir meşgale olduğunu kaybettiğinde anlayacak. İnsan, Allah’ın kendisine bahşettiği etkin rolünü ve meşguliyetlerini kaybettiğinde aslında yaşamın ne kadar anlamsız olduğunu fark edecek fakat geri dönmek sanıldığı kadar kolay olmayacak.

- Milli Gazete, Fatma Tuncer tarafından kaleme alındı
https://www.milligazete.com.tr/makale/7513855/fatma-tuncer/yeni-dunyanin-islevsiz-insan-modeli